İtibardan tasarruf yapmayan iktidar, engellilerden tasarruf yapıyor. 27 yaşına gelmiş, engeli ne olursa olsun engelli eğitimine ödeme yapmayacak.
Diyanetin personel yemeğine, Milli Eğitim Bakanlığının Antalya’daki bürokrasi toplantısına milyonlar ödeyen, bir bakanın misafir ağırlaması için yüz milyon lira ayıran, ithal lüks makam araçlarıyla dolaşan bürokratlardan ve her yıl binlerce yeni makam araçları alan, kiralayan iktidar bunlardan tasarruf yapmayı düşünmezken engellilerin eğitiminden tasarruf yapmayı düşünüyor.
27 yaşından gün alan özel gereksinimli bireylerin devlet destekli özel eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerinin sona erdirilmesi düşünülmektedir. Bu durum ciddi sosyal ve insani sonuçlar doğuracaktır.
Özel gereksinimli biteyler için eğitim ve rehabilitasyon hizmetleri, belirli bir yaş dönemine özgü değil, bireyin iletişim becerilerini, toplumsal katılımını ve bağımsız yaşamını destekleyen, süreklilik gerektiren bir süreçtir. Bu hizmetler, kazanılmış becerilerin korunması ve yaşam kalitesinin sürdürülebilmesi açısından çok büyük önem taşımaktadır.
27 yaş ve üzeri özel gereksinimli bireylerin devlet destekli rehabilitasyon hakkının kesilmesi, bir tasarruf kalemi değildir. Bu hayatları durdurmaktır. Sürekli eğitim bir maliyet değil, insan onurunun, kazanılmış hakların ve toplumsal sorumluluğun gereğidir. Bugün “tasarruf” denilerek yapılan kesintiler yarın çok daha ağır sosyal ve ekonomik yıkımlar olarak karşımıza çıkacaktır.
Eğitimi kesilen sadece 27 yaş üzeri engelli bireyler değil, aileler, emekler ve yıllarca verilen mücadeledir.
Bu yaş grubunda eğitimi durdurmak, geçmişte verilen tüm eğitimleri de boşa çıkarmaktır.
Özel eğitim ödeneği bir sosyal yardım değil, bireyin işlevselliğini koruyan, aile üzerindeki bakım yükünü azaltan ve kamunun uzun vadeli sağlık ve bakım harcamalarını düşüren önleyici bir kamu hizmetidir. Bu yaşta eğitimin kesilmesi, hem bireyler hem aileler hem de kamu açısından telafisi güç sonuçlar doğuracaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının eşitlik ilkesi, eğitim hakkı ve engellilerin korunmasına ilişkin hükümleri, 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanun ve Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engelli bireylerin yaşam boyu destek hizmetlerine erişimini güvence altına almaktadır. Mevzuatta, özel eğitimin yaşa bağlı olarak sınırlandırılmasına veya ödeneğin kesilmesine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Güncel nörobilim araştırmaları, beynin ileri yaşlarda dahi öğrenmeye ve yapısal değişime açık olduğunu göstermektedir. Bu bilimsel gerçeklik, ileri yaşlarda eğitimin “etkisiz” olduğu iddialarının geçersizliğini açıkça ortaya koymaktadır.
Otizm, çocuklukla sınırlı bir durum değildir, yaşam boyu süren nörogelişimsel bir farklılıktır. Bu nedenle otizmli bireylerin destek ihtiyacı da yaşam boyudur. Özel eğitim yalnızca çocukluk döneminde kazanım sağlamaya yönelik değil, ileri yaşlarda kazanılmış becerilerin korunmasını, işlevselliğin sürdürülmesini ve yaşam kalitesini arttırılmasını amaçlayan temel bir haktır.
Telafisi güç sonuçlar doğuracak bu durumdan bir an önce vazgeçilmesini umuyor ve bekliyoruz.