Bu satırlarda Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi'nin içinde bulunduğu durumu defalarca yazdım. 50 yıllık Anadolu Kaplanı, yok oluyor, bitiyor uyarısında bulundum. Tabi, biz yazdık, biz dinledik. Ne duyan oldu, ne sorunlarla ilgilenen, ne de yardım çığlığına cevap veren...
Hala, 2027 sonu veya 2028 başı seçim var, az kaldı, sanayici sabır etsin diyorlar. Hatta, "Kalan sağlar bizimdir" diyenler bile var...
Sanayicinin değil 2027 veya 2028'i, inanın 1 ay sonrasını bekleyecek hali kalmadı. Ne yapılır ne edilir o da bilinmez ama, yapılacak ne varsa, artık çok geç olduğu ortada. Gaziantep sanayisi acı ama gerçek şu ki, bitiyor.
Gelinen noktada, bütün suçu elbette iktidara atmak da doğru değil. Özellikle pandemi döneminde paranın çok ama çok ucuz olduğu günlerde, kredi çekip parasını gayrimenkule yatıran sanayicinin de gelinen noktada elbette suçu var. Buna ilave olarak, önce Rusya-Ukrayna savaşıyla sarsılan dünya ekonomisi ve en son kapımızdaki ABD-İsrail-İran savaşı da işin tuzu biberi oldu. İçerdeki popülist politikalara, bir de daralan dünya ekonomisi eklenince, reel sektörün, ucuz işçiliğin olduğu ülkelerle rekabet şansı kalmadı. Hatta, yatırımlarını o ülkeye kaçıran sanayiciler bile oldu.
İşçilik başta olmak üzere sürekli artan işletme giderleri, dolaylı ve doğrudan vergileri bir kenara bıraktım, mevcut yüksek faize dayalı ekonomi politikası gelinen noktanın en büyük sebebi diyebiliriz.
Düşünün, 10 lira kazanıyorsunuz ama, 15 lira faiz ödemeniz var. Bunun sürdürülebilmesi mümkün değil. 94 krizinden bugüne yaşanan krizlere Gaziantep sanayicisi hep borçsuz ve özsermayesi güçlü olarak girmişti. O yüzden de her krizi fırsata çevirip, kriz dönemlerinde daha da büyümüştü.
Ama, son 10 yıldaki aşırı borçlanma ve beraberinde gelen hem içerdeki, hem de dünya genelindeki krizler, Gaziantep sanayicisi işin sonun başlangıcı oldu. Ve maalesef krizlere bu kez en kötü dönemde yakalanıldı.
Sanayici, tüm kazandığının üzerine, faiz koyup, bankalara olan faiz borcunu ödemeye çalışıyor. Öyle firmalardan öyle haberler duyuyoruz ki inanılır gibi değil...
Bankalara borcu olmayan sanayici yok desem abartmış olmam. Kentin en önde gelen firmalardan birisinin 2.5 Milyar Dolar banka borcunu duyunca Gaziantep için resmen ürperdim. Büyük-küçük aklınıza kim geliyorsa, herkes borçlu.
Gaziantep OSB'ye, firmaların elektrik borcunun 200 milyon doları geçtiği söyleniyor. Üretim durmasın diye elektrik şalterileri kapatılmıyor ama, bu ne kadar sürdürülebilir kimse bilemiyor.
6. OSB'de, yatırım için arsa alan girişimciler, borçlarını ödeyemedikleri için aldıkları arsaları bir bir iade ediyorlar. Yatırım için 2 yıl şartını geçen firmalara ise ek süre verilse de, bir çoğu bu ortamda yatırımı düşünmüyor.
İstihdam zaten yerlerde sürünüyor. 2 yıl önce 1600 kişi istihdam eden bir sanayici, bugün 1000 kişinin altına düşmüşse ve kapasiteyi de yüzde 20-30'lara çekmişse, varıın gerisini siz düşünün.
Belki ağır gelecek ama işte bu nedenle diyorum ki, Gaziantep; sanayisi bitti, artık uzatmaları oynuyor. Geçtiğimiz hafta imalat sanayisi için açıklanan milyarlık kredi paketini sanayiciye sorun bakalım, nasıl karşılamış?
Korkarım önümüzdeki günler Gaziantep'te konkordato ve iflaslar açısından çok daha hareketli geçecek. Acı ama, gerçek bu.