Ülke gündeminde siyasi transferler almış başını gidiyor. Özellikle Ak Parti, hem milletvekili, hem de belediye başkanlıklarında, diğer partilerden isimleri üst üste kadrosuna katıyor. Geçmez denilen, "Mümkün değil, asla" denilenler, bir bakıyoruz Ak Parti rozeti takmışlar.

Tabi bu durum kamuoyunda çok fazla tartışmalara yok açıyor. Kamuoyunun genel tepkisi gibi, ben de siyasi geçişlere çok negatifim. Makam sahibi bir siyasinin, bağlı bulunduğu partiden ayrılırken, makamdan da istifa etmesi gerektiğini düşünüyorum. Türk siyasetinin en büyük sorunlarından birisi olarakta gördüğüm Siyasi Partiler ve Seçim Yasası değişmeyip, radikal adımlar atılmadığı sürece de, maalesef siyaset ülkenin en yozlaşmış kurumları arasındaki ilk sırayı hiç bir zaman bırakmaz. Üzgünüm ama, gerçek bu.

Gaziantep'te, yakın tarihte CHP'den seçilen 2 belediye başkanı Umut Yılmaz ve Mustafa Güzel'in Ak Parti'ye katılımlarını gördük. Anlaşılan o ki, önümüzdeki kısa süreçte Ak Parti Gaziantep'te 2, belki de 3 önemli transfere daha imza atacak. Bunların 2'si milletvekili, biri de belediye başkanı olacak gibi. Daha fazlası olursa da şaşırmam... Kim olduklarını az çok tahmin ediyorsunuzdur, bu yüzden yazmaya gerek görmüyorum.

Belli ki, Ak Parti 360 sayısal çoğunluğu bulabilmek için gözünü karartmış ve milletvekili transfer mevsimini başlatmış durumda. İyi, kötü, dolu, boş, katkı verir vermez, hesap kitap yapmadan 360'ı bulayım da, sonrasına bakarım modunda.

Transferi düşünülen siyasetçi de, nasıl olsa seçim dönemi geliyor, bulunduğum partiden bir halt olmaz, olsa da bu kez bana düşmez modunda olmalı ki, transfer mevsiminin oyuncağı olmayı kabul ediyor, kapağı güçlüye atıyor.

Kimse, "Vatan, Millet, Sakarya" nutukları atmasın, yemezler, yediremezseniz...

Transferi düşünülen vekilin biri zaten senden gitmiş, cevher olsa taa yıllar önce keşfederdin. Yapmamışsın, sırf şimdi milletvekili diye geri almak istiyorsun. Diğeri zaten memlekette yok hükmünde, ha varlığı, ha yokluğu.... Olsa ne olmasa ne...

Siyasetçi açısından, koltuğunu korumak amacında olduğundan transferi anlarım da, kitlelerin partisi, çeyrek asırlık davanın mimarı Ak Parti açısından, 360 hesabı dışında, bu transferlerin hiç bir izahı da, katkısı da...

Şu da var, Ak Parti eski Ak Parti değil. Zaten eskisi olsa, bu transfer konuşulmaz, dosyası bile açılmazdı. Ama, Ak Parti öyle bir noktaya geldi ki, toplumdan uzaklaştı, halkın dilini anlamaz oldu.

Bakın iddia ediyorum, herkes önümüzdeki ilk genel seçimde, mevcut milletvekillerinin 1-2'den fazlası listeye giremez diyor ya, bence de öyle olmalı. En fazla 2 milletvekili listede yer bulmalı. Ama olmayacak. Tam tersi, 2 milletvekili değişir, yerlerine tepeden inme 2 isim konur, "Değişim yaptık" algısıyla seçmenin karşısına çıkılır. Hatta, çıkacak 2 milletvekili yerine, transferi düşünülen 2 milletvekilini koyup, seçmenin karşısına çıkılırsa da şaşırmam... O zaman görürüm, anyayı, Konya'yı...

Siz böyle yapmaya devam ederken, bakın Özgür Özel hafta sonu Gaziantep'te binleri peşinden sürükledi gitti. Eğrisi doğrusu, en azından bir ideali var, kendine bir hedef koymuş, onu gerçekleştirmeye çalışıyor. Ve buna inanan ciddi bir kitle arkasında.

Ak Partili dostlarla tam olarak anlaşamadığımız nokta da burası. Onlar diyor ki, bu millet Ak Parti'ye değil de, paramparça olmuş CHP'ye mi yönelecek? Anlayamadıkları şu. Toplumun şu an derdi CHP'nin içinde bulunduğu durum değil ki. Toplumun problemi yoksulluk, açlık, sosyal adaletsizlik ve kurumlara güvensizlik. Ve Ak Parti'nin rakibi de, CHP, Özgür Özel falan değil. Yoksullukla boğuşan millet, halk...

İş öyle bir noktaya gidiyor ki, halk, seçimde kimin olması gerektiğinden ziyade, kimin olmaması gerektiğine kilitlenirse, işte o zaman Ak Parti için geçmiş olsun deriz. Ve maalesef iş o noktaya gidiyor.

Ak Parti seçime kadar 1.5-2 yılda kendini değiştirmez, toplumun dilini anlamamakta ısrar ederse, 25 yıllık dava, birikimler, kazanımlar, hepsine yazık olur. En önemlisi de, Recep Tayyip Erdoğan gibi, milyonları, kitleleri peşinden sürükleyen, ülkenin kaderini değiştiren bir isme böyle bir son hiç yakışmaz...