CHP’nin 39. Olağan Kurultayı hafta sonu tamamlandı. Genel Başkan Özgür Özel’in tek aday olarak girdiği kurultayda doğal olarak tüm dikkatler Parti Meclisi listesine çevrilmişti.
Çünkü son 10 yılda PM’de yer bulamayan illerin başında Gaziantep geliyordu ve uzun bir aradan sonra kentin yeniden temsil edilmesi için güçlü bir beklenti oluşmuştu.
Bu beklentiyi tetikleyen en önemli unsur, Özgür Özel’in 10 gün önceki Gaziantep ziyaretinde söylediği sözlerdi. Açık ve net şekilde “Gaziantep’i kazanmadan Türkiye’yi kazanamayız” diyen Özel, hem örgütte hem seçmen tabanında “Bu kez olacak” düşüncesi yaratmıştı. Yıllardır PM’de temsil edilmeyen Gaziantep’in yeniden ana kadrolarda yer alabileceğine dair umut, belki de hiç olmadığı kadar yüksekti.
Ancak siyasetin kadim gerçeği bir kez daha kendini hatırlattı: Dün dündür, bugün bugündür.
Özel’in Kilis programı kapsamında Gaziantep’e yaptığı kısa uğrak, ilk anda örgütü motive eder gibi görünse de, aslında sadece tansiyonu düşüren, gaz almayı amaçlayan bir ara mola niteliğindeymiş. Kurultayda ortaya çıkan tablo sonrası bu durum çok daha net anlaşıldı.
Kulislerde konuşulanlar ve ortaya çıkan PM listesi şunu gösteriyor:
Kilis’ten listeye giren isimler varken, Gaziantep bu kurultayda yine pas geçildi.
Bu da şu soruyu kendiliğinden gündeme getiriyor:
Özel’in Gaziantep ziyaretinde sarf ettiği sözler, sadece o günün atmosferine göre kurulmuş cümleler miydi?
CHP’nin Gaziantep’te aslında PM için değerlendirebileceği ciddi bir kadro vardı. Üstelik bu isimlerin her biri hem örgüt nezdinde hem kamuoyu karşısında güçlü bir karşılığa sahipti.
Melih Meriç, sahada, sokakta, her vakada…
Son dönemin en görünür, en hızlı reaksiyon veren ve halkın sorunlarına en yakın milletvekili olarak öne çıkan Meriç’in ismi PM için en güçlü adaylardan biriydi. Kentin her tabakasının memnuniyetini kazanan, olayların içinde olan, sahayı tanıyan bir milletvekilinin liste dışında kalması, sadece kişisel bir tercih değil; doğrudan Gaziantep örgütüne verilmiş bir mesaj niteliğinde.
Reis Reisoğlu, çalışkanlığı ve seçimdeki etkisi tartışılmaz…
Son genel seçimde dördüncü sıradan aday gösterilmesine rağmen birçok adaydan daha fazla çalışan, sahayı konsolide eden, seçim başarısına ciddi katkısı olan Reisoğlu’nun PM’de yer bulmaması da bir başka soru işareti. İl başkanlığı görevini başarıyla yürütmüş bir ismin ana kadroda değerlendirilmemesi, örgüt nezdinde hoşnutsuzluk yarattı.
Uğur Kalkan, örgütün içinden gelen, sevilen bir isim.
Kalkan, özellikle parti tabanında sevilen ve sürecin en güçlü destekçilerinden biri olarak biliniyordu. PM’ye girmek için adı ciddi ciddi geçen isimlerdendi.
Bu kadar güçlü isim varken, Gaziantep’in listeye hiçbir şekilde temsil edilmemesi, doğal olarak bir kırılmaya yol açtı.
“Gaziantep’i Kazanamadan Türkiye’yi Kazanamayız” Sözünün Ardındaki Gerçek…
Kurultay sonrası ortaya çıkan sonuca baktığımızda, Özgür Özel’in Gaziantep’e dair ifadeleri bugün itibarıyla havada kalmış durumda. Sözler ne kadar güçlü olursa olsun, eğer pratiğe yansımazsa güven vermez.
CHP Genel Başkanı’nın PM listesi, Gaziantep’in örgütsel beklentilerini karşılamamış, tam aksine “Gaziantep bu tabloda yok” mesajı vermiştir.
Bu nedenle örgütte ve kamuoyunda şu düşünce giderek güçleniyor:
“Madem Gaziantep’ten temsil istemiyorsunuz, o zaman Gaziantep’i kazanmadan Türkiye’yi kazanamayız sözü ne kadar gerçekçi?”
Gaziantep, CHP için kritik illerden biri. Demografisi, ekonomik ağırlığı, bölgesel rolü ve stratejik konumu nedeniyle CHP’nin Türkiye hedefinde önemli bir eşiktir. Ancak kurultayda ortaya çıkan tablo, bu ilin yeniden geri planda bırakıldığını gösteriyor.
Örgüt emek verdi, çalıştı, aday çıkardı, isim önerdi; ancak bunların hiçbiri anahtar listede karşılık bulmadı.
Siyaset elbette dengeler ve tercihlerin toplamıdır; fakat tercihlerin dışarıya verdiği mesajı da iyi okumak gerekir. Bugün Gaziantep’e verilen mesaj açık: Bu dönem senden bir isim almadık.
Peki geriye ne kaldı?
Söylenmiş ama tutulmamış sözler, kırılmış bir güven ve yeniden inşa edilmesi gereken bir ilişki…
Gaziantep örgütü bu tabloyu unutmaz.
Seçmen de unutmaz.
Siyaset hafızasız değildir.
Özgür Özel’in bundan sonraki süreçte Gaziantep’le ilişkisini nasıl yöneteceği, bugünkü stratejinin doğru olup olmadığını zaman gösterecek. Ancak bir gerçek var ki:
Gaziantep’i anlamadan Türkiye’yi kazanmak hâlâ çok zor.