Son yıllarda kalp krizi haberlerini okuduğumuzda artık sadece ileri yaşlardaki insanları değil, 30’lu, hatta 20’li yaşlardaki gençleri de gördüğümüz bir gerçekle karşı karşıyayız. Bir zamanlar “yaşlılık hastalığı” olarak görülen kalp-damar rahatsızlıkları bugün genç nesilleri de tehdit ediyor.
Peki ne değişti?
Öncelikle yaşam tarzımız değişti. Daha az hareket ediyor, daha fazla hazır gıda tüketiyor, daha yoğun stres altında yaşıyoruz. Uzun çalışma saatleri, düzensiz uyku, sigara kullanımı, obezite ve hareketsizlik kalp sağlığını tehdit eden en önemli faktörler arasında yer alıyor. Uzmanlar özellikle gençlerde görülen yüksek tansiyon, diyabet ve aşırı kilo problemlerinin kalp krizi riskini artırdığına dikkat çekiyor.
Bir diğer tartışma konusu ise pandemi sonrası yaşanan süreç. COVID-19 enfeksiyonunun kalp ve damar sistemi üzerinde olumsuz etkiler bırakabildiğine dair çok sayıda bilimsel çalışma bulunuyor. Ancak genç yaşta kalp krizlerindeki artışı yalnızca aşılara veya tek bir nedene bağlamak bilimsel olarak doğru değil. Bugüne kadar yapılan geniş çaplı araştırmalar, kalp krizi vakalarındaki artışın birçok faktörün birleşimiyle ortaya çıktığını gösteriyor. Enfeksiyonun kendisi, hareketsiz geçen pandemi dönemi, artan stres, kilo alımı ve mevcut sağlık sorunlarının ihmal edilmesi bu faktörler arasında sayılıyor.
Beslenme alışkanlıklarımız da ayrı bir sorun. Sofralarımıza gelen ürünlerin doğallığı konusunda toplumda ciddi endişeler bulunuyor. Aşırı işlenmiş gıdalar, yüksek şeker tüketimi ve sağlıksız yağlar kalp-damar hastalıklarının yaygınlaşmasında önemli rol oynuyor. İnsanlar daha çok tüketiyor ancak daha az besleniyor.
Belki de en büyük problem, gençlerin kendilerini risk grubunda görmemesi. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı veya aşırı yorgunluk gibi belirtiler çoğu zaman önemsenmiyor. Oysa kalp hastalıkları yaş dinlemiyor.
Kalp krizlerinin genç yaşlara inmesini durdurmanın yolu belli. Daha fazla hareket etmek, sigaradan uzak durmak, düzenli sağlık kontrolünden geçmek, sağlıklı beslenmek ve stresi yönetebilmek. Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığı bir dönemde, sağlığımızı korumak için biraz daha bilinçli yaşamayı öğrenmek zorundayız.
Çünkü kalp krizi artık sadece yaşlıların değil, hepimizin kapısını çalabilecek bir sağlık sorunu haline geldi. Toplum olarak bu gerçeği ne kadar erken kabul eder ve önlem alırsak, gelecekte o kadar az acı haber duyarız.