Takvimler 6 Şubat’ı her gösterdiğinde, sadece bir tarih hatırlamıyoruz. Aynı anda bir enkazın tozunu, bir çığlığın yankısını, bir annenin evladına uzanamayan ellerini de hatırlıyoruz.
Aradan üç yıl geçti ama 6 Şubat 2023’te yaşadığımız o asrın felaketi, hâlâ yüreğimizin en sızılı yerinde duruyor. O gün sadece 11 il değil, tüm Türkiye uyandı enkazın başında. Bir şehir değil, bir ülke çöktü aslında. Binlerce canımızı toprağa verdik, hayaller yarım kaldı, yuvalar bir gecede mezara döndü. Kimi evini kaybetti, kimi ailesini, kimi de hayatının tamamını…
Deprem bize çok şey öğretti. Dayanışmayı, sabrı, çaresizliği, umudu… Aynı zamanda ihmali, eksikliği ve “keşke”leri de. O soğuk gecelerde bir battaniye, bir sıcak çorba, bir omuz, bir dua ne kadar kıymetliyse; sağlam bir bina, zamanında alınmış bir önlem de o kadar hayatiydi.
Bugün baktığımızda, yaraları sarmak adına önemli adımlar atıldığını inkâr edemeyiz. Yeni konutlar yapıldı, şehirler yeniden ayağa kaldırılmaya çalışıldı. Emeği geçen herkese teşekkür borcumuz var. Ama şunu da unutmamak gerekir. Beton yeniden dökülebilir, binalar yeniden yapılabilir; fakat kaybettiklerimizi geri getirmek mümkün değil.
Aradan üç yıl geçmesine rağmen, hâlâ yüksek bir sesle irkilen çocuklar var. Hâlâ gece lambası kapatıldığında uyuyamayan insanlar var. Hâlâ “deprem olacak mı?” korkusuyla yaşayan milyonlar var. Çünkü bazı acılar zamanla geçmez, sadece içimizde sessizleşir.
6 Şubat bize bir sorumluluk bıraktı. Unutmamak… Sadece yıldönümlerinde değil, her gün hatırlamak. Aynı acıları bir daha yaşamamak için tedbiri, bilinci ve vicdanı diri tutmak.
Allah bir daha bu millete böyle bir felaket yaşatmasın. Kaybettiklerimize rahmet, geride kalanlara sabır versin. Ve bizlere de unutmayan, ders alan ve gereğini yapan bir toplum olmayı nasip etsin.
Çünkü 6 Şubat sadece bir tarih değil;
hafızamız, acımız ve sorumluluğumuzdur.