Aylardır, kent ekonomisindeki kırılganlığı ve nereye gittiği belli olmayan durumu yazıyorum. Gaziantep'in can damarı OSB öyle can çekişiyor ki, haberle hiç iç açıcı değil.

Firmalar, faiz yükünü artık kaldıramıyorlar. Aylık 150-200 milyon TL faiz ödeyen firmalar biliyorum. Bu durumun sürdürülebilir olması mümkün değil. Finansmana erişim yok, erişen için de oranlar çok yüksek. Düşük kur, yüksek faiz politikası, 50-60 yıllık kazanımları yerle bir etmek üzere.

Organize'de yeni yatırım neredeyse yok denecek kadar az. Artık inşaatlar ardı ardına yükselmiyor, yeni tesisler birbirini takip etmiyor. Herkes işçi çıkartarak küçülmek, borç ödeyerek ayakta kalmak derdinde. Üretmeden, dolayısıyla satmadan ayakta duramayacağıma göre, firmalar şalterde kapatamıyor. Yani öyle kapattım gittim demekle de olmuyor.

Gaziantep Organize'nin yüzde 95'i bankalara çalışıyor, akıl almaz rakamlarla faiz ödemek zorundalar. İSO'nun ilk ve ikinci 500 şirketlerin bilançosunu inceleyin, ne demek istediğimi anlarsınız. Türkiye'nin en büyük firmalarının gelirleri faize gitmiş.

Tabi şu da var. Bu kriz döneminde, yeni yatırımların durduğu, herkesin can çekiştiği bu günlerde, öz sermayesi güçlü, bankalarla pek işi olmayan firmalar da almış başını gidiyor.

Mesala, geçtiğimiz günlerde Gaziantep'in önde gelen bir sanayicisi banka üzerinden 5 ton gümüş almış. Boşuna sormayın, kim olduğunu bilmiyorum. 500-600 milyon TL ediyor. 5 ton gümüş alan, 1-2 ton altın da alır, parasını faize de yatırır, bankaya borç da verir. En doğal hakkı.

Zaten, Gaziantep'te üretim ile işi kalmayan büyük firmalardan bazılarının, paralarının neredeyse büyük çoğunluğunu faize koyarak, servetlerine servet kattığı herkesin dilinde. Elbette bunu yapanlar kendince de haklılar. Allah herkese çok versin.

MANİFEST GERGİNLİĞİ VE SÖZDE STK'LAR

Dün sosyal medyadan paylaştım, bugün de buradan yazmam gerekiyor. Gaziantep, hiç gereksiz yere bir haftadır MANİFESTO grubunun gerilimini yaşadı. Başını her taşın altından çıkan, eğitimden çok eğitim dışı konularla gündemde gelen, kadrolaşma uzmanı Eğitim-Bir-Sen'in çektiği Gaziantep Aile Platformu, konserin ertelenmesi için elinden geleni yaptı, konvoy düzenledi, hiç yoktan gergin bir ortam yaşattı. Konser alanı önünde yaşananları hepimiz izledik. Hiç hoş görüntüler değil. Sebebi bu işi kaşıyanlar.

Gaziantep Aile Platformu bu gerilime neden olurken, geçmişte "İstemezükçü" zihniyetle Gaziantep'te bir çok etkinliğe karşı bildiri yayınlayan, etkinlik alanı önünde protestolar düzenleyen, hatta bazı etkinlikleri de iptal ettiren sözde özgürlükçü, aslında yasakçı Gaziantep STK Platformu da, MANİFESTO konseri öncesinde durduk yere "Özgürlük" çığlıkları attı.

Yazar Mustafa Armağan Gaziantep'e gelmesin diye ortalığı ayağa kaldıran, protesto gösterisi yapan, İlahiyatçı Nurettin Yıldız’ın'ın konferansını iptal ettiren sanki bunlar değil. Bu platformun geçmişte yaptıklarını bilmesek, özgürlük nidalarına inanacağız da, onların niyetlerini de, hesaplarını da çok iyi biliyoruz. Sözde özgürlük, ama özde tamamen siyasi... Derdiniz siyasetse çıkın açık açık yapın, yoksa da bir daha yalandan özgürlük çağrısı, duyurusu falan yapmayın. Geçmişinizi biliyoruz, komik oluyorsunuz. Kısaca, ipinizi geri bağlayın...

MANİFEST konseri yapıldı bitti, gençler alanı hınca hınç doldurdu, eğlendi, sonra evlerine gitti. Bırakın isteyen istediği gibi eğlensin, size ne? Bu ülke her rengiyle daha güzel değil mi. Ortadoğu ülkelerinden bizi ayıran bu farklılıklarımız ve farklılıklara duyulan saygı değil mi?

Eğitim-Bir-Sen de Gaziantep STK Platformu da şunu çok iyi bilsin, özgürlük, kendin gibi düşünmeyene saygıdır, hoşgörüdür. Sadece birazcık saygı...

MHP'DE ARTIK HİÇ BİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAZ

Biraz da siyaset yazalım. MHP'de çekişmeli haller devam ediyor. Sait Kılıç göreve atandığında, "Ülkücüleri kucaklayıcı bir tavır mı izleyecek, yoksa hesaplaşmayı mı tercih edecek? Bekleyip görmek lazım" demiştim.

İlk 15 günkü izlenim, bütün eski MHP'lilerin partiye akın akın gelmesi dolayısıyla kucaklaşma görüntüsü içinde geçerken, TBMM İdare Amiri Sermet Atay'ın ziyaretinde yaşanan hesaplaşma algısı hiç hoş olmadı.

Oysa, hangi MHP'li ile konuşsam, 15 gün itibariyle Sait Kılıç'ın belediye başkanlığındaki tavrından 360 derece döndüğünü, daha kucaklayıcı, sevecen, babacan, teşkilatçı yönünü ön plana çıkarmasını överlerken, cuma günü yaşananların partide ciddi bir kırılmaya neden olacağı fikrine büründüler.

Atay'ın, partide karşılanma şekli de, makam odasında verilen poz da, salonda gençler arasındaki atışma da, yapılan gidiş de ne ülkücü terbiyeye, ne de Devlet Bahçeli'den görmeye alışık olduğumuz adaba yakıştı.

Sermet Atay belli ki birlik ve beraberlik için bir adım attı ama karşılığında hesaplaşma yanıtını aldı. Kavganın kazananı olmaz. MHP'yi Gaziantep'te artık çok daha sert ve gergin günler bekliyor. Seçime kadar Gaziantep'te 2 başlı MHP göreceğiz. Bakalım bu kavga, yerelde Cumhur İttifakı'na nasıl yansıyacak, Ak Parti'nin pozisyonu ne olacak?