Hafta sonu 8. Sınıf öğrencileri LGS’ye (Liseye Geçiş Sınavı) girecekler. Öğrenciler yıllarca bu sınava hazırlandı. Okullardan kalan zamanlarında kurslara gittiler. Belki de çoğu bununla yetinmeyip özel ders bile aldı. Yani bu sınav yüzünden ne çocukluğunu yaşayabildiler ne de aileleriyle ve arkadaşlarıyla zaman geçirebildiler.

Ya aileler? Çocuklarıyla beraber onlar da bu sınava yıllardır hazırlandılar. Onlar için okul araştırdılar, kurs araştırdılar, özel öğretmen araştırdılar. Özel hayatlarını ona göre ayarladılar. En önemlisi bütün bunları yapmak için bütçelerini ayarlamaya çalıştılar, yeri geldi borçlandılar, zorunlu olan ihtiyaçlarını bile ertelediler. Her şey çocuklarının geleceği için. Anne-baba olarak sorumluluklarını yerine getirmek için.

Sınavın sonunda ne olacak? Bir kısım öğrenciler “nitelikli” denen okullara yerleşecek bir kısmı ise istemediği diğer okullara. Adından da anlaşılacağı gibi nitelikli okullara gidemeyenler kendilerini de niteliksiz olarak algılayacak.

Sorun adında mı? Tabi ki hayır. Daha önce de adını Anadolu Lisesi, süper lise gibi adlarla ayırdılar. Adını ne koyarsan koy, bu ayrışma olacak. Sorun sistemin kendisinde.

Bu sınav üniversiteye gidecek öğrencileri büyük oranda belirliyor. Üniversiteye gitmenin belirli bölümler hariç hiçbir cazibesinin kalmadığını biliyoruz. Hem üniversitelerin eğitim düzeyi hem de üniversiteden mezun olduktan sonra iş bulamayıp işsizler ordusuna katılma durumundan dolayı.

Asıl sorun nitelikli olmayan okullara giden öğrencilerin durumu. Üniversite için rakiplerinden ilk sınavda geride kaldıkları belli oldu. Ancak çok az bir kısmı çok çalışarak bu sınavda geride kaldığı rakiplerini yakalayıp onları geçecektir. Ama çoğunluğunun üniversite hayali ne yazık ki olmayacak. Bu öğrenciler hedefsiz, moralsiz olarak liseyi bitirecek ve bitirince ne olacak? Bunlarla ilgili bir planımız var mı?

Bugüne kadar çok fazla milli eğitim bakanı değişti. Değişen her bakan değişiklik yaptı. Ama sadece sınav sistemlerini ve adlarını değiştirdiler. Oysa sistemde değişiklik yapmak gerekiyordu.

Bugün üniversite mezunları işsiz, iş bulamıyor. Ama fabrikalar ara eleman ihtiyaçlarını karşılayacak eleman bulamıyor. Bulsa üniversite mezunlarından daha fazla maaş verecek. Yapılacak değişiklikler bu düzensizliği giderecek şekilde olmalı.

Çözüm üniversiteye gidecek öğrencileri belirledikten sonra diğerlerini yeteneklerine göre mesleklere yönlendirmek.

MEB Bilim ve Sanat Merkezleri’nde öğrenci seçiminde kullanılan yabancı menşeli zeka testlerinin yerine yerli ve milli bir ölçme sistemi geliştirmiş. Türk akademisyen ve bilim insanlarının geliştirdiği mesleğe yönelme testleri ile öğrenciler hangi mesleğe yatkın olduğunu öğrenecek.

Yapılacak şey, öncelikle ülkemizin ihtiyaç duyduğu istihdam alanlarını belirlemek. Bu istihdam alanlarında çalışabilecek yetenekli öğrencileri yukarıda bahsettiğimiz testlerle belirlemek ve ona göre mevcut okulları meslek okullarına dönüştürmek. Bu dönüşümü yaparken yerel ihtiyaçları göz önünde bulundurmak. Deniz olmayan yere denizcilikle ilgili bölüm açmamak gibi.

Yapılacak şeyler belli aslında, Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. Birçok ülke bu sorunu başarıyla yıllardır aşmış. Onların yaptığını yapalım yeter. Niye yapmıyoruz …?