Yaklaşık iki haftadır Gaziantep’i etkisi altına alan kar yağışı ve ardından gelen yağmurlar, sadece toprağı değil, gönülleri de ıslattı. Uzun süredir kuraklıkla mücadele eden bu kadim şehir için yağan her damla su, aslında bir umut, bir nefes oldu.
Kurak geçen aylar boyunca en çok çiftçimizin yüzü asıktı. Toprak susuz, gökyüzü cimriydi. Yeraltı su kaynakları alarm verirken, tarlalar bereketi özlemişti. Çünkü bu topraklar bereketlidir; yeter ki suyla buluşsun. İşte tam da bu noktada yağan kar ve yağmur, sadece bir mevsim olayı değil, adeta bir rahmet kapısı oldu.
Kar, toprağın en sessiz ama en etkili ilacıdır. Yavaş yavaş erir, toprağın derinliklerine iner, yeraltı su kaynaklarını besler. Ardından gelen yağmur ise yeryüzündeki hayatı canlandırır. Bu iki haftalık süreç, Gaziantep’in hem bugünü hem de yarını için büyük önem taşıyor.
Çiftçinin yüzünün gülmesi, aslında herkesin yüzünün gülmesi demektir. Çünkü tarım varsa üretim vardır, üretim varsa bereket vardır. Bereketli topraklar, ancak suyla anlam kazanır. Uzun süredir susuz kalan Gaziantep toprakları, nihayet hak ettiği nimete kavuştu.
Temennimiz odur ki bu yağışlar yaz aylarına da olumlu yansısın. Barajlarımız dolsun, yeraltı sularımız zenginleşsin, tarlalar ürünle şenlensin. Gaziantep, bereketli topraklarının karşılığını bu yaz fazlasıyla alsın.
Kısacası, gökten yağan sadece kar ve yağmur değil; umut, bereket ve geleceğe dair güçlü bir inançtır. Dileriz ki bu rahmet, Gaziantep’in yüzünü uzun süre güldürmeye devam eder.