Henüz sezonun başı. Süper Lig'de 3 haftayı geride bıraktık. Yazacaklarım için erken diyenler olacak ama, maalesef durum hiç iç açıcı değil...
Gaziantep FK'yı, bu sezon canlı olarak ilk kez Çaykur Rizespor karşısında izledim. Bu sezon stadyuma da ilk kez gittim. 2.5 milyonluk kentte, 30 bin kişilik stadda, 2 bin 500 bin kişinin bile olmamasına hayıflanırken, zeminin halini görünce, kendimi bir an patates tarlasında zannettim.
Daha ortada yağmur, kar, kış, çamur yok, ama öyle bir zemin var ki, futbolcuların sağlığı Allah'a emanet. Merak ediyorum, saha görevlileri sezonun bitmesinin üzerinden 2.5 ay geçmişken, çimlerle ilgili ne çalışması yapmışlar acaba? Görüntüye göre, çalışma falan yapılmamış. Bu işin sorumlusu her kimse, Gençlik Spor İl Müdürlüğü yetkilileri mi, kulüp çalışanları mı, hesabı sorulmalı.
Tribünler kötü, zemin kötü, takım sanki çok mu iyi? Geçen sezonki takımdan 5 oyuncu sahada. 6'sı yeni ve hiç bilmediğimiz, tanımadığımız, tombaladan çıkan oyuncular. Geçmişleri nedir, nereden geldiler, nasıl oyuncular bilen yok. İzlediğimiz kadarıyla da, bir tanesi bile elle tutulur oyuncu değil.
Acı ama gerçek şu ki, Gaziantep FK bu sezon hiç umut vermiyor. Şu ana kadar izlediğim takımlar içerisinde Eyüpspor ile birlikte en kötüsü gibi. Zaten, 3 haftada tek galibiyetimizi, kötünün de kötüsü Eyüpspor'a karşı aldık. Elbette, önümüzdeki daha 31 hafta var, takım belki oturur, düzelir, daha iyi olur. Tahminim kümede de kalır ama, mesele sportif başarı veya başarısızlık değil ki...
Sahanın içerisinde çıkıp, Gaziantep FK için asıl problem olan saha dışıyla ilgili söyleyeceklerime geleyim.
Daha önce de defalarca söyledim. Kulüp Başkanı Memik Yılmaz, kimsenin sahip çıkmadığı takıma el attı, 4 yıldır da fena yönetmedi. Kendisinden önceki Mehmet Büyükekşi Cevdet Akınal enkazından devraldığı takımı, milyonlarca dolar borç varken, bir yandan finansal olarak ayakta tutmaya çalıştı, diğer yandan da günü kurtarma amaçlı sportif başarının derdine düştü. Yani, ana hedef olan kümede kalmak...
Ve başardı da. Kümede kalmak başarıysa, bunu başarırken, finansal yükü de hafifletti.
Tabi ki bunu başarırken, başta Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, dönem dönem diğer ilçe belediye başkanları Mehmet Tahmazoğlu ve Umut Yılmaz ile sanayicilerin maddi desteklerini hiç yabana atamayız. Özellikle Fatma Şahin, takımın ayakta kalması için neler yaptı neler, çok iyi biliyorum.
Ama, destekler de bir yere kadar.
Maalesef futbol, sadece Gaziantep FK için değil, Türk futbolu için dipsiz kuyu. O kuyuya ne kadar para atsan, emiyor. Sonu yok. Altyapı gerçeğini unutup, transfer çılgınlığına kapılan bütün kulüpler, artık çarkı çeviremiyor. 2 sezon önce süper ligde olan kulüp, bir bakıyorsunuz en alt ligde. Adana Demirspor gibi.
Bakmayın siz 4 büyük kulübe. Onlar aslında en başta batıklar da, devletin örtülü destekleriyle ayaktalar. Onlar bir şekilde bütçeyi buluyorlar da, Anadolu kulüpleri için artık deniz bitti. Ve tabi ki bizi ilgilendiren Gaziantep FK için...
Biraz önce dedim ya, yerel yönetimler, sanayiciler bir şekilde takıma sahip çıkmaya çalıştılar. Herkes bir ucundan tuttu. Ama, ekonomide yaşanan gelişmelerle birlikte, artık herkes kendi canının derdine düştü. Organize'de patronlar için Gaziantep FK'nın ayakta kalmasından daha önemlisi, şirketlerinin ayakta kalması. Haklılar da...
Bir çoğuyla hep Gaziantep FK üzerine sohbetlerim olmuştur. "Bu kentte yaşıyorsak, bu şehrin havasını soluyorsak, bu takıma sahip çıkmamız gerekiyor" diyorlardı. Ve ama az, ama çok bir şekilde destek oluyorlardı. Şundan da hep dert yanıyorlardı. "Parayı veriyoruz, yine veririz ama, kulübü sabit gelir kaynaklarına kavuşturmadan, sistemin sürdürülebilir olması mümkün değil. Biz veriyoruz, bu paralar yabancı çöplüğüne dönen transferlere gidiyor..." Haklılar mı, yüzde yüz haklılar.
Tüm ekonomik sıkıntılara rağmen, Organize bu sezon da takıma destek olsa da, doğal olarak rakamlar artık düştü. Fatma Şahin ve Kemal Çeber'in organizasyonuyla eski paralar olmasa da bir şekilde yine de çark döndürülmeye çalışılıyor.
Peki soruyorum, nereye kadar?
10 milyar doları aşkın yıllık ihracat yapan kentin, en önemli markasının formasında ana sponsoru yok.
Tribünde taraftarı yok...
Sahada futbolu yok...
Bu kadar yokluk içinde, bu kent süper ligde bir takımı haketmiyor. O zaman kulübü kapatın gitsin de herkes rahatlasın...
Yok kalsın diyorsanız da, herkes bir şekilde takıma sahip çıksın.