Uzmanların değerlendirmelerine göre günde yaklaşık 50 gram, yani 6 adet kuru erik tüketmek, dengeli beslenme düzeninin bir parçası olarak değerlendirilebilir.

Potasyum Açısından Zengin

Kuru erik, potasyum içeriği yüksek kuru meyvelerden biri olarak gösteriliyor. 100 gram kuru erikte yaklaşık 732 miligram potasyum bulunuyor.

Potasyum, kalp ve kas fonksiyonlarının normal şekilde sürdürülmesi ile kan basıncının düzenlenmesinde önemli mineraller arasında bulunuyor. Kuru erikte ayrıca bakır, manganez ve magnezyum gibi mineraller de yer alıyor.

Romatizma hastaları bu saatlere dikkat
Romatizma hastaları bu saatlere dikkat
İçeriği Görüntüle

İçeriğindeki beta-karoten ise vücudun A vitamini ihtiyacına katkı sağlayan bileşenler arasında bulunuyor.

Kemik Sağlığına Katkı Sağlayabilir

Kuru erikte bulunan K vitamini, kemik metabolizması açısından önemli bir besin ögesi olarak öne çıkıyor. Kalsiyum ve fosforla birlikte değerlendirildiğinde kemik sağlığının korunmasına katkı sağlayabiliyor.

Araştırmalarda günde yaklaşık 50 gram kuru erik tüketiminin, özellikle menopoz sonrası kadınlarda kemik yoğunluğundaki kaybı yavaşlatabileceğine ilişkin bulgular yer alıyor.

Sindirim Sistemini Destekliyor

Kuru eriğin en bilinen özelliklerinden biri ise sindirim sistemine yönelik etkisi. Yüksek lif içeriğinin yanı sıra sorbitol içermesi, bağırsak hareketlerinin desteklenmesine yardımcı olabiliyor.

Bu özelliği nedeniyle kuru erik özellikle kabızlık sorunu yaşayanların beslenme düzeninde tercih edilebiliyor. Lif içeriği aynı zamanda tokluk hissinin daha uzun sürmesine katkı sağlayarak dengeli beslenme ve kilo kontrolünü destekleyebilir.

B Vitaminleri de İçeriyor

Kuru erikte B2 (riboflavin), B3 (niasin) ve B6 vitamini başta olmak üzere çeşitli B grubu vitaminleri bulunuyor. Bu vitaminler enerji metabolizmasının normal işleyişinde rol oynuyor.

K vitamini, potasyum, lif ve farklı mineralleri bir arada içeren kuru erik, bu yönüyle günlük beslenmeye eklenebilecek besinlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar, kuru eriğin tek başına bir tedavi yöntemi olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekerken, ölçülü miktarda kahvaltıda yulaf ve gevreklerle ya da salatalara eklenerek tüketilebileceğini belirtiyor.

Kaynak: Haber Merkezi