Son günlerin gündemi yine ne yazık ki çocukların kaçırılması, çocuklara cinsel taciz ve ne yazık ki çocukların öldürülmesi. Mecliste stajyerlere yapılan taciz, değişik kurumlardaki çocuk istismarı.
Şehrimizde de bir hemşirenin hastanede çocuğa uyguladığı şiddet, depremde kaybolan çocuklar için duyulan endişeler, dünyada son günlerde gündem olan Epstein’in adasında olup bitenler hepimizi endişelendiriyor.
Dünyada çocuklara bayram hediye etmiş olan ilk toplum biziz. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, yeryüzünün ilk ve tek çocuk bayramıdır.
Yine dünyada çocuk haklarıyla ilgili bir bildiriyi dünyaya ilk haykıran toplumuz. 1930'lu yıllarda Nakiye Elgün öğretmen Taksim Cumhuriyet Meydanında çocuklarla birlikte dünyanın ilk çocuk hakları bildirisini okudu ve eylem yaptı. Bugün herkesin bildiği Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi bile ancak 1989'da imzalanabildi.
Ülkemizde Kurtuluş Savaşından sonra yetim kalan çocuklar için çok sayıda yetimhane kuruldu. Çocukları küçük yaşta çalışmaktan kurtarıp okullara yerleştirdiler. Çünkü biz yürekli ve vicdanlı insanlardık. Çocukları korumak geleceği ve vatanı korumaktı.
Peki neden insanlar birer canavara dönüştü? Her şeyin temelinde eğitim yattığı için, tabi ki bu insanları eğitemediğimiz için başta eğitimimiz suçlu. Sonra da bu eğitim sistemini bir türlü düzeltemeyen, eğitilmemiş toplumu yönetmek kolaydır zihniyetindeki siyasiler! Zaman ileri giderken daha insancıl, yürekli, vicdanlı olmamız gerekirken insanlığımız çok geri gitti. İnsanlar toplumun en masumları çocuklara, en korumasız yaratıkları hayvanlara karşı canavara dönüştü.
Toplum olarak tekrar vicdanlı, sevgiyi yüreğinde taşıyan uygar bir toplum olmamız için eğitimimizden başlayarak bazı şeyleri sorgulamalı ve değiştirmeliyiz. Aksi takdirde daha çok acılar görürüz ve geleceğin çocukları bizleri lanetle anar.
Bu tip olaylar karşısında herkes en ağır ceza uygulansın, diyor. Ama en son meclisteki stajyerlere taciz olayındaki davada tek bir tutuklu kalmadı. Bu olayları yapanlara örnek cezalar verilmediği taktirde ne yazık ki bu olaylar devam edecektir.
Çocuklarımıza zarar verenler de yaşayamamalı… Ancak çözüm öldürmek değil! Çünkü öldürmek, suçluyu bir anlamda suçundan kurtarıyor. Oysaki kurtulamamalı! Yaşadığı sürece en büyük acıyı çekmeli! İdamdan daha ağırı var: vicdan cezası... Ölmek suçlu için en kolayıdır. Devlet için de öldürmek en kolayı. Ama suçluyu tek başına bir hücrede vicdanıyla yalnız bırakmak cezaların en ağırıdır. En canisi için bile...
İnsanları vicdanlı yetiştiremediğimizin en son görüntüsü geçen günlerde Adana’dan geldi. Dört çocuğun parktaki kuş yuvasını parçalamak için gösterdiği vicdansızlık ve duyarsızlık bizleri endişelendirdi. Bu çocuklar hayatları boyunca insanlara ve hayvanlara zarar vereceklerdir.
Sonuç, bütün sorunların temeli iyi bir eğitime dayanıyor. Hem ailede hem okulda.