Sayın Melih Meriç’in bıçaklanması toplumda infial yarattı.

Kınamalar yapılıyor, tepkiler gösteriliyor. Saldırganın suç kayıtları paylaşılıyor.

Şaşkınlık ifadeleri, siyasetin neden bu duruma geldiğine yönelik yorumlar…

Ama hepsi klavye başında…

Merak etmeyin bir ay sonra her şey süt liman olur. Hepsi unutulur. Aynı aymazlığa kaldığımız yerden devam ederiz.

**

Sayın Meriç’in bıçaklanmasına şaşıranlar, sadece iki-üç gün önce Menderes Belediyesi’ndeki yumruklaşmayı izlediler.

Orada kan akmadığı için çok dikkat çekmedi. Hatta şiddet olayında taraf tutanlar oldu.

Milletvekillerinin meclisteki yumruklaşmalarını sıradan bir olay gibi takip ediyoruz.

İktidarından muhalefetine, kavga için hazır bekleyen milletvekillerimiz var. Kendi tarafımızdaysa övgüyle bahsediyoruz onlardan.

Sonra da bugün hep birlikte şiddeti kınıyor, eleştiriyor, bu hale nasıl geldiğimize şaşırıyoruz.

“Herkes şiddete karşı ise, bu şiddet nasıl yaygınlaşıyor?” diye sorma gereği duymuyoruz.

“Ben şiddete meyilli miyim?” diye soran var mı?

Peki haklı olmak, şiddetin gerekçesi olarak kabul edilebilir mi?

Sevdiği için yaptığını söyleyen katiller dolaşıyor aramızda…

***

Saldırganın bu kadar suç dosyası ile nasıl ilçe başkanlığı yaptığı konuşuluyor.

Sanki ilk defa oluyormuş gibi.

Daha önceki dönemlerde, nice yolsuzluktan, uyuşturucudan, yüz kızartıcı suçlardan ceza almış kişiler yönetimlerde yer aldı. Neye yarıyor bu sabıka kayıtları? Sıradan bir prosedür mü bu kayıtları istemek? Siyasal hesaplar, pazarlıklar kapatıyor, sabıkaların üstünü.

Muhalefet partisinde de aynı durum var, iktidar partisinde de…

Siyaset işi gücü olmayanların meşgalesi olmuş durumda.

Aklı selim, temsil yeteneği olan, liyakat sahibi, ahlaklı insanların bir yere gelmesinin mümkün olmadığı bir noktaya geldi siyaset müessesesi…

Futbolcudan daha fazla transfer yapan milletvekillerinin cirit attığı, siyasi ilkelerin, siyasi ahlakın ayak altı edildiği, liyakatin değil paranın konuşulduğu ortamda yaşananlara neden şaşırıyorsunuz?

**

Geçen hafta belediye başkan adaylığı için Hasan Nesanır’dan 200 bin dolar istenildiği bir programda dile getirildi. Aylar öncesinden bizim de duyduğumuz, ama kanıtı olmadığı için işleyemediğimiz bir iddiaydı… Ne oldu? Herkes kör ve sağır değil mi?

Bu, ne ilk, ne de son para konusuydu…

Her seçim döneminde de para iddiaları havada uçuşur. Liyakate değil, paraya bakar yöneticiler.

Hem de ne şekilde elde edildiği belli olmayan paraya…

Para aday yapıyor. Ama vasıfsızlığı, yetersizliği örtemiyor.

Sadece CHP’de varmış gibi davrananlar, İyi Parti’nin birinci sırasının nasıl verildiği ile ilgili iddiaları duymadılar mı?

O milletvekili şimdi Ak Parti’de… Ahkam kesenlerden ses duyuyor musunuz?

Liyakatleri bir tarafa bırakılıp, mevcudiyetleri rakama indirgenen, +1 olarak muamele gören milletvekillerinden ses çıkıyor mu?

Yalanın, dolanın, iftiranın siyaset olarak yutturulduğu, şiddetin, kavganın işin doğası haline geldiği siyasette yaşanan bıçaklama olayına şaşırıyoruz.

Kendi elimizle yarattığımız canavara şaşırıyoruz.

**

Emin olun; sırf siyasi görüşleri nedeniyle, bir insanın bıçaklanmasına “oh olsun” diyenler dolaşıyor aramızda.

Halkın, halkı temsil ettiğini söyleyenler tarafından ötelendiği, ahlakın ahlakı savunduğunu söyleyenler tarafından bitirildiği bir dönemde, şiddetin göz göre göre toplum içerisine yerleşmesini izliyoruz.

Peki bir şey yapıyor muyuz?

Melih Meriç bıçaklanırken izleyenlerin görüntüleri hiçbir şey yapmadığımızı net bir şekilde ortaya koymuyor mu?

Onlar olay yerinde, biz ekranlarda izliyoruz şiddeti…

Toplum olarak önleyebileceğimiz şiddeti, hep birlikte izleyip;

Sonra da ŞAŞIRIYORUZ geldiğimiz noktaya…

Sayın Milletvekilimize bir kez daha acil şifalar diliyor, geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum…