Türkiye’de her sabah binlerce emekli aynı umutla uyanıyor: “Acaba bugün güzel bir haber gelir mi?”
Artık alıştılar; her yeni güne bir beklentiyle başlıyorlar. Zira onlar bir ömrü çalışarak geçirdiler, alın teriyle yoğrulmuş yılların ardından “huzur” dedikleri emekliliği yaşamak için mücadele ediyorlar. Fakat ekonomik şartlar, hayat pahalılığı ve her gün gelen zamlar karşısında bu huzur, ne yazık ki bir hayale dönüşmüş durumda.
Emekli maaşıyla geçinmek günümüzde neredeyse bir mucize haline geldi. Kiralar, faturalar, ilaç giderleri, mutfak masrafları… Tüm bunları alt alta koyduğunuzda maaşlar daha ayın ortasına gelmeden buharlaşıyor. Hâl böyleyken, emeklilerin gözü kulağı da ister istemez Ankara’ya çevriliyor. Hükümetin yapacağı yeni açıklamalar, Bakan Mehmet Şimşek’in ağzından çıkacak bir “iyileştirme” sözü bile yüreklere bir nebze su serpiyor.
Geçtiğimiz günlerde Mehmet Şimşek’in yaptığı açıklamalar, emeklilerde kısmi bir umut oluşturdu. Her ne kadar net rakamlar ya da kesin tarihler verilmemiş olsa da, bu açıklamalar bir tür “sessiz bekleyişin” habercisi gibi. Emekliler artık sadece zam değil, aynı zamanda saygınlık ve insanca bir yaşam talep ediyor. Çünkü onlar bu ülkenin temel taşları. Ürettiler, çalıştılar, ödediler… Şimdi de hak ettikleri onurlu yaşamı istiyorlar.
Bankaların promosyon vaatleri de bir başka beklenti noktası. Öyle ki üç-beş bin liralık bir promosyon bile emekliler için bayram havası oluşturuyor. Ne yazık ki geldiğimiz ekonomik tabloda bu paralar bir aylık market alışverişini bile zor karşılıyor. Ama buna rağmen emekli vatandaşlar sabırla bekliyor, umutla takip ediyor.
Artık bir karar verme zamanı…
Hükümetin önünde tarihi bir sorumluluk var:
Bu ülkeye yıllarını vermiş milyonlarca insan, hakkını arıyor. Sadece rakamlarda değil, yaşamın ta kendisinde bir düzenleme bekliyorlar.