Yoğun bir gündem, dolu dolu geride bıraktığımız hafta ve çok daha yoğun geçmesi beklenen yeni haftaya giriyoruz. Özellikle Gaziantep Adliyesi'nde yapılan çeteye yönelik temizlik operasyonu, artarak devam edecek. Adalet Bakanı Akın Gürlek'in bizzat talimatı ve Gaziantep Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Karataş'ın da "Sonuna kadar gidilsin" yönündeki kararlılığıyla, Gaziantep Adliyesi'ndeki kirli ellerin temizliği için önemli işler yapılıyor. Birileri operasyonu sulandırma çabasında olsa da, ilk dalgadan ziyade, operasyonun ikinci dalgası daha fazla ses getirecek. Belli ki Gaziantep için bu hafta çok hareketli geçecek.
Yargı ve bürokrasideki çeteleşme ile mücadele kadar, Gaziantep için ekonomik gelişmeleri de dikkatle takip ediyoruz. Aylardır söylüyorum, Gaziantep'in can damarı OSB kan kaybediyor. Kayıp, rakamlara da yansımaya başladı. İhracattaki azalma dikkat çekici. Daha önce yüzde 90'larda seyreden enerji tahsilatı, yüzde 70'lerin altına düşmüş durumda. Yani, sanayici elektrik faturasını ödeyemez hale geliyor. Bayram sonrası şalter kapatan bazı işletmeler hala açmış değil. İstihdam geriliyor, enerji, hammadde, navlun başta olmak üzere giderler yükseliyor. OSB yollarında tek tük TIR gözlemliyoruz. Zaten daralan piyasaya, bir de ABD-İsrail-İran savaşı ile Irak'taki merkezi ve bölgesel hükümet arasındaki sorunlar eklenince, sanayici nefes alamaz duruma geldi. Mart sonunda dönem faizleri ödemesi vardı. Ödeyip geçici olarak nefes alanlar olsa da, bir çok firmanın bunu ödeyemediği dolayısıyla asıl sıkıntının yeni başladığı konuşuluyor.
Böyle giderse, Anadolu Kaplanı Gaziantep, bir kaç yıla korkarım batık ve bitik şehir olarak tanımlanacak. Herkes 2026'nın üçüncü çeyreğinden sonra piyasaya nakit akışı sağlanacağını söylese de, bu belirsizlik ve güvensizlik ortamında, verilecek destekler, atılacak adımlar geç kalacak gibi gözüküyor.
Sözün özü, Gaziantep sanayisi kaderine terk edilmiş durumda. Sanayi kenti, 60-70 yıllık kazanımını kaybetmek üzere. Ve acı olan şu ki herkes bunu izliyor. Siyaseti anlıyoruz, el indir-kaldırdan ötesi zaten yok. Ankara bunu istiyor. Ama, ya yerel dengeler ve STK'lar.
Mesala, sanayicinin en büyük STK'sı Gaziantep Sanayi Odası. OSB alev alev yanarken, GSO'nun, son dönemde sanayicinin sıkıntısını anlatan, sesini duyurmaya çalışan bir etkinliğini, sanayicilerle buluşmasını gördünüz mü?
Sanayici ile buluşmaktan kaçınan Sanayi Odası, bir bakıyoruz, il idare toplantısı adı altında, en üstten en alta kent bürokrasinin tamamını toplamış, güç gösterisi yapıyor. Neyin toplantısı, neyin mesajı, tplantının gayesi ne bilen yok. Sanayici ile buluşmak ve sorunları dinlemek yerine, bürokrasi ile ortak akıl mesajı verilmesini kimse anlamıyor.
Allah aşkına, ortak akıl falan mı kaldı. Herkes can derdine düşmüş, 1 ay sonrası kimse göremiyor. Ortak akıl dediğimiz, statükonun, "Bizden olsun" anlayışının ta kendisi, hala anlamadınız mı? GAGEV'miş, şuymuş, buymuş, hepsi hikaye... Sözde birlik ve beraberlik, özde statüko ve "Ben" anlayışı o kadar...
Bir örnek vereyim. GAİB'de seçimler başladı. Halı, Kuru Meyve ve Hububat gruplarında seçimler yapıldı. 10 Ocak'ta yapılacak tekstil seçimi ile nokta koyulacak. Ardından, koordinatör başkan belirlenecek. Görüntüye göre, tekstilin başına gelecek olan Mete Akcan, GAİB Koordinatör Başkanı olarak atanacak. Bakın, seçilecek demiyorum, atanacak diyorum.
10 milyar doları aşan ihracatı ile Türkiye'de ilk beşe oynayan Gaziantep'te, ihracatın başına otelci bir isim getiriliyor. Mete Akcan'ı tanımam etmem, nefsimden Âlâdır, belki de çok yeteneklidir. Ama, otelci bir ismin GAİB Koordinatör Başkanlığına getirilmesini, hiç bir ihracatçı, sanayici kabul etmiyor, benden söylemesi. Şu kafayı artık geçelim. Burası benim, sahibi benim, onlara başkanlık vermem, bunlara başkanlık vermem. Ben ne dersem, kimi istersem o olur falan filan... Bürokrasi ile idare toplantısı yapana kadar, sanayiciyi dinleseniz, belki bu gerçeği öğrenirdiniz ama, duysanız ne değişiyor ki...
Bakın, bir aydır memlekette baklava meselesini duymayan kalmadı, gördük ki bir tek Gaziantep Baklavası'nın sahibi duymamış, işitmemiş. Baklavanın Coğrafi Tesciline ve Gaziantep Baklavası'nın standardına sahip olan Gaziantep Sanayi Odası, tartışmaları kafasını kuma dönmüş izliyor. 2012 yılında Gaziantep Baklavası'nın coğrafi tescili alınırken, standardının nasıl olacağı da o kapsama eklenmişti. İçine konulacak malzemelerin kalitesine kadar hepsi tek tek yazılmıştı. Bugün, Gaziantep Baklavası adı altında kimler ne satış yapıyorlar, ne baklavalar üretiyorlar, baklavanın sahibinin ne haberi var, ne sesi...
Keşke aynı sessizliğinizi, bir baklava imalathanesi açılırken, "Gaziantep Baklavası'nın coğrafi tescili bende. Bana üye olmak, dolayısıyla aidat vermek zorundasın" demek yerine sükut ederek gösterseniz. Sahibi olduğunuz Gaziantep Baklavası tartışılırken susar, bir girişimci baklavacı açarken üyelik ve aidat peşine düşerseniz, yarın baklava ile ilgili yapacağınız hiç bir açıklamanın hükmü kalmaz, benden söylemesi...