Bazı şehirler vardır; adı haritada yazılıdır.

Bazı şehirler vardır ki susarak anlatır kendini… Bağırmaz, çağırmaz… Ama toprağına kulak veren, tarihin kalp atışını duyar. Adı tarihe kanla, direnişle ve onurla kazınır…Gaziantep gibi!

Antep Harbi; her taşın ardının bir siper, her sokağın bir direniş hattı, her evin bir kale, her mabedin kutsal bir emanet sayıldığı o büyük imtihandır.
Mor sümbüllü bağlarının talan edildiği, yurdunun yuvasının dağıtıldığı; halkının yarısının şehit, yarısının gazi olduğu o kutlu direniş…
Türk tarihinin altın sayfalarından biri, Anteplinin ebedî destanıdır.

Antepli o gün bir şehrin başına gelebilecek en ağır sınavı verdi.
Top yekûn acının en katmerlisini yaşadı ama geri çekilmedi.
Açlığa yenildi ama onurunu vermedi.
Yalnız kaldı ama diz çökmedi.
Ölümü gördü ama eğilmeyi kabul etmedi.

Ve dünya, emsali görülmemiş bir direnişin adına tanık oldu: Antep’e “Gazi” dendi.

Bu unvan Antep’e laf olsun diye verilmedi…Hak etti!.

Çünkü gazilik Antepli için sadece kazanılan bir savaşın değil, kaybedilmeyen bir vicdanın adıdır.
Gazilik imandır, inançtır, vatan sevgisidir.
Namustur, şereftir.
Şartlar ne olursa olsun “Buradayım” diyebilmektir.
Ölümü ölümle korkutmaktır.

Bu yüzden gazilik, Antepli için bir unvan değil; bedeli kanla, canla ödenmiş bir şeref madalyasıdır. Bu toprağın karakteridir.

Ve bugün bu şehir hâlâ ayaktaysa, sebebi geçmişiyle övünmesi değil; geçmişine layık olma iradesini hâlâ taşıdığındandır.

Biz biliriz ki…
Bu duruş sürdükçe hiçbir güç Türk’ün toprağını elinden alamaz, bu şehrin adını kısaltamaz.
Ve, ölümü göze alanları hiçbir güç ölümle korkutamaz.

105 yıl önce bu şehirde kahramanlık destanını yazan Aziz kahramanlarımızı, Şehitlerimizi ve Gazilerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyor Ne mutlu Türk’üm Ne Mutlu Gaziantepliyim diyenleri kutluyorum.