Gaziantep denince akla ilk gelen lezzetlerin başında baklava gelir. Asırlık bir ustalığın, emekle yoğrulmuş bir kültürün, sabrın ve alın terinin adıdır baklava. Ancak ne yazık ki 2025 yılı, baklava için ustalığın değil “oyunun” yılı oldu.
Aynı şehirde, aynı sokakta hatta bazen yan yana iki dükkânda bile baklavanın tepsisi biri 700 TL, diğeri 900 TL’den satıldı. “Gerçek baklava” denilenin kilosu ise 1.500 TL’yi buldu. Vatandaş doğal olarak sormaya başladı, Hangisi gerçek? Hangisi Gaziantep baklavası?
2026 yılına girmiş bulunuyoruz ve görünen o ki fiyatlar daha da artacak. Sosyal medyada bol bol video atan, vitrin süsüyle algı oluşturan bazı işletmeler, baklavayı adeta borsa malına çevirmiş durumda. Görüntü var, şov var; peki içerik?
Sade yağ mı bu, yoksa margarin mi? Şeker mi kullanıldı, glikoz mu? Fıstık boz fıstık mı, yoksa rengi yeşile boyanmış başka bir şey mi? Unu, suyu, oranı ne? İşte bu sorular cevap bekliyor...
Vatandaş artık baklavayı yerken bile şüphe ediyor. Çünkü ortada ciddi bir güven sorunu var. Gaziantep baklavası denildiğinde akla gelen kalite, bugün ne yazık ki her dükkânda karşılık bulmuyor. Bu da hem tüketiciyi mağdur ediyor hem de işini hakkıyla yapan gerçek ustalara büyük haksızlık.
Ben 2025 yılında baklavada ciddi fiyat oyunları oynandığını yazmıştım. Bugün geldiğimiz noktada bu durum daha da belirgin hale geldi. Artık sadece yazmak yetmiyor; denetim şart.
Gerçek sade yağla, gerçek şekerle, gerçek boz fıstıkla yapılan baklavanın korunması gerekiyor. Coğrafi işaret sadece tabelada değil, tepsinin içinde de olmalı. Aksi halde Gaziantep baklavası, kendi memleketinde değer kaybeder.
Dileğim odur ki 2026 yılı, baklava için bir toparlanma yılı olsun. Denetimler artsın, standartlar netleşsin. Gerçek baklava hak ettiği değeri görsün, sahte olan ise ayıklansın.
Çünkü baklava sadece bir tatlı değil; Gaziantep’in namusudur, markasıdır.