Yaşlılar sosyal medyada hem sosyalleşiyor hem risk alıyor
Yaşlılar sosyal medyada hem sosyalleşiyor hem risk alıyor
İçeriği Görüntüle

Pakistan'da yeniden görülmeye başlanan çocuk felci vakaları, hastalığın göç yoluyla Türkiye'ye taşınma riskini gündeme getirdi. Pakistan ve Afganistan gibi ülkelerden göç alan Türkiye'de, ülke genelinde artan aşı karşıtlığıyla birlikte çocuk felcinin yeniden görülme ihtimali endişe yarattı. Aşı karşıtlığı nedeniyle toplumsal bağışıklığın zayıflaması ve Gaziantep'in sınır kenti olması nedeniyle oluşabilecek risklere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gaziantep Kilis Tabip Odası Başkanı Kazım Doğan Eroğulları, kontrolsüz göç ve aşılama oranlarının düşmesinin çocuk felcinin yeniden görülme riskini artırdığını belirtti.

Eroğulları, “Aşı tereddüdü veya göç nedeniyle aşılama oranlarımız düşerse bu virüs Türkiye'de tekrar hastalığa neden olabilir. Kontrolsüz geçişler sırasında bütün göçmenlerin mutlaka kayıt altına alınması, sağlık taramalarının yapılması ve en önemlisi de aşılarının yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesi gerekiyor. Çünkü toplumda bağışıklık oranı düştüğü zaman bu hastalıklar artıyor. Kızamık ve çocuk felci gibi hastalıkların tekrar görülme ve salgın yapma olasılığı maalesef artıyor” dedi.

Risk Arttı

Türkiye'nin uzun yıllar süren aşılama çalışmaları sonucunda çocuk felcinden arındığını hatırlatan Kazım Doğan Eroğulları, kontrolsüz göç ve sınır geçişlerinin hastalığın yeniden görülme riskini artırdığını belirterek, “Öncelikle şöyle söyleyelim, mültecilerle birlikte veya kontrolsüz göç ve girişlerle birlikte hastalığı taşıyan kişilerin bu hastalığı ülkemize getirmesi mümkün. Biliyorsunuz, biz uzun yıllar boyunca aşı kampanyaları düzenleyerek, bütün toplumu aynı anda aşılayarak çocuk felci vakalarını sıfırlamıştık. Yani ülkemiz çocuk felcinden arındı. Ancak özellikle savaş koşulları, göç koşulları ve kontrolsüz sınır geçişlerinden sonra bu risk tabii ki arttı” diye konuştu.

Çocuk Felci Görülebilir

Aşı karşıtlığı ve aşı tereddüdünün toplumsal bağışıklık açısından tehlike oluşturduğuna dikkat çeken Eroğulları, “Bunun yanında bir de aşı tereddüdü var. Özellikle bazı inanç gruplarının veya sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerin neticesinde aşı kararsızlığı arttığı için bu durum da tabii ki bir risk oluşturuyor. Şimdi toplumsal bağışıklamanın önemi şu: Biz hep ‘Aşı candır, hayat kurtarır’ diyoruz. Burada önemli olan toplumsal bağışıklığın sağlanması. Yani aşı aslında bireysel bir hak ve özgürlük alanı değil. Çünkü bir kişi aşı olmadığında ve biz toplumsal bağışıklığı sağlayamadığımızda o mikrop tekrar yayılmaya başlıyor. O mikrobun tamamen toplumdan kaldırılması, bütün çocuklarımızın aynı anda bağışık olmasıyla mümkün. Aşı tereddüdü, aşı karşıtlığı veya göç nedeniyle aşılama oranlarımız düşerse bu virüs Türkiye'de tekrar hastalığa neden olabilir” ifadelerini kullandı.

Şartlar Riski Artırıyor

Aşılama çalışmaları sayesinde geçmişte bazı hastalıkların tamamen ortadan kaldırıldığını belirten Eroğulları, “Bazı hastalıkları aşılama çalışmalarıyla dünyadan kaldırdık. Mesela eskiden çiçek hastalığı vardı. Şu an 50 yaş ve üzerindeki kişilerde çiçek aşısı vardır. Bu hastalık dünyadan kaldırıldı, artık görülmüyor. Çocuk felci için de aynı süreç işliyordu. Fakat dediğim gibi savaş koşulları ve kontrolsüz nüfus hareketleri, maalesef bu hastalığın biz de dahil olmak üzere çocuk felcinden arınmış ülkelere tekrar taşınması ve yeniden görülmesi riskini artırdı” dedi.

Göçmenler Kontrol Edilmeli

Toplumsal bağışıklığın azalmasının salgın riskini artıracağını vurgulayan Eroğulları, “Biliyorsunuz Suriye'de süren savaş nedeniyle oldukça fazla göç alan bir sınır şehriyiz. Özellikle bu kontrolsüz geçişler sırasında bütün göçmenlerin mutlaka kayıt altına alınması, sağlık taramalarının yapılması ve en önemlisi de aşılarının yapılıp yapılmadığının kontrol edilmesi gerekiyor. Çünkü toplumda bağışıklık oranı düştüğü zaman bu hastalıklar artıyor. Kızamık ve çocuk felci gibi hastalıkların tekrar görülme ve salgın yapma olasılığı maalesef artıyor” şeklinde konuştu.

Göç Kontrol Altına Alınmalı

Gaziantep'te çocuk felci ve benzeri bulaşıcı hastalıkların yeniden görülmesini önlemek için düzensiz göçün kontrol altına alınması gerektiğini belirtip ilimiz için en önemli şeyin düzensiz göçün kontrol altına alınması olduğunu vurgulayan Eroğulları, “Yani sınırlarda, tüm geçişlerde insanların kayıt altına alınması, sağlık durumlarının ve bağışıklık durumlarının mutlaka kaydedilmesi, eksik aşıları varsa tamamlanması gerekiyor. Ancak bunlar yapıldığı takdirde toplumsal bağışıklıktan söz edebiliriz. Bunun dışında diğer illerde olduğu gibi Gaziantep'te de ciddi bir risk tabii ki var” ifadelerine yer verdi.

Eroğulları’ndan Ebeveynlere Çağrı

Aşı karşıtlığı konusuna dikkat çeken Eroğulları, “Özellikle ailelere şunu söylemek istiyoruz: Yanlış inanışlar nedeniyle çocuklarının maalesef geri dönüşü olmayan bir hastalığa yakalanma, hatta ölüm riski var. O yüzden sosyal medyada veya televizyonda ilgi çekmek için konuşan, maalesef kötü niyetli olan meslektaşların söylediklerinden uzak durmaları ve akıllarına takılan her türlü konuyu, tedirginliği ve kaygıyı hekimlerle paylaşmaları gerekiyor. Çünkü özellikle aşı konusu, son yıllarda toplum tarafından yanlış inanışlar doğrultusunda direnç geliştirilen bir alan haline geldi. Bunda sosyal medyadaki yanlış haberlerin ve televizyonlarda sorumsuzca açıklama yapan medya maymunlarının maalesef çok büyük rolü var” dedi.

Aşı Toplumsal Bir Sorumluluk

Aşılamanın yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunun altını çizen Eroğulları, “Çocuk ‘Bana aşı yaptır’ diyemez ama bunun sorumluluğu ailededir. Bu, bireysel bir özgürlük alanı değildir. Avrupa'da bunun örnekleri var. Yani zorunlu aşı uygulanıyor. Aşı yaptırılmayan çocuklar için ayrı önlemler alınıyor. Bu çocukların toplumla bir araya gelmesine ilişkin koşullar farklı şekilde düzenleniyor. Çünkü aşısız bir çocuk, diğer çocuğu da maalesef riske atıyor. Bu, toplumsal bir sorumluluk. Yani bireysel bir alan değil. Bunları da eklemiş olalım” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Tülay Kara