25 yıl önce Irak krizini hatırlayanlar vardır. ABD'nin Irak'a yönelik başlattığı Körfez Savaşı ile birlikte, Gaziantepli ihracatçılar için en önemli pazar olan Irak'ta, tahsilat sıkıntısı baş göstermişti.
Gaziantepli ihracatçıların alacağı olan 1 milyar doları geçen para uzun süre tahsil edilememişti. Yapılan uzun süren görüşmelerini ardından, Irak'a yönelik uluslararası ambargo nedeniyle paranın tahsili mümkün olmayınca, alacakların karşılığında petrol sevkiyatı yapılması kararlaştırılmıştı. Böylece Türkiye, alacaklarına karşılık olarak, petrol ithal ederek, bir nevi ambargoyu da delmişti. O günleri hatırlayanlar çok iyi bilir, ambargonun dolaylı delinmesinden dolayı Gaziantep’ten bazı isimler CIA’in radarına bile girmişti.
O zamanlar, gelen petrolü nakite çevirip alacaklara dağıtmak için de GAP Umut Petrol A.Ş. kurulmuştu.
Aradan 25 yıl geçti, Irak'ta yine Gaziantepli ihracatçıların alacağı ile ilgili kriz çıktı. O zaman Körfez Krizi ile Irak vuruluyordu, bugün İran vuruluyor. Sanki tarih tekerrür ediyor.
Türkiye’de sanayici ve ihracatçı zaten zor bir dönemden geçiyor. Artan maliyetler, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve küresel pazarlardaki daralma üreticinin omuzlarındaki yükü her geçen gün biraz daha artırıyor. Tam da böyle bir dönemde Irak pazarında ortaya çıkan ödeme sorunu, özellikle Gaziantepli ihracatçılar için yeni bir krize dönüşmüş durumda.
Irak’ta devreye alınan ASYCUDA gümrük sistemi, teoride ticareti dijitalleştirip daha şeffaf hale getirmeyi amaçlıyor. Ancak sahadaki entegrasyon sorunları nedeniyle sistem şu anda ticareti kolaylaştırmak yerine ödeme süreçlerini kilitleyen bir noktaya gelmiş durumda. Özellikle İbrahim Halil Sınır Kapısı’nda yaşanan uyumsuzluklar nedeniyle ihracat gerçekleşse bile ödeme işlemleri tamamlanamıyor.
Ortaya çıkan tablo oldukça ağır. Türkiye’nin Irak’a yaptığı ihracata karşılık yaklaşık 3 milyar dolar Irak Merkez Bankası’nda bekliyor. Bu tutarın 1,2 milyar dolarlık kısmının Gaziantepli firmalara ait olması, sorunun bölge ekonomisi açısından ne kadar kritik olduğunu gösteriyor.
Yani sanayici ürününü üretmiş, göndermiş, ticaretini tamamlamış ama parasını alamıyor. Nakit akışının hayati olduğu bir dönemde bu gecikme, üretimden istihdama kadar birçok alanda zincirleme bir baskı yaratıyor.
Kısacası zaten ekonomik sıkıntılarla mücadele eden ihracatçı, şimdi bir de sistemsel sorunların bedelini ödüyor. Eğer Irak’taki entegrasyon problemi kısa sürede çözülmezse, bu durum yalnızca firmaların bilançolarını değil, Gaziantep başta olmak üzere bölge ekonomisinin üretim gücünü de doğrudan etkileyebilir.