Son dönemde nereye baksak, kiminle konuşsak konu dönüp dolaşıp aynı yere geliyor.. Asgari ücret artışının sevincini tam yaşayamadan, iğneden ipliğe gelen zamlar maalesef o artışın bereketini gölgeledi. Akşam başımızı yastığa koyduğumuz fiyatla, sabah uyandığımızda karşılaştığımız fiyat arasındaki uçurum artık sadece bir ekonomik veri değil, bir yorgunluk emaresi haline geldi.
Sadece kendi içimizde değil, dünya dev bir türbülansın içinde. Venezuela’daki siyasi çalkantılardan Suriye’deki bitmek bilmeyen istikrarsızlığa kadar her olay, küresel ekonominin damarlarını tıkıyor. Petrol fiyatlarındaki oynamalar, doların ateşi ve altının güvenli liman arayışıyla yükselmesi, maalesef doğrudan bizim mutfağımıza, depomuza ve cebimize yansıyor. Akaryakıta gelen her zam, nakliyeden gıdaya kadar her şeyin zincirleme bir şekilde pahalanması demek.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Yazıda da vurguladığımız gibi; eğer Türkiye, temelleri sağlam, kriz tecrübesi yüksek ve toplumsal dayanışması güçlü bir ülke olmasaydı, bugün dünyayı kavuran bu ekonomik fırtına bizi çok daha derin karanlıklara sürükleyebilirdi.
Birçok ülke enerji kriziyle karanlığa gömülürken veya rafları boş kalırken, bizler her şeye rağmen çarkları döndürmeye devam ediyoruz. "Çok şükür ayaktayız" demek, zorlukları görmezden gelmek değil; aksine bu kadar badireye rağmen yıkılmayan bir iradeyi selamlamaktır.
Vatandaşın tek isteği var.. Öngörülebilirlik. Akşam yattığında sabah neyle karşılaşacağını bilmek, emeğinin karşılığının enflasyon karşısında erimediğini görmek istiyor. Dünya krizlerle boğuşurken, içerde de dar gelirliyi koruyacak adımların atılması, piyasa denetimlerinin sıkılaşması ve bu zam yağmurunun dindirilmesi en büyük temennimiz.
Zor bir dönemden geçiyoruz, bu bir gerçek. Ama Türkiye, tarih boyunca her türlü ambargoyu, krizi ve saldırıyı göğüslemiş, her seferinde küllerinden doğmayı başarmış bir ülke. Bugünlerin de geçeceğine olan inancımızı korurken, bir yandan da ekonominin direksiyonundaki hamlelerin bir an önce refah olarak halka yansımasını bekliyoruz.