Medicana Sağlık Grubu Check-Up Bölümü’nden Uzm. Dr. Yavuz Maşrabacı, kişiye özel hazırlanan check-up programlarının özellikle kronik hastalıkların erken dönemde fark edilmesinde önemli rol oynadığını belirtti.
Maşrabacı, sağlığın korunması için herhangi bir şikayet ortaya çıkmasını beklemeden düzenli kontrollerin yapılması gerektiğini vurguladı.
Belirti Olmadan İlerleyebiliyor
Koruyucu hekimliğin temel amacının hastalık ortaya çıkmadan önce risklerin belirlenmesi olduğunu ifade eden Maşrabacı, check-up uygulamalarının kişinin genel sağlık durumunun kapsamlı şekilde değerlendirilmesine imkan sağladığını söyledi.
Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, tütün ve alkol kullanımı, yoğun stres ve yaşam koşullarının metabolik ve sistemik dengeleri etkileyebildiğini belirten Maşrabacı, bu faktörlerin obezite ve diyabetin yanı sıra kalp-damar hastalıkları ve diğer kronik rahatsızlıklar açısından da risk oluşturduğunu kaydetti.
Kalp-damar hastalıkları, kanser, solunum yolu hastalıkları ve diyabetin toplumda sık görülen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirten Maşrabacı, düzenli sağlık taramalarının bu hastalıkların yanı sıra ruhsal sağlık açısından risk oluşturan etkenlerin de değerlendirilmesine katkı sağladığını ifade etti.
Check-Up Herkese Aynı Uygulanmıyor
Check-up programlarının standart bir paket şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Maşrabacı, kontrollerin kişinin yaşı, cinsiyeti, yaşam biçimi ve sahip olduğu risk faktörlerine göre planlandığını söyledi.
Yetişkinlerde genel olarak 40 yaş altı, 40 yaş üstü ve 50 yaş üstü gruplar için farklı değerlendirmeler yapılırken, sporcular ve özel fiziksel aktivite alanlarında bulunan kişiler için de farklı sağlık panelleri oluşturulabiliyor.
Kadınlarda ise premenopoz, menopoz ve menopoz sonrası dönem ile kemik yoğunluğu gibi yaşa ve döneme bağlı değişkenlerin dikkate alındığı belirtildi.
Aile Öyküsü Önemli Bir Risk
Genetik yatkınlığın ve ailede hipertansiyon ya da diyabet gibi kronik hastalıkların bulunmasının önemli risk faktörleri arasında yer aldığını belirten Maşrabacı, zararlı alışkanlıkların da sağlık açısından risk oluşturduğunu söyledi.
Herhangi bir belirti ortaya çıkmadan ilerleyebilen insülin direnci ve gizli şeker gibi durumların da taramalarda değerlendirildiğini belirten Maşrabacı, elde edilen sonuçlara göre kişiye özel sağlıklı yaşam planlaması yapılabildiğini ifade etti.
Tetkikler Kişiye Göre Belirleniyor
Check-up sürecinde ilk olarak iç hastalıkları uzmanı veya deneyimli bir hekim tarafından genel değerlendirme yapılıyor. Tıbbi gereklilik bulunması halinde kardiyoloji, fizik tedavi, göz ve kulak burun boğaz gibi farklı branşlardan da değerlendirme alınabiliyor.
Laboratuvar ve görüntüleme tetkiklerinin ise kişinin yaşı ve tıbbi gereksinimleri doğrultusunda belirlenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Maşrabacı, 40 yaş altındaki kadınlarda tıbbi gereklilik doğrultusunda meme ultrasonografisinin öncelikli tercih edilebildiğini, mamografinin ise genellikle 40 yaş sonrasında değerlendirildiğini belirtti.
Akciğer grafisi, EKG ve ekokardiyografinin değerlendirmelerde yer alabildiğini belirten Maşrabacı, tomografi ve MR gibi ileri görüntüleme yöntemlerinin ise yalnızca hekimin gerekli gördüğü durumlarda uygulanması gerektiğini ifade etti.
Sonuçlar Birlikte Değerlendiriliyor
Muayene ve tetkiklerin tamamlanmasının ardından sonuçların bütüncül şekilde değerlendirildiğini belirten Maşrabacı, şüpheli veya sınırda bulunan sonuçlarda ilgili uzmanlık dallarıyla konsültasyon yapıldığını söyledi.
Kan şekeri yüksek çıkan kişilerin endokrinolojiye, akciğer grafisinde şüpheli bulgu saptananların ise göğüs hastalıkları uzmanlarına yönlendirilebildiği belirtildi.
Check-up uygulamalarının herhangi bir hastalığın tedavisinin yerine geçmediğini vurgulayan Maşrabacı, düzenli fiziksel aktivite, doğru beslenme ve kronik hastalıkların takibinin de sağlığın korunmasında önemli olduğunu ifade etti.
Genel check-up kontrollerinin yılda bir kez yapılmasının ideal olduğunu belirten Maşrabacı, kronik hastalığı veya mevcut endokrinolojik rahatsızlığı bulunan kişilerin ise hekimlerinin önerisi doğrultusunda 6 aylık ara kontrollerden geçmesinin risklerin zamanında yönetilmesine katkı sağlayacağını söyledi.




