Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, özellikle horlamaya uykuda nefes durmalarının eşlik ettiği obstrüktif uyku apnesinin, beynin gece boyunca yeterince dinlenmesini engelleyerek unutkanlık, dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon sorunlarına yol açabileceğini söyledi.
Uyku apnesinin yalnızca gece uykusunu değil, gündüz saatlerindeki zihinsel performansı da etkileyebildiğini belirten Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, bazı hastaların unutkanlık ve yorgunluk şikâyetiyle nöroloji polikliniklerine başvurduğunu ancak sorunun kaynağının gece boyunca bölünen uyku olabildiğini ifade etti.
Toz, “Hastalar unutkanlık, odaklanma güçlüğü veya sürekli yorgunluk nedeniyle nöroloji polikliniğine başvurabiliyor. Ancak bazı kişilerde sorunun kaynağı beynin kendisi değil, gece boyunca bölünen uykudur. Beyin yeterince dinlenemediğinde bunun etkileri gün içinde belirgin şekilde hissedilir” dedi.
Beyin gece boyunca defalarca uyanabiliyor
Uyku apnesinde kişinin farkında olmadan çok sayıda kısa süreli uyanıklık yaşayabildiğini anlatan Toz, bu durumun derin uykuyu bozduğunu söyledi.
“Uyku apnesinde solunum gece boyu tekrar tekrar durabilir. Her nefes durması, beynin kısa süreli uyanıklık durumuna geçmesine neden olur. Kişi bunu çoğu zaman hatırlamaz ancak derin uyku sürekli bölünür. Bazı ağır olgularda bu durum gece boyunca onlarca, hatta yüzlerce kez tekrarlanabilir. Sonuçta kişi sekiz saat uyumuş görünse bile, beyin kaliteli bir dinlenme gerçekleştiremez” diyen Toz, uykunun süresinden çok kalitesinin önem taşıdığına dikkat çekti.
Oksijen düşüklüğü hafızayı etkileyebiliyor
Uyku apnesinin kandaki oksijen seviyesinde de düşüşe neden olabildiğini belirten Toz, bunun hafıza ve dikkat üzerinde olumsuz etki yaratabileceğini söyledi.
Toz, “Tekrarlayan oksijen düşüklüğü ve sık uyanmalar; dikkat, öğrenme ve hafızadan sorumlu beyin bölgelerinin sağlıklı çalışmasını olumsuz etkileyebilir. Hastalar çoğu zaman isimleri hatırlamakta zorlandığını, toplantılarda dikkatini sürdüremediğini, okuduğunu anlamakta güçlük çektiğini veya günlük işlerinde daha fazla hata yaptığını ifade ediyor” dedi.
Bu tür belirtilerin yalnızca yaşlanmaya bağlanmaması gerektiğini vurgulayan Toz, uyku bozukluklarının da araştırılması gerektiğini kaydetti.
Her unutkanlık demans anlamına gelmiyor
Toplumda unutkanlığın sık sık demansla ilişkilendirildiğini belirten Toz, hafıza problemlerinin birçok farklı nedeni olabileceğini söyledi.
“Unutkanlığın altında vitamin eksikliklerinden tiroit hastalıklarına, depresyondan uyku bozukluklarına kadar pek çok farklı neden bulunabilir” diyen Toz, uyku apnesinin tedavi edilmesiyle bazı hastalarda dikkat, konsantrasyon ve hafıza performansında belirgin düzelme görülebildiğini belirtti.
Tanı bir gecelik testle konulabiliyor
Uyku apnesi şüphesi bulunan hastaların uyku laboratuvarında polisomnografi testiyle değerlendirilebildiğini anlatan Toz, test sırasında beyin dalgaları, uyku evreleri, göz hareketleri, kalp ritmi, solunum, kandaki oksijen seviyesi ve horlama gibi birçok verinin kaydedildiğini söyledi.
Toz, bu yöntemle uyku apnesinin varlığının ve şiddetinin belirlenebildiğini, elde edilen sonuçlara göre de hastaya uygun tedavi planı oluşturulduğunu ifade etti.
Tedavi edilmeyen uyku apnesinin hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları ve inme riskini artırabileceğine dikkat çeken Toz, horlamanın da yalnızca sosyal bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı.
Gürültülü ve sürekli horlama, uykuda nefes durması, sabah dinlenmemiş uyanma, gün içinde istemsiz uyuklama, dikkat dağınıklığı, unutkanlık, sabah baş ağrısı ve konsantrasyon güçlüğünün birlikte görülmesi halinde uzman değerlendirmesine başvurulması gerektiğini belirtti.




