“Kar yılı, var yılı” der atalarımız. Bu söz, Anadolu insanının doğayla kurduğu derin bağın, tecrübenin ve umudun kısa ama güçlü bir özetidir. 2026'nın ilk ayında Gaziantep ve ilçelerinde son haftalarda etkili olan kar yağışları da bu sözü bir kez daha hatırlattı hepimize.
Uzun süredir kuraklıkla boğuşan topraklarımız için yağan her kar tanesi, aslında birer umut tohumu oldu. Yer altı su kaynakları açısından büyük önem taşıyan bu yağışlar, aynı zamanda ekinler için de can suyu niteliğinde. Çiftçimizin yüzünün gülmesi, tarlasına daha umutla bakması boşuna değil. Kar, toprağı sadece örtmedi; bereketi, umudu ve yarına dair inancı da beraberinde getirdi.
Gaziantep gibi tarımın halen önemli bir geçim kaynağı olduğu şehirlerde bu yağışların değeri çok daha iyi bilinir. Çünkü bu topraklar bilir ki; kar ne kadar bol olursa, yaz o kadar bereketli geçer. Bu yıl yağan karlar, “acaba bu sene yüzümüz güler mi?” sorusuna güçlü bir “inşallah” cevabı verdi.
Öte yandan, emeklilerimiz ve asgari ücretle geçinen vatandaşlarımız için hayat halen kolay değil. Verilen zamlar, artan hayat pahalılığı karşısında beklentileri tam anlamıyla karşılamıyor. Pazarda, markette, mutfakta yaşanan sıkıntılar herkesin malumu. Ancak insan bazen umutla ayakta kalır. İşte bu noktada, kar yağışı sadece toprağa değil, insanların yüreğine de düşüyor.
Belki ekonomik tablolar bugün çok parlak değil ama doğanın verdiği bu mesaj, 2026 yılı için umutlanmamız gerektiğini söylüyor. Kar yılı var yılı olur mu, bunu zaman gösterecek. Ama şurası kesin ki; umut olmadan ne üretim olur ne de yarınlara güvenle bakılabilir.
Temennimiz o ki, 2026 yılı gerçekten “kar yılı, var yılı” olsun. Çiftçimizin emeği karşılığını bulsun, sofralar bereketlensin, dar gelirli vatandaşlarımız biraz olsun nefes alsın. Karın beyazlığı gibi tertemiz ve bereketli bir yıl olsun…