Son günlerde Türkiye’de çok güzel bir tabloya şahit oluyoruz. Genç bir kardeşimiz, Celal Karatüre söylediği ilahilerle adeta gönüllere dokundu. Samimi tavrı, içten mimikleri ve yüreğinden geldiği belli olan sesiyle kısa sürede milyonların dikkatini çekti.
Bugün bakıyorsunuz; ilahileri dilden dile dolaşıyor. Okullarda, sınıflarda, evlerde çocuklar onun söylediği ilahileri mırıldanıyor. Bu, aslında parayla satın alınabilecek bir başarı değil. İsterseniz milyonlarca lira harcayın, binlerce reklam verin, ama samimiyet yoksa insanların gönlüne giremezsiniz.
Celal Karatüre’nin başarısının sırrı tam da burada yatıyor. Gösterişten uzak, doğal ve içten bir şekilde söylediği ilahilerle insanların kalbine dokunmayı başardı. Özellikle gençlerin ve çocukların ilahiye yönelmesi de ayrıca sevindirici bir durum.
Ancak her güzel şeyde olduğu gibi bunun da peşine takılanlar çıktı.
Son zamanlarda sosyal medyada kendini “fenomen” zanneden bazı kişiler, bu ilgiyi fırsata çevirmeye çalışıyor. Yıllardır yaptıkları anlamsız şakalarla, yapay videolarla dikkat çekemeyenler bu kez ellerine def alıp ilahi söylemeye başladı. Amaç belli.. İnanç üzerinden izlenme kazanmak.
Oysa ilahi; bir gösteri değil, bir gönül işidir.
İlahi; sosyal medya tıklaması almak için söylenecek bir söz değildir.
İlahi; samimiyet ister, edep ister, saygı ister.
Bugün bazı kişiler bunu adeta bir “trend” gibi görmeye başladı. Bir bakıyorsunuz alışveriş merkezinde, bir bakıyorsunuz sokakta, bir bakıyorsunuz tamamen mizah amaçlı videolarda ilahi okunuyor. Bunun adına ne sanat diyebilirsiniz ne de samimiyet.
Dinimiz ve değerlerimiz sosyal medya fenomenliğine malzeme yapılacak kadar ucuz değildir.
Elbette herkes ilahi söyleyebilir. Buna kimse karşı çıkmaz. Ama niyet önemlidir. Eğer niyet; gönüllere dokunmak değil de takipçi kazanmaksa, işte orada bir problem var demektir.
Celal Karatüre gibi gençlerin ortaya çıkması aslında toplum için bir umut. Gençlerin ilahiyle, manevi değerlerle buluşması güzel bir gelişme. Fakat bu güzelliğin, sosyal medya şovlarına kurban edilmesine de sessiz kalınmamalı.
Belki de artık bu konuda bir bilinç oluşması gerekiyor.
Çünkü bazı değerler vardır; reyting için değil, saygı için yaşatılır.
İlahiler de işte tam olarak böyle bir değerdir.
İlahiyi fenomenliğe alet etmeyin.