Ramazan ayı… Bereket ayı dedik, paylaşma ayı dedik, birlik ve beraberliğin en güçlü şekilde hissedildiği zaman dilimi dedik. İşte tüm bu güzel duyguların en somut halini yine Gaziantep’te görüyoruz.
Gaziantep, sadece mutfağıyla değil, gönlüyle de zengin bir şehir. Misafirperverliğin, yardımlaşmanın ve dayanışmanın adeta yaşam biçimine dönüştüğü bir şehir. Ramazan ayının daha ilk günlerinde sokaklara, mahallelere, esnafa, hayırseverlere baktığınızda büyük bir kenetlenmenin fotoğrafı çıkıyor karşımıza.
Bir yanda ihtiyaç sahiplerine ulaştırılan yardım kolileri, diğer yanda kurulan iftar sofraları… Kapısını açanlar, paylaşanlar, “komşum açken ben tok yatamam” anlayışını yaşatanlar… Her biri bu şehrin ruhunu anlatan güçlü örnekler.
Ramazan’ın en güzel tarafı belki de tam burada gizli. Sadece oruç tutmak değil, gönüllere dokunmak. Bir sofrayı büyütmek, bir gönlü ısıtmak, bir tebessüme vesile olmak. Gaziantep’te bunu fazlasıyla görüyoruz.
Bu şehir zor zamanlarda nasıl kenetlenmesi gerektiğini bilen bir şehir. Yardımlaşmanın sessiz ama güçlü dili, Ramazan’la birlikte yeniden yükseliyor. Büyük organizasyonların yanında küçük ama çok kıymetli dokunuşlar da dikkat çekiyor. Bir mahallede paylaşılan yemek, bir esnafın gizlice bıraktığı erzak, bir gencin gönüllü olarak dağıttığı iftar paketleri…
Ortaya çıkan tablo net... Gaziantep paylaşmayı seviyor. Ramazan ayı ilerledikçe bu dayanışmanın daha da büyüyeceğine şüphe yok. Çünkü bu şehirde iyilik bulaşıcıdır. Bir kişi başlatır, yüzlerce kişi devam ettirir.
Belki de Ramazan’ın bize hatırlattığı en önemli şey bu: Aynı sofranın etrafında toplanabilmek, aynı duaya “amin” diyebilmek ve birbirimizin yükünü hafifletebilmek…
Gaziantep bunu yapıyor. Hem de en güzel şekilde. Ramazan berekettir, Ramazan dayanışmadır. Ve Gaziantep, bu dayanışmanın en güçlü adreslerinden biridir.