Macaristan'ın BUGAÇ şehrinde her iki yılda bir düzenlenen "TÜRK - TURAN KURULTAYI" benzeri görülmemiş renkli görüntülerle tamamlandı. Kurultayı düzenleyen Bugaç (BOĞAÇ) Belediye Başkanı ANDREAŞ BİRO bir antropolog.

ANDREAŞ'ın soyadı BİRO'nun karşılığı ise BÖRÜ?

Göktürkçe BÖRÜ ise KURT ve YİĞİT anlamı taşıyor, "Macaristan'ın geleceği Avrupa'da değil, Asya'da Türk kardeşlerinin yanında" diyen HUNCU - TÜRKÇÜ siyasal anlayış kendine Macaristan'da oldukça geniş bir manevra sahası kazanmış durumda.

VONA GABOR tarafından kurulan TÜRKÇÜ- TURANCI "JOBBİK" adlı parti katıldığı ilk seçimde % 18 oy alarak 3. parti olmuştu. Günümüzde ise Macaristan'ın 2. büyük partisi konumuna yükselen hareketin lideri GABOR, Ermenilerin uydurma soykırım iddialarına karşı çıktığı için kiliseye şikayet edilmişti.

GABOR,  "Sen Hristiyan değil misin?" diyen papaza "Hristiyan’ım ancak Türk kardeşlerime ihanet edemem" cevabını vermişti.

Burada ortaya çıkan temel gerçeklik şu: Dinsel kimlik Milletleşme serüveni içinde önemli ve etken bir unsur ancak başlı başına birleştirici bir rol oynamıyor.

Eğer dinsel realite tezimizle aksi yönde bir tezata düşseydi, Kıbrıs meselesi başta olmak üzere Doğu Akdeniz'de ve diğer milletlerarası alanlarda Filistin, Mısır ve BAE'nin başını çektiği Araplar, RUM - YUNAN ve HRİSTİYAN - BATI tezlerini desteklemezlerdi.

Burada PİR-İ TÜRKİSTANİ HOCA AHMET YESEVİ'nin 'İslam tercihimiz Türklük ise kaderimizdir' tezinin günümüz yansımalarına karşı en mutlak cevap olduğu muhakkak.

Siyasal ilişkiler ve toplumsal ittifaklar indinde salt din ekseninde meselelere tabii olmanın büyük tehlikeleri de beraberinde getirme ihtimalinin gözardı edilmemesi gerekiyor.

Bu duruma mukabil, Macaristan Başbakanı VİKTOR URBAN'ın NATO'nun genişlemesi konusunda "TÜRKİYE NE DERSE BİZ ORADAYIZ' açıklamasıyla HRİSTİYAN TÜRKLERLE, MÜSLÜMAN TÜRKLERİN siyasal anlamdaki yön tayininde zorlanmayacağını bize gösteriyor.

Aynı MACARİSTAN, Finlandiya'nın NATO'ya üyeliğine eş zamanlı olarak Türkiye evet dediği için evet demişti.

Şimdilerde ise İSVEÇ'in NATO'ya kabulüne "Türkiye evet demedikçe, bizde evet demeyiz" diyerek MACARİSTAN parlamentosunda İSVEÇ'in üyelik başvurusunun oylaması yine aynı düşünceyle ertelendi. Bu konuda da Türkiye'nin evet demesi bekleniyor.

İşte burada sormak gerekiyor. Emevi zihniyetli ve Arap asabiyetini bize İslam diye yutturmaya çalışan, tarih boyunca ihanetlerinden ve katliamlarından başka hiç bir yakınlığımız olmayan ARAPLAR MI, yoksa 'BİZDE ATİLLA'NIN TORUNLARIYIZ" diyen Hristiyan, ancak HUN - TÜRKLERİ olan MACARLAR MI bize yakın?

Başta TALKAN ve CÜRCAN katliamlarıyla ŞERİF HÜSEYİN ekolünü bir yaşam biçimi olarak kabul eden Fransız ve İngiliz Haçlı ordularının lejyonu olarak Müslüman Türkleri kıyıma uğratan Araplara temkinli yaklaşmakta yarar var.

Zira, tarih dinsel kardeşliğimizi bir zafiyet ve zayıflık olarak gören Bedevilerin iyi niyetimizi istismar ettiği acı örnekler ve derslerle dolu.