Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Müşterek Başkanı Toygar Narbay, dolar bazında maliyetlerin yüzde 30 arttığını belirtirken, TÜSİAD Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç yılın son çeyreğinin daha zorlu geçebileceği
uyarısında bulundu. Altınsaç, şirketlere önümüzdeki 6-7 ay boyunca nakit akışlarını korumaları çağrısı yaptı.
TGSD tarafından bu yıl 19'uncusu düzenlenen İstanbul Hazır Giyim Konferansı'nda sektörün yaşadığı sorunlar ve rekabet gücünü artırmaya yönelik çözüm önerileri ele alındı. "Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye" temasıyla gerçekleştirilen konferansta maliyet artışları, üretimdeki gerileme ve istihdam kaybı öne çıktı.
Ücretler 11,3 kat, enflasyon 9 kat arttı
Konferansta konuşan TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, sektörün son üç yıldır ağır ekonomik koşullarla mücadele ettiğini belirterek, "Biz bunu son 3 yıldır hissediyoruz. Çok büyük bir fırtına içinde kaldık 3 yıldır" dedi.
Narbay, değerlendirdiği dönemde ücretlerin 11,3 kat, enflasyonun 9 kat arttığını söyledi. Finansman maliyetlerinin 3,7 kat, döviz kurunun ise 6,5 kat yükseldiğini belirten Narbay, dolar bazında maliyetlerin yüzde 30 arttığını ifade etti.
Finansman giderlerinin işletmelerin kârlılığını ciddi ölçüde aşındırdığına dikkat çeken Narbay, bu giderlerin faaliyet kârını tekstil sektöründe yüzde 130, hazır giyimde ise yüzde 86 oranında aştığını kaydetti.
Bir şirketin sermayesini koruyabilmesi için yüzde 13,5 FAVÖK (EBITDA) marjıyla çalışması gerektiğini belirten Narbay, rakiplerde bu oranın yüzde 3,6 seviyesinde olduğunu dile getirdi. Türkiye'deki işletmelerin bu nedenle rakiplerine kıyasla önemli bir dezavantajla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Üretim miktarı yüzde 21 geriledi
Narbay, 2022-2025 döneminde sektörde satış fiyatlarının yüzde 13 arttığını, buna karşılık üretim miktarının yüzde 21 azaldığını açıkladı. Aynı dönemde kârlılık oranının tekstilde yüzde eksi 0,6, hazır giyimde ise yüzde 2,3 seviyesinde kaldığını belirtti.
İki sektör birlikte değerlendirildiğinde kârlılığın sıfıra yakın olduğuna işaret eden Narbay, yalnızca ürün değerini artırmanın yeterli olmayacağını vurguladı.
Narbay, "Değeri hacmi küçülterek artırdığınızda ölçek ekonomisinden koptuğunuz için sektör açısından olumlu bir sonuç ortaya çıkmıyor. Çıkışın başka bir yerde olduğunu düşünüyorum. Hem hacim korunmalı hem de değer artırılmalı ki kârlılık artsın ve işletmeler bunu dönüşüme harcayabilsin" ifadelerini kullandı.
Hazır giyimde 350 binin üzerinde istihdam kaybı
TÜSİAD Başekonomisti Gizem Öztok Altınsaç, konferansta yaptığı değerlendirmede Türkiye'nin Avrupa'ya yakınlık ve pazara erişim avantajının son yıllardaki gelişmeler nedeniyle zayıflamaya başladığını söyledi.
Avrupa'da gündeme gelen "Made in Europe" yaklaşımının ve Hindistan ile olası serbest ticaret anlaşmasının Türkiye açısından yeni rekabet baskıları oluşturabileceğine dikkat çeken Altınsaç, uzun vadeli planlama yapılması gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin iki-üç yıllık planlar yerine kamu ve özel sektör iş birliğiyle 20-30 yıllık stratejiler geliştirmesi gerektiğini belirten Altınsaç, Çin ve Hindistan'ın bu alanda uzun vadeli yaklaşımlar izlediğini ifade etti.
Tekstil ve hazır giyim sektöründe 350 binin üzerinde istihdam kaybı yaşandığını belirten Altınsaç, benzer sorunların sanayinin farklı alanlarında da görüldüğünü kaydetti.
Yılın son çeyreği için zorlu dönem uyarısı
Kur politikası ve finansman koşullarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Altınsaç, Merkez Bankası'nın kur politikasında radikal bir değişiklik beklemediğini söyledi. Önümüzdeki iki yılda seçim süreci ve ücret düzenlemeleri nedeniyle işçilik maliyetleri açısından sanayiciyi rahatlatacak bir tablo oluşmasını beklemediğini belirtti.
Buna karşılık finansman maliyetlerinde düşüş öngören Altınsaç, Merkez Bankası'nın kademeli faiz indirimlerine başlayabileceğini ve 2027'nin finansman açısından bu yıla göre daha rahat geçebileceğini dile getirdi.
Yılın son çeyreğinin daha zorlu geçebileceği uyarısında bulunan Altınsaç, şirketlerin önümüzdeki 6-7 ay boyunca likiditelerini korumaya öncelik vermeleri gerektiğini söyledi.
Hazır giyimde inovasyon ve markalaşma çağrısı
Konferansın açılışında konuşan TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren, Türkiye markasının güçlenmesi için iş dünyası, akademi, kamu ve sivil toplum kuruluşlarının ortak stratejiler geliştirmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin ham maddeden nihai ürüne uzanan üretim kabiliyeti, Avrupa'ya yakınlığı ve esnek üretim gücünün önemli avantajlar olduğunu vurgulayan Özüren, tasarım, teknoloji ve markalaşmayla yaratılan değerin artırılması gerektiğini ifade etti. Özüren, "Bilgiyi üretime taşıma hızımız, rekabet gücümüzü belirleyecek" dedi.
McKinsey Hazır Giyim ve Lüks Moda Sektörü Küresel Lideri Gemma D'Auria da Türkiye'nin küresel rekabette pamuk, ürün geliştirme ve hızlı üretim kapasitesini öne çıkarması gerektiğini söyledi.
Markaların yalnızca fiyatı değil, hız, esneklik ve dayanıklı tedarik zincirlerini de önemsediğini belirten D'Auria, doğal elyafa yönelişin Türk üreticiler için fırsat oluşturduğunu kaydetti. Üç boyutlu tasarım teknolojisinin numune süreçlerini dört ila altı hafta kısaltabileceğini ifade eden D'Auria, küçük partilerle üretim, hızlı teslimat ve inovasyon yatırımlarının önemine dikkat çekti.




