Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı…
Şehirlerin sokaklarında bayram telaşı başladı. Kurban pazarlarında hareketlilik var ama fiyatlar da vatandaşın cebini yakıyor. Bugün bir koyunun kilogram fiyatı 320 ile 400 TL arasında değişiyor. Birçok aile neredeyse bir asgari ücretini sadece kurban ibadeti için ayırmış durumda. Hayat zor… Geçim ağır… Ama bütün bu zorlukların arasında insanlar yine de “Allah kabul etsin” diyerek niyet ediyor.
Çünkü Kurban Bayramı, sadece bir ibadet değildir.
Teslimiyetin adıdır.
Paylaşmanın adıdır.
Sabretmenin ve şükretmenin adıdır.
Bir tarafta kurban pazarlarında çocuklarının elinden tutup fiyat soran babalar…
Diğer tarafta dünyanın dört bir yanından kutsal topraklara giden hacı adayları…
Şu anda milyonlarca Müslüman’ın gözü Mekke’de… Kâbe’nin etrafında edilen dualarda… Gözyaşlarında… Secdelerde…
Önümüzdeki Salı günü Arefe… Ve Arafat’a çıkan insanlar hacı olacak.
Ne büyük bir manevi iklim…
Ne büyük bir buluşma…
Çünkü Arafat demek hac demektir.
Peygamber Efendimizin “Hac Arafat’tır” buyurduğu o kutlu gün; insanın Rabbine en yakın olduğu anlardan biridir. Beyaz ihramların içinde makamın, zenginliğin, unvanın hiçbir anlamı kalmaz. Herkes eşit olur. Herkes yalnızca kul olur.
Belki bugün ekonomik şartlar ağır…
Belki insanlar geçinmekte zorlanıyor…
Ama yine de bu milletin kalbinde iman var. Sofrasında bereket duası var.
Paylaşma kültürü var.
Kurban; sadece et dağıtmak değildir.
Bir yetimin yüzünü güldürmektir.
Bir komşunun kapısını çalmaktır.
Bir gönle dokunmaktır.
İşte bayramların gerçek ruhu da burada saklıdır.
Bu vesileyle kutsal topraklarda bulunan tüm hacı adaylarımızın ibadetlerinin kabul olmasını diliyorum. Rabbim onları sağlıkla, huzurla memleketlerine dönmeyi nasip etsin. Arafat’ta edilen dualar sadece oradakilere değil, bütün ümmete umut olsun.
Ve bu bayram…
Kırgınlıkların bittiği, sofraların birleştiği, duaların göğe yükseldiği bir bayram olsun.
Şimdiden herkesin Kurban Bayramı mübarek olsun.