Son dönemde hep sürekli sanayicinin, iş adamının sıkıntılarını yaşıyoruz da, bu kentte bit de küçük esnaf sorunu var. Hem de çok ciddi boyutta.

Haftanın en az 3-4 günü şehrin göbeğini, Almacı Pazarı'nı, Bakırcılar Çarşısı'nı, Karagöz, Gaziler, Şıhcan Bölgesi'ni mutlaka gezerim. İster kış olsun ister yaz, ister dondurucu soğuk, isterse de kavurucu sıcak. Hiç farketmez. Çarşı dediğimiz bölgeye inerim, özellikle esnafın nabzını tutmaya çalışırım.

Havalar aşırı sıcak olduğu için çarşı bu aralar sakin olsa da, o bölgenin en sakin halinde bile bereket vardır. Turist sezonu bitti, gurbetçi sezonu başladı. Bu nedenle, bir iki ay önceki yoğun hareketlilik olmasa da, gurbetçinin parası esnafa düşmese düşüyor. Özellikle de kuyumcularda büyük hareketlilik var. Altın fiyatlarındaki düşüşten dolayı, hem yatırım yapmak isteyen hem de düğün hazırlığı yapan aileler için bulunmaz fırsat oldu diyebiliriz. Yurt dışında para biriktiren gurbetçilerin zaten her zaman yatırım tercihi Türkiye'den altın almak olmuştur.

Bunlar işin pozitif tarafları, bardağın dolu tarafı. Gelelim negatif yanına, Yani bardağın boş tarafına.

Özellikle hizmet sektöründe faaliyet gösteren kimin yanına gitsem, vergi denetmenlerinden artık bıkmış durumdalar. Düşünün, sabah işletmenize vergi denetmenleri geliyor, kasaya oturuyor, akşama kadar ne aldın, ne sattın tek tek hesap ediyor. Hem de bunu yılda bir kez de değil, önce 6, sonra 10, ardından 12, şimdi de 15'e çıkarmışlar. 20'ye kadar yolu var yani.

Kazandığının vergisini elbette ödeyeceksin, ona söz yok. Denetim de yapılsın, sıkıntılı olan varsa hesabını versin, cezasını çeksin. Amenna. Ama, mevzu vergi değil ki. Sudan sebep bahanelerle yazılan cezalar, ek vergiler, enflasyon muhasebesi, stok, şu bu...

Ve öyle yazılan cezai rakamları duyuyoruz ki, akıl alır gibi değil. Uçuk kaçık...

Ahi'lik kültürü, aza kanaat, helal kazanç der. Kabul ediyorum, böyle esnaf az kaldı. Kim ne kadar Ahi'lik kültürüne uyuyor uymuyor, haklı olarak tartışınsa da, devlet herkesin babasıdır. Ülkenin ekonomik halinden dolayı en fazla mağdur olan kesim olarak dikkat çeken küçük esnaf, maalesef bir de bu tamamen cezaya dayalı vergi politikasından dolayı bitme noktasında.

Bu anlamda, Lokantacılar ve Tatlıcılar Odası Başkanı Abdulkadir Katmerci'nin, hafta içinde devlete yönelik yaptığı çağrıyı doğru okumak gerekiyor.

Birçok işletmenin artık kâr etmeyi bırakın, ayakta kalabilmek için büyük fedakârlıklarla mücadele verdiğini belirten Katmerci, esnafın yalnızca ticaret yapan bir kesim olmadığını, aynı zamanda istihdam sağlayan, vergi ödeyen ve şehir ekonomisinin temel taşlarından biri olduğunu dile getiriyor.

Ekonomide hareketliliğin sağlanması için hükümete çağrıda bulunan Katmerci, iç piyasayı canlandıracak destek paketlerinin açıklanması, esnafın uygun koşullarda finansmana erişiminin kolaylaştırılması, vergi ve SGK yüklerinin hafifletilmesi, kredi maliyetlerinin düşürülmesi ve üretim ile ticareti artıracak teşviklerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Açık söylüyorum, “Esnaf yaşarsa ekonomi yaşar. Esnaf güçlenirse Türkiye güçlenir.” Esnafın sesinin duyulması ve gerekli adımların vakit kaybedilmeden atılmasını artık elzemdir.