Bazı günler vardır; takvim yaprağında sıradan görünür ama bir şehrin kalbinde asla sıradan değildir. 8 Şubat da Gaziantep için işte tam olarak böyle bir gündür. Çünkü bu tarih, bir unvanın resmîleşmesinden çok daha fazlasını anlatır. Bu tarih, bir direnişin, bir duruşun, bir millet olma iradesinin adıdır.
Gaziantep’e verilen GAZİ ünvanı; masa başında yazılmış bir kelime değil, sokak sokak, ev ev, can pahasına yazılmış bir destanın karşılığıdır. Kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla işgale karşı dimdik duran bir şehrin alnına vurulmuş şeref mührüdür. 8 Şubat’ta bu ünvan bir kez daha hatırlandığında, insanın göğsü kabarıyor, gözleri doluyor.
Bir kez daha Gaziantepli olmaktan gurur duydum.
Çünkü bu şehir, teslim olmayı değil direnmeyi seçti.
Çünkü bu şehir, yoklukta bile onurundan vazgeçmedi.
Çünkü bu şehir, “imkânsız” denileni imanla mümkün kıldı.
Gazilik; sadece geçmişte kazanılmış bir paye değildir. Bugün de bu şehrin insanına sorumluluk yükler. Adaleti savunmayı, haksızlığın karşısında durmayı, vatanına ve değerlerine sahip çıkmayı emreder. Gaziantepli olmak; çalışkan olmak kadar, gerektiğinde bedel ödemeyi de göze almaktır.
8 Şubat, bize şunu bir kez daha hatırlattı:
Gaziantep sadece bir şehir değildir. Gaziantep, bir ruhtur.
Ve o ruh, dün olduğu gibi bugün de dimdik ayaktadır.
İyi ki Gaziantepliyim.
İyi ki bu onurlu mirasın bir parçasıyım.
Ve iyi ki bu şehir, adının başına GAZİ ünvanını kanıyla, canıyla yazdırmıştır.