Kırtasiyecinin Ekmeği Zincir Marketlerin sepetinde mi?
Takvimler yeni bir eğitim-öğretim yılının eşiğini gösterdiğinde, evlerde "okul heyecanı" başlar; esnafta ise "yaşamak için direnme" telaşı... Eylül kokusu, henüz yapraklar sararmadan mahalle kırtasiyelerinin vitrinlerine siner. Defterlerin hışırtısı, rengârenk boya kalemlerinin dizilişi, okul heyecanının en masum ve en gerçek tanığıdır. Ancak son yıllarda bu masumiyet, devasa market zincirlerinin soğuk ve endüstriyel reyonlarında gölgeleniyor.
Okulların açılmasına sayılı günler kala, gıda perakendeciliğinin devleri; patatesin, sütün, deterjanın yanına sırt çantalarını, mataraları ve lisanslı defterleri diziyorlar. “Herkes kendi işini yapsın” feryadı, yıllardır bu ülkenin sokaklarında yankılanıyor ama betonarme mabetlerin kulelerinden duyulmuyor.
Pazarın Kuralları ve Esnafın Yanlılığı
Bir zincir market, toptancısından binlerce tonluk alım gücüyle öyle indirimler koparır ki, mahalledeki o emektar kırtasiyeci o fiyatın yanına yaklaşamaz bile. Tüketici için ilk bakışta "ucuzluk" gibi görünen bu tablo, aslında mahalle kültürünün, esnaflık ahlakının ve güvenin yavaş yavaş ölüm fermanıdır.
Peki, soralım o zaman: Zincir marketler kırtasiye reyonlarını doldurduğunda, köşe başındaki kırtasiyeci ne satacak? Domates mi, zeytin mi? Yoksa mahallelinin veresiye defterine yazdığı hatıraları mı?
Esnaf sadece mal satan bir tüccar değildir; mahallenin emniyet sübabıdır. Anahtarı emanet ettiğimiz, çocuğumuz okuldan döndüğünde güvendiğimiz limandır. Market reyonları ise soğuktur; orada ne bir tavsiye bulabilirsiniz ne de "Ağabey, bu silgi çocuğun elini acıtır, şundan verelim" diyen samimi bir esnaf sesi.
Birlikte Yaşama Kültürü Nereye Gidiyor?
Kapitalizmin kuralsız iştahı, küçük esnafı adeta köşeye sıkıştırmış durumda. Yılın on bir ayı gıda satıp, çocukların en heyecanlı döneminde "kırtasiye vurgunu" yapmak, piyasa dengesini altüst ediyor. Kırtasiyeci kışın kağıt kalem satarak kazandığıyla yazın kirasını, kuryesini, çalışanını öder. Sezonluk vurgun peşinde koşan dev marketler ise o küçük esnafın o bir yıllık nefesini üç haftada tüketiyor.
Birilerin bu Ranta Dur Demesi Lazım...
Devletin ve yerel yönetimlerin, bu "herkes her şeyi satar" kargaşasına bir sınır, bir nizam getirmesi şarttır. Mesleklerin sınırları, haksız rekabetin duvarlarıyla korunmalıdır. Aksi takdirde, birkaç yıl sonra çocuklarına okul alışverişi yapacak mahalle kırtasiyesi bulamayacağız; mahallelerimiz ruhunu yitirmiş, beton duvarlar arasında birer alışveriş merkezine dönüşecek.
Unutmayalım; kırtasiyecisini kaybeden bir mahalle, hafızasını ve çocukluğunun en güzel kokusunu kaybeder.