Önce Urfa sonra da Kahramanmaraş’taki okuldaki vahim olaylar. Neden bu olaylar olmadan bunu önleyemedik?
Burada tek bir hatalı yok. Aile, okul, sistem hepsi hatalı. Öncelikle Kahramanmaraş’taki çocuğun videolarını görünce hareketlerinden özel gereksinimli çocuk, otizmli olduğunu görüyoruz. Aile anlatılanlardan çocuklarının özel gereksinimli olduğunu kabul etmiyor, hatta çocuklarının çok zeki olduğunu, onun için diğer çocuklarla anlaşamadığını söylüyormuş. Bu durum genellikle ne yazık ki özel gereksinimli çocukların ailelerinin yaptığı en büyük hata. Halbuki çocuklarının durumunu kabullense ona göre eğitim alsa çocukları çok başarılı olur. Anlatılanlardan çocuğun özel eğitime gitmediği anlaşılıyor. Otizmli olup özel eğitim alıp çok başarılı olan öğrenciler var. Türkiye uzay araştırmalarında otizmli olup profesör olarak çalışan insanlar var.
Özel gereksinimli çocukların çok erken yaşlarda tespit edilip özel durumlarına göre eğitim almaları gerekiyor. Kahramanmaraş örneğinde olduğu gibi ne yazık ki genellikle aileler çocuklarının özel durumunu kabullenmiyorlar. Uzman kişilerin yönlendirmelerini dikkate almıyorlar.
Okullardaki özel gereksinimli çocukların önce sınıf öğretmeni sonra rehber öğretmen tarafından tespit edilmesi ailenin bilgilendirilmesi ve gerekli eğitim kurumlarına yönlendirilmesi gerekiyor.
Yapılması gereken bu tespitler zamanında yapılmadığı için, yapılsa bile ailenin ve ilgililerin insiyatifine bırakıldığı için çocuklarımızın gerekli eğitimleri yapılamıyor ve özel durumları ömür boyu devam ediyor.
Devletimiz bu çocuklar için gerekli eğitim kurumlarını hizmete açmış. Gerek resmi gerek özel kurumların sayısı ve nitelikleri yeterli. Sorun bu çocukların bu özel eğitim kurumlarına gitmelerini sağlaması gereken resmi görevlilerin ve ailelerin isteğine bırakılması. Bu özel çocukların özel eğitim almaları zorunlu olmalı. Kimsenin isteğine bırakılmamalı.
Paydaş eğitim kurumlarının aralarındaki iletişimsizlik de çocukların eğitimindeki en büyük engel. Paydaş eğitim kurumlarına da devam etmesi kendilerinin bu işi yeteri kadar yapamadığı algısı oluşur diye çocukları gizleyen eğitimciler ve yöneticiler de var.
Diğer bir konu da velilerimizin öğretmene ve idareye müdahele etmesi. Eğitim öğretmenlerin işi bunun eğitimini almış bu konuda uzman kişiler. Nasıl bir doktora gittiğimizde doktorun işine karışmıyorsak eğitim de öğretmenin işi ona karışmamalıyız. Ama bizde her veli eğitimci, öğretmeni ve idareyi yönlendirmeye çalışır. Buna müsaade etmememiz gerekiyor. Değişik uygulamalarla öğretmen ve idarecilerimiz sindirilmiş durumda.
Yaşananlar bir daha yaşanmasın diye güvenlik önlemleri alınıyor. Her okula iki polis görevlendirilmiş. Bunun devam etmesi mümkün değil. 60 bin civarında devlet okulu var. 360 bin de polisimiz var. 120 bin polisi burada görevlendirirseniz diğer alanlarda güvenlik sorunu başlar. Bunlar geçici çözümler. MEB okulların özelliklerine göre kendi önlemlerini almalı. Sorun sadece güvenlik önlemleriyle de çözülemez. Her şeyden önce eğitim sistemimiz sil baştan ele alınmalı. Biz insanlarımızı iyi eğitemiyoruz. Bunu sorgulamalı ve uzun vadeli köklü çözümler bulmalıyız. Bunu başarıyla yapan ülkeler var. Biz neden başarmayalım?