Alzheimer hastalığının yaşlanmanın doğal bir parçası olmadığını belirten Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Nöroloji Uzmanı Dr. Adem Akkurt, hastalığın ilerleyici bir beyin hastalığı olduğuna dikkat çekti. Hastalığın kesin nedeninin henüz tam olarak ortaya konulamadığını ifade eden Akkurt, beyinde amiloid ve tau adı verilen proteinlerin anormal birikimiyle birlikte sinir hücrelerinde meydana gelen hasarın hastalığın gelişiminde önemli rol oynadığını söyledi. Genetik ve çevresel birçok faktörün de sürece katkıda bulunabildiğini belirtti.
Alzheimer riskini artırabilecek faktörlere değinen Akkurt, "İleri yaşın yanı sıra ailede Alzaymır öyküsü bulunması, yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, obezite, sigara kullanımı, hareketsiz yaşam, işitme kaybı ve düşük sosyal-zihinsel aktivite gibi faktörler de riskin artmasıyla ilişkilendirilmektedir" dedi.
Akkurt: “En Erken Ve Sinsi Belirtilerden Biri Kelime Bulmakta Zorlanma Olabilir”
Toplumda Alzheimer denildiğinde ilk olarak unutkanlığın akla geldiğini belirten Akkurt, hastalığın başlangıç döneminde farklı belirtilerin de ortaya çıkabileceğini vurguladı.
Akkurt, "En erken ve sinsi belirtilerden biri kelime bulmakta zorlanma olabilir. Kişi çok iyi bildiği bir nesnenin adını hatırlamayabilir, bunun yerine ‘şu', ‘o şey' gibi ifadeleri kullanmaya başlayabilir. Bu durum sıklaşıyor ve kişinin günlük konuşmasını etkilemeye başlıyorsa mutlaka dikkate alınmalıdır. Bunun yanı sıra aynı soruların tekrar tekrar sorulması, yakın zamanda yaşanan olayların unutulması, randevuların karıştırılması, günlük işleri planlamakta zorlanma, yön bulmada güçlük ve kişilik ya da davranış değişiklikleri de değerlendirilmesi gereken belirtiler arasındadır. Bu tür değişiklikler kişinin kendisi kadar yakınları tarafından da fark edilebilir" diye konuştu.
Akkurt: “Erken Tanı, Hastalığın Yönetimi Açısından Büyük Önem Taşıyor”
Yaşla birlikte bazı unutkanlıkların görülebileceğini ancak günlük hayatı belirgin şekilde etkileyen bilişsel değişikliklerin değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Akkurt, toplumdaki "Bu yaşta unutkanlık normaldir" yaklaşımının tanının gecikmesine neden olabileceğini söyledi.
Akkurt, "Erken tanı, hastalığın yönetimi açısından büyük önem taşıyor. Erken dönemde hastanın ayrıntılı değerlendirilmesi, uygun tedavi seçeneklerinin belirlenmesi ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması mümkün olabiliyor. Bu nedenle kişinin hafızasında, konuşmasında, davranışlarında veya günlük yaşam becerilerinde belirgin bir değişiklik fark edildiğinde bunun yaşlanmanın doğal sonucu olduğu düşünülmemeli ve nöroloji uzmanına başvurulmalıdır" şeklinde konuştu.
Tedavi Süreci Kişiye Göre Belirleniyor
Alzheimer hastalığını tamamen ortadan kaldıran kesin bir tedavinin bulunmadığını belirten Akkurt, hastalığın belirtilerini yönetmeye yönelik tedavilerin yanı sıra uygun hastalarda hastalığın biyolojik seyrini yavaşlatmayı hedefleyen yeni nesil tedavi yaklaşımlarının da gündemde olduğunu söyledi.
Tedavinin hastanın hastalık evresi, genel sağlık durumu ve uygunluk kriterlerine göre kişiselleştirildiğini ifade eden Akkurt, ilaç tedavilerinin yanında düzenli egzersiz, dengeli beslenme, kaliteli uyku, zihinsel aktiviteler ve sosyal yaşamın desteklenmesinin de tedavi sürecinin önemli parçaları olduğunu kaydetti.
Akkurt: “Unutkanlık Dışında Ortaya Çıkan Değişiklikleri De Göz Ardı Etmemek Gerekiyor”
Alzheimer konusunda erken farkındalığın önemine işaret eden Akkurt, özellikle tekrarlayan belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
Akkurt, "Unutkanlık dışında ortaya çıkan değişiklikleri de göz ardı etmemek gerekiyor. Özellikle kelime bulma güçlüğü, günlük işleri planlamada zorlanma veya yakın zamanda yaşanan olayların unutulması gibi belirtiler tekrarlamaya başladıysa değerlendirme için bir nöroloji uzmanına başvurulması önemlidir." dedi.
Akkurt, hastalığın belirtilerini yönetmeye yönelik tedavilerin yanı sıra uygun hastalarda hastalığın biyolojik seyrini yavaşlatmayı hedefleyen yeni nesil tedavi yaklaşımlarından TMS ve TPS'nin de gündemde olduğunu sözlerine ekledi.




