Son iki haftadır köşemde Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde yaşanan ekonomik gelişmeleri, sanayicinin yaşadığı sıkıntıları ve yükselen ama çoğu zaman duyulmayan sessiz çığlığı yazıyorum.
Yazılara gelen yorumlar, mesajlar ve geri dönüşler gösteriyor ki aslında çok önemli bir konuya parmak basmışız. Kentin üretim kalbi ciddi bir sınavdan geçiyor.
Öncelikle şunu belirteyim . Geçtiğimiz haftaki yazımın ardından Ak Parti Gaziantep Milletvekili İrfan Çelikaslan aradı. İş dünyasının sorunlarına yönelik yaptığı çalışmaları ve girişimleri anlattı. Aslen Şanlıurfalı olan Çelikaslan’ın özellikle kentin varoşlarında yaşayan seçmene yönelik çalışmalarını az çok biliyorum. Siyasetin doğasında olan gerçeklerden biri de budur. Nitekim Çelikaslan’ın milletvekili listesine konuluş amacının Doğu ve Güneydoğu seçmenini konsolide etmek olduğu da bilinen bir gerçek. Bu anlamda o bölgelerdeki seçmenlere yönelik yoğun bir çalışma yürüttüğünü söylemek yanlış olmaz.
Mesele iş dünyasının yaşadığı sıkıntılar olunca, doğal olarak gözler milletvekillerine çevriliyor. Çünkü sanayi şehri olan Gaziantep’te ekonominin nabzı doğrudan üretimden atıyor.
Şunu açıkça söylemek gerekiyor: Gaziantep bu krizleri daha önce de gördü, yaşadı. Ama bu kez hissedilen sıkıntı daha derin. Bunun sebebi sadece ekonomik dalgalanmalar değil; krizlerin doğru yönetilememesi. Elbette işin siyasi ve ekonomik yönetim boyutu var. Fakat madalyonun diğer yüzüne de bakmak gerekiyor. Çünkü sanayicinin yaşadığı sıkıntının bir kısmı da kendini yenilememekten, dönüşümü zamanında okuyamamaktan kaynaklanıyor.
Öte yandan bir gerçeği daha görmezden gelemeyiz.
Bugüne kadar meseleye çoğunlukla sanayici gözünden baktık. Oysa Gaziantep’i bugünlere taşıyan görünmez kahramanlar da var: emekçiler.
Kent nüfusunun yaklaşık yüzde 30’una doğrudan istihdam sağlayan Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi, yıllık yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracata ulaşmışsa, burada işçinin alın teri en az makine kadar, fabrika kadar değerlidir. Gaziantepli sanayiciler ile emekçiler arasında yıllardır oluşmuş bir denge vardır. Doğrusunu söylemek gerekirse Gaziantep sanayicisi bugüne kadar çalışanını kolay kolay üzmemiştir.
Bugün OSB’de ortalama işçi maaşlarının 45–50 bin TL bandında konuşulabiliyor olması, hem işçinin emeğini hem de işverenin girişimci ruhunu gösterir.
Her yıl Ocak ve Şubat ayları Gaziantep OSB’de zorlu geçer. Çünkü maaş zamları konuşulur, pazarlıklar yapılır. Bazen provokatörler de sahneye çıkar. Kendi çıkarları için işçi üzerinden ortam germeye çalışanlar olur. Geçmişte bunun örneklerini gördük.
Ancak bu yıl farklı ve güzel bir tablo var.
Ekonomide yaşanan sıkıntılar nedeniyle belki de ilk kez bu kadar sakin bir dönem geçiyor. Büyük çaplı işçi eylemleri yaşanmadı. Açıkçası bu durum sevindirici.
Tabii tek bir istisna dışında.
Akınal Sentetik’te yaşanan eylem. Gaziantep’in en büyük sanayi kuruluşlarından birinde işçilerin sokağa çıkmasının başka bir açıklaması yok: iletişim eksikliği ve duyarsızlık. Devlet 2026 yılı için asgari ücrete yaklaşık yüzde 30 oranında artış yapmışken, böylesine büyük bir işletmenin zam oranını yüzde 20 seviyesinde tutması ister istemez tartışma yaratıyor.
İnsan şu soruyu sormadan edemiyor:
Madem devlet bu oranı belirledi, neden işçinin emeğini tartışmalı hale getiriyorsunuz?
Gaziantep sanayisinin bugüne kadar en büyük gücü üretim kapasitesi kadar sosyal dengesi olmuştur. İşçi ile işveren arasındaki güven ilişkisi bu kentin gerçek sigortasıdır.
Bugün yaşanan ekonomik sıkıntıdan çıkışın yolu da yine buradan geçiyor.
Sanayici kendini yenileyecek.
Siyaset şehri daha fazla dinleyecek.
Emekçinin hakkı zamanında ve adil şekilde verilecek.
O zaman Gaziantep yine ayağa kalkar. Çünkü bu şehir krizlere alışkındır.
Ama en önemlisi üretmeyi çok iyi bilir.