Hafta içi Adlı Yıl açılışı münasebetiyle, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Karataş ile beraberdik. Başsavcı Karataş, Adli Yıl açılış kokteylinde, sağolsun program sonrası bizleri kahveye davet etti ve ardından makamında ağırladı.
Başsavcı Karataş ile 2 saate yakın süren sohbetimizde, Gaziantep Adliyesi, son dönemin medyatik vakaları, geleceğe dair mesajlar anlamında çok güzel bir röportaj gerçekleştirdik. Başsavcı Karataş'ın açıklamalarını, aynı gün yayınladık ve büyük ilgi gördü.
Gaziantep'e geride bıraktığı 8 yılda, 4 yıl Başsavcı Vekili, 4 yıl da Başsavcı olarak görev yapan Karataş, yaşadığı her şeyi anlattı. Özellikle 15 Temmuz FETÖ'nün hain darbe girişiminin ardından Gaziantep Adliyesi'nin yaşadığı süreç ile bugünü karşılaştırmasında verdiği mesajlar çok dikkat çekiciiydi.
Başsavcı Karataş'ın dediği gibi, FETÖ Borsası ve sürgün yeri denilince akla gelen Gaziantep Adliyesi, şimdi bambaşka bir noktada. Öyle bir dönemden gelindi ki, kendi yaşadığım olaydan örnek vereyim. 2016 yılında cezaevinde FETÖ'den tutuklu başkomiser Mehmet Akif Üner (ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum oldu) internet sitemizde yayınlanan bir haberden dolayı hakkımda şikayetçi oluyor. Basın suçu ile ilgili şikayet, Basın Savcısı tarafından soruşturulması gerekirken, bir şekilde dosya, Diyarbakır'da özel yetkili savcı olarak görev yaparken, FETÖ'cü olduğu için Gaziantep'e sürülen savcıya veriliyor. Yani, Basın Savcısı By-pass ediliyor. Beni ifadeye çağıran savcının kimliğinden şüphelenmeyip ifadeye gitsem, belki de tutuklanacaktım. İşe bakın, FETÖ'cü başkomiser şikayetçi oluyor, dosyaya bakması gereken savcı By-pass ediliyor, dosya sürgündeki FETÖ'cü savcıya veriliyor. Bizzat yaşadığımı anlatmam üzerine, dönemin Cumhuriyet Başsavcısı'nın olaya el koymasıyla, dosya FETÖ'cü savcıdan alınıp, normal Basın Savcısı'na veriliyor. Soruşturma olağan seyrinde ilerleyip, kovuşturmaya gerek yok kararı ile kapatılıyor. Şunu da belirteyim. Dönemin Başsavcı Vekili, bana aynen şunu demişti. "65 Savcıyız, 50'den fazlası FETÖ'cü. Adamlara dosya kaptırmamak için her şeyi yapıyoruz ama, senin dosyada olduğu gibi, bir şekilde ele geçiriyorlar. Ne yapacağımızı bilemiyoruz..."
Bizzat benim başıma gelen şu olay bile, 2015 sonrası Gaziantep Adliyesi'nin içinde bulunduğu süreci çok net şekilde ortaya koyuyor. Para-pul, gruplaşmalar, daha neler yaşanmıştı neler...
İsmail Karataş, röportajımızda geldiği ilk günlerdeki Gaziantep Adliyesi'nin halini anlatınca, yaşadığım olay olmasa, belki de abartıyor diye düşünürdüm. Herkesin birbirinden şüphelendiği, arkadaşlık, dostluk, kardeşliğin olmadığı, sevgi-saygı yerine nefret tohumlarının ekili olduğu bir Adliye...
Bugün ise, Başsavcı İsmail Karataş'ın dediği gibi, aile ortamına sahip Gaziantep Adliyesi var. Sorunların bir çoğunu çözmüş, bakanlığın illere örnek olarak gösterdiği soruşturmalar arasında 2 önemli dosyası ile yer alan, birbiri ardına ses getiren operasyonlara imza atan Gaziantep Adliyesi, lojman atılımı ile de bir çok savcı ve hakimin gelmek istediği yer durumunda.
Elbette 5 parmağın 5'i de bir değil. Çürük elmalar mutlaka olacak, oluyor da... Gaziantep Adliyesi'nde de bu anlamda rüşvet ile ilgili bir sıkıntı yaşandı. İddianın ortaya çıktığı andan itibaren, İsmail Karataş'ın, anında tutanak tutup, dilekçe yazarak olayı bakanlığa bildirmesi ve ucu kime dokunursa dokunsun, sonuna kadar gidilmesi talimatı vermesi çok önemli. Zaten, onun için diyor ya, "Babam olsa tanımam" diye.
Röportaj kısmında yazmadım, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan'ın itham ettiği olay hakkında öyle bilgiler verdi ki… Mesela, dönemin CHP İl Başkanı ve yönetimi bile bizzat gidip, kendisine destek vermiş. Zaten, Umut Akdoğan da iddiasını ispatlayamayınca geri adım atmıştı.
İsmail Karataş'ın röportajında satır aralarında Gaziantep'e yönelik önemli bir mesaj da var. Başsavcı Karataş, son dönemde kokain kullanımının arttığını, bunu da yapılan operasyonlarda elde edilen kokain fazlalığından anladıklarını ifade ediyor.
Kokain pahalı bir içecek. Ve bunu kullananlar da, büyük oranda gelir seviyesi yüksek insanlar. Anlaşılan o ki, Gaziantep'te zenginler arasında kokain kullanımı iyice yaygınlaşıyor. Özikizler Künefe olayı da, aslında bunun bir ipucu olsa gerek. Narkotik Polislerinin Özikizler Künefe'ye nokta operasyon yapması, sahibi 2 kardeşten birinin içici olduğunun ortaya çıkması, çalışanın ticaretini yaptığı iddiasıyla tutuklanması... Gerçek şu ki, ortada hem ticaret var hem de içicilik . Olmayan şey ise bir müptezelin, rüşvetle ve baskıyla serbest kaldılar iddiası...
İstanbul'da başlayan, Ankara'ya sıçrayan ünlülere yönelik uyuşturucu operasyonu, belli ki yakın tarihte Gaziantep'e de uğrayabilir. Aslında önümüzde yaşanmış Özikizler Künefe operasyonu varken, düğmeye basıldığını bile söyleyebiliriz.
Şu bir gerçek, ülkenin en önemli sorunlarından birisi, maalesef uyuşturucu. Kokain, metamfetamin, eroin, esrar, hap, ateşbuz başta olmak üzere, her türlü uyuşturucaya karşı, güvenlik güçleri kadar, aileler de dikkatli olmalı. Çocuklarını, uyuşturucunun zararları ve yıkıcı etkisi konusunda bilgilendirmeli, bu konuda sürekli gözlem halinde olunmalı.
Uyuşturucu ile mücadele, sadece kolluk kuvvetlerinin operasyonları ile değil, ailelerin çocuklarını bilinçlendirmeleri ve uyuşturucudan uzak tutmaları ile mümkündür. Çünkü, sahadaki adli tedbirler ne kadar kararlı olursa olsun, evde inşa edilmeyen bir farkındalık ve sevgi bağı, savunma hattımızın en zayıf halkası olmaya mahkumdur.