Bu hafta sonu milyonlarca gencimizin kaderini etkileyen Yükseköğretim Kurumları Sınavı heyecanı yaşandı. Cumartesi ve Pazar günü Türkiye’nin dört bir yanında gençlerimiz, aileleriyle birlikte büyük bir sınav maratonunun içine girdi.
Aslında bu sınav, sadece bir yılın emeğinin karşılığı değil… Bir çocuğun 18-19 yıllık hayat yolculuğunun, hayallerinin, umutlarının ve fedakârlıklarının bir yansımasıdır. Kimi doktor olmak için, kimi öğretmen, mühendis, avukat ya da sadece ailesine daha güzel bir gelecek sunabilmek için ter döktü.
Elbette sınavın kuralları vardır. Elbette disiplin önemlidir. “Erken kalkan yol alır” sözü de doğrudur. Ancak hayat bazen planlandığı gibi gitmez. Trafik olur, araç arızalanır, beklenmedik aksilikler yaşanır. Bu nedenle bazı öğrenciler sınava geç kaldı. Kimisi okul bahçesine, kimisi sınıfına giremedi.
Fakat Osmaniye’de yaşanan bir olay, hepimizin yüreğini burktu. Bir kız öğrencinin saniyelerle sınav kapısında bırakılması… Üstelik görüntülerde iki görevlinin adeta acele ederek, koşarak kapıyı kapatması…
İşte buna insan olarak üzülmemek mümkün değil.
Kurallar uygulanmalıdır; buna kimsenin itirazı yok. Ancak kuralları uygularken vicdanı, merhameti ve insanlığı da kaybetmemek gerekir. Çünkü karşınızdaki kişi bir suçlu değil, hayalleri olan, geleceği için mücadele eden bir gençtir.
O kapının kapanmasıyla birlikte sadece bir demir kapı kapanmadı… Belki bir genç kızın hayalleri, umutları ve aylarca, hatta yıllarca verdiği emek de o kapının arkasında kaldı.
Peki şimdi ne olacak?
O genç kızın psikolojisini kim düzeltecek?
Aylarca yaşadığı stresin, gözyaşının hesabını kim verecek?
Belki yeniden hazırlanacak, belki bir yılını daha kaybedecek, belki de bu travmayı uzun süre unutamayacak.
Bir eğitimci, bir görevli, bir yetişkin önce insan olmalıdır. Eğitim sadece kuralları öğretmek değildir; empatiyi, merhameti ve vicdanı da içinde barındırmalıdır. Düşmanınıza bile yapmayacağınız bir davranışı, geleceğini kurmaya çalışan bir gence yapmak hangi vicdana sığar?
Evet, kurallar önemlidir.
Ama bir saniyenin bir insanın hayatını bu kadar ağır etkilemesine seyirci kalmak da kabul edilebilir değildir.
Toplum olarak kendimize şu soruyu sormalıyız.. Bir saniye için kapıyı kapatırken, o çocuğun ömrü boyunca taşıyacağı yükü hiç düşündük mü?
Umarım bu olay tüm yönleriyle değerlendirilir ve gerekli incelemeler yapılır. Çünkü mesele sadece bir sınava giremeyen öğrenci meselesi değildir.
Mesele, kurallar ile vicdan arasında kurduğumuz dengedir.
Ve unutmayalım…
Bazen bir saniye, bir insanın bütün hayatını değiştirebilir. O yüzden kapıları kapatmadan önce vicdanımızın kapısını açmayı bilmeliyiz.