Gaziantep yine yaptı yapacağını…
Ama bu kez mesele sadece bir tatlı değil, adeta bir “şehir refleksi”…
Baklava dediğimiz şey; bizim için sadece şerbet, hamur ve fıstık değil. Bu şehirde baklava; emeğin, ustalığın, sabrın ve en önemlisi paylaşmanın adıdır. Ancak son yıllarda fiyatların geldiği nokta, açık konuşalım, baklavayı sofralardan biraz uzaklaştırmıştı. “Baklavanın başkentinde baklava yiyememek” gibi ironik bir durumla karşı karşıyaydık.
İşte tam da bu noktada Umut Yılmaz’ın attığı adım dikkat çekici oldu. Piyasada 2 bin TL bandında satılan sade yağlı baklavayı 660 TL gibi bir fiyatla vatandaşla buluşturmak, klasik belediyecilik hizmetlerinin çok ötesinde bir sosyal dokunuştur. Oluşan uzun kuyruklar aslında sadece ucuzluk değil, bir ihtiyacın ve özlemin göstergesidir.
Bu tablo bize şunu söylüyor… İnsanlar sadece doymak değil, kültürüne ait olanı yaşayabilmek istiyor.
Gaziantep gibi bir gastronomi şehrinde, vatandaşın baklavaya ulaşabilmesi bir lüks değil, bir hak gibi görülmeye başlanmıştır. Ve belki de bu uygulama, sosyal belediyeciliğin “tatlı” bir örneği olarak Türkiye’ye model olabilir.
Ama işin bir de tebessüm ettiren, bir o kadar da düşündüren tarafı var…
“Dünya Baklava Rezerv Merkezi” fikri.
İlk duyduğunuzda gülümsetiyor, kabul. Ama derininde ciddi bir mesaj barındırıyor. Nasıl ki ülkeler petrol, doğalgaz ya da tahıl rezervleri oluşturuyorsa, Gaziantep de kendi kültürel mirası olan baklavayı stratejik bir değer olarak görmeye başlıyor.
Her haneye “2 tepsi zorunlu baklava rezervi” önerisi belki mizahi bir yaklaşım ama aslında şunu anlatıyor..
Bu şehir, değerine sahip çıkıyor.
Üstelik “tatlı güvenliği” kapsamında yapılacak denetimler de işin ciddiyet boyutunu ortaya koyuyor. Fıstığı şüpheli, gramajı eksik ürünlere karşı alınacak önlemler, Gaziantep baklavasının marka değerini koruma açısından son derece önemli.
Pilot bölge olarak Şahinbey ve Şehitkamil’in seçilmesi de tesadüf değil. Çünkü bu iki ilçe, şehrin hem kalbi hem de mutfağı.
Ve.. Gaziantep bir kez daha şunu gösterdi..
Bu şehir sadece yemek yapmaz, aynı zamanda gündem yapar.
Baklava artık sadece bir tatlı değil; sosyal politikanın, ekonomik dengenin ve kültürel sahiplenmenin simgesi haline geliyor.
Belki de yakında şunu konuşacağız;
“Dünya krizlere karşı petrol değil, baklava stoklayacak.”
Kim bilir… Gaziantep’ten çıkan hiçbir fikri hafife almamak lazım.