Günlük koşturmacamız içinde ekonomi sayfalarındaki büyüme oranlarına, işsizlik rakamlarına ve istihdam verilerine bakar geçeriz. Kuru birer istatistiktir onlar bizim için; bir ay yüzde aşağı iner, öbür ay yukarı çıkar. Oysa her rakamın arkasında bir insan, bir aile, bir ev ve geleceğe dair kurulmuş hayaller vardır.
Son dönemde istihdam piyasasındaki gelişmeler ve İŞKUR’un yürüttüğü çalışmalar, bu kuru istatistiklerin ötesinde insana dokunan bir gerçeği gözler önüne seriyor: Doğru yönlendirme ve kararlı politikalarla İŞKUR işsiz bırakmadı, aksine binlerce vatandaşa yeni bir başlangıç kapısı araladı.
Masadaki Değil, Sahadaki Mücadele
Ekonomik dalgalanmaların ve küresel rüzgarların en sert estiği dönemlerde dahi işgücü piyasasını ayakta tutan en önemli mekanizmalardan biri aktif işgücü programlarıdır. İŞKUR sadece "iş arayanları kayda geçiren" bir kurum değil; mesleki eğitim kurslarından işbaşı eğitim programlarına kadar adeta bir köprü görevi görüyor.
Bugün fabrikasında nitelikli eleman bulamadığı için dert yanan sanayici ile iş arayan gencin yolu İŞKUR’un atölyelerinde kesişiyor. "Benim mesleğim yok, kim bana iş verir?" diyen binlerce insan, bu kurslar sayesinde hem meslek sahibi oluyor hem de üretime dahil ediliyor. Rakamlar tek başına konuşmasa da, atölyede eline ilk kez kaynak makinesi alan bir gencin yüzündeki o gururlu gülümseme her şeyi özetliyor.
Umutsuzluğu Umuda Çevirmek
İşsizlik yalnızca maddi bir kayıp değildir; insan ruhunu kemiren, bireyin kendini aidiyetsiz hissetmesine yol açan ağır bir psikolojik yüktür. Uzun süre iş arayıp bulamayan bir insanın gözündeki o sönmüş ışığı yeniden yakmak kolay değildir.
İşte İŞKUR’un danışmanlık hizmetleri tam da bu noktada devreye giriyor. Birebir yürütülen kariyer danışmanlığı, iş arayanın yetenekleriyle piyasanın taleplerini doğru noktada buluşturuyor. "İşsiz bırakmadı" derken kastettiğimiz tam da budur: Sistem, insanları kendi kaderine terk etmek yerine elinden tutup doğru kapıyı çalmasını sağlıyor. Kadın istihdamını artıran özel projeler, engelli vatandaşlarımızın çalışma hayatına katılımı için sunulan teşvikler ve dezavantajlı gruplara yönelik pozitif ayrımcılık, bu topraklarda kimsenin dışarıda bırakılmadığının en somut kanıtıdır.
Birlikte Büyümek, Birlikte Üretmek
Tabii ki sistemin eksikleri yok mu? Var. Karşılaşılan bürokratik engeller, bazı bölgelerdeki eşleşme zorlukları ya da beklentilerin gerisinde kalan maaş politikaları hâlâ üzerinde çalışmamız gereken alanlar. Ancak genel resmi okuduğumuzda, kurumun reflekslerinin iş piyasasını canlı tutmada ne denli kritik bir rol oynadığını net bir şekilde görebiliyoruz.
Girişimcilik destekleriyle kendi işinin patronu olan genç kadınları, meslek edindirme kurslarıyla evine ekmek götüren babaları gördükçe inancımız tazeleniyor. Üreten Türkiye, ancak insanına güvenen, onu eğiten ve istihdamda tutan mekanizmalarla mümkündür.
Unutmayalım ki mesele sadece iş sahibi olmak değil; o işin getirdiği onurla yaşayabilmektir. İŞKUR, attığı doğru adımlarla vatandaşını yalnız bırakmadığını, zor günlerde bu devletin şefkatli ve yönlendirici elinin hep sırtımızda olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Emeğin kıymetini bilen, üreten ve ürettikçe güçlenen bir Türkiye umuduyla; tekerleği döndüren tüm emekçilere ve bu çarka omuz verenlere selam olsun.