Amerika ile İran arasında yaşanan ateşkes gerilimi maalesef insanları çok zorluyor.. Gaziantep’in Nabzı Ekranlarda atmak zorunda kaldı.
Dünya küçüldü derlerdi… Ama kimse bu kadar küçüleceğini tahmin etmemişti. Bugün ABD ile İran arasında yaşanan her gerilim, binlerce kilometre ötede, Gaziantep’te bir esnafın kepenk indirip indirmeyeceğini belirliyor.
Artık mesele sadece dış politika değil… Bu, doğrudan sofraya, pazara, sanayiye ve en önemlisi insanların psikolojisine dokunan bir “ekonomik gerilim” haline geldi.
Akaryakıta gelen zamlar zincirleme bir etki oluşturuyor. Nakliye artıyor, maliyet yükseliyor, sonuç olarak tezgâhtaki meyve-sebze fiyatı cep yakıyor. Vatandaş pazara çıkarken artık sadece alışveriş yapmıyor; aynı zamanda hesap yapıyor, kıyas yapıyor, vazgeçiyor.
Ama asıl kırılma başka bir yerde yaşanıyor.. İnsanlar artık işine odaklanamıyor. Sanayici üretimi, esnaf ticareti ikinci plana bırakmış durumda. Herkesin gözü telefonda, kulağı televizyonda. Altın ne oldu? Dolar düştü mü? Petrol yükseldi mi? Çünkü herkes biliyor ki bu soruların cevabı, yarın ne kazanacağını ya da ne kaybedeceğini belirleyecek.
Eskiden ticaret riskle yapılırdı, şimdi belirsizlikle yapılıyor. Organize sanayide çarklar dönüyor belki ama zihinler durmuş durumda. Üretici önünü göremiyor. Tüccar fiyat veremiyor. Esnaf mal bağlayamıyor. Çünkü sabah başka olan fiyat, akşam bambaşka oluyor.
Altın bir anda yükseliyor, sonra duruyor, sonra yeniden hareketleniyor. Döviz deseniz, her an tetikte bekleyen bir piyasa gibi. Bu oynaklık sadece grafiklerde değil, insanların ruh halinde de kendini gösteriyor.
Karamsarlık… İşte en büyük tehlike bu. Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir. Güvenle, öngörüyle ve istikrarla ayakta durur. Ama bugün o güven duygusu ciddi şekilde sarsılmış durumda. İnsanlar yarını planlayamıyor. Yatırım yapamıyor. Risk almak istemiyor.
Gaziantep gibi üretim ve ticaretin kalbi olan bir şehirde bu tablo daha da net hissediliyor. Çünkü burada ekonomi durursa, sadece bir şehir değil, bir bölge etkilenir.
Peki çözüm ne?
Belki de ilk adım, bu belirsizlik ortamının azalması… Küresel gerilimlerin sona ermesi… Ve en önemlisi, piyasaya güven verecek güçlü adımların atılması.
Çünkü insanlar artık sadece para kazanmak istemiyor… Geleceğinden emin olmak istiyor. Ve ne yazık ki bugün en pahalı şey ne altın, ne dolar… En pahalı şey umut olmuş durumda.