N ature Human Behaviour dergisinde yayımlanan araştırmada, Çin, Hollanda ve Yunanistan kökenli 448 kişinin vücutlarındaki gıdıklanma, ağrı ve haz bölgeleri incelendi.

Sıcak Havalarda Tansiyon Krizine Karşı 6 Kritik Önlem
Sıcak Havalarda Tansiyon Krizine Karşı 6 Kritik Önlem
İçeriği Görüntüle

Gıdıklanmanın Haritası Çıkarıldı

Katılımcılardan vücutlarının hangi bölgelerinde gıdıklanma hissettiklerini dijital modeller üzerinde işaretlemeleri istendi.

Ortaya çıkan sonuçlarda, farklı kültürlerden gelen insanların gıdıklanmaya en duyarlı bölgelerinin büyük ölçüde birbirine benzediği görüldü.

Araştırmaya göre vücudun en belirgin gıdıklanma noktaları arasında boyun, koltuk altı, karın ve ayak tabanları bulunuyor.

Bu sonuç, insanların temas ve fiziksel yakınlığa ilişkin kültürel alışkanlıkları farklı olsa da gıdıklanma duyusunun ortak bir biyolojik altyapıya sahip olabileceğini gösterdi.

Darwin'in Teorisi Kısmen Doğrulandı

Araştırmacılar elde edilen verileri, gıdıklanmanın nasıl ortaya çıktığına ilişkin geçmişte öne sürülen farklı teorilerle karşılaştırdı.

Analizlerde Charles Darwin'in gıdıklanma üzerine ortaya attığı görüşün önemli ölçüde desteklendiği görüldü.

Darwin, vücudun günlük yaşamda daha az temas gören bölgelerinin gıdıklanmaya daha duyarlı olabileceğini öne sürmüştü.

Yeni araştırmanın sonuçları bu görüşle örtüşse de bilim insanları gıdıklanmanın yalnızca temas sıklığıyla açıklanamayacağını, mekanizmanın çok daha karmaşık nörolojik süreçler içerdiğini belirtiyor.

Gıdıklanma Sadece İnsanlara Özgü Değil

Araştırmada gıdıklanmanın evrimsel geçmişine ilişkin bulgulara da dikkat çekildi.

Özellikle güçlü ve tekrarlayan temasla kahkaha benzeri tepkiler oluşturan gargalesis türü gıdıklanmanın bazı hayvanlarda da görülebildiği belirtildi.

İnsansı maymunların birbirlerini gıdıkladığı, sıçanlar gibi bazı hayvanların da gıdıklanmaya sesli ve davranışsal tepkiler verebildiği ifade edildi.

Beyinde Ayrı Bir Duyusal Kategori Olabilir

Araştırmacılardan Dr. Ziliang Xiong, gıdıklanmanın yalnızca ağrı veya haz duygularının bir karışımı olmadığını, kendine özgü nörolojik ve fizyolojik özellikleri bulunan ayrı bir duyusal kategori olduğunu belirtti.

Bilim insanlarına göre gıdıklanmanın vücutta nasıl oluştuğunun daha iyi anlaşılması, dokunma duyusu, refleksler ve beynin fiziksel temasları nasıl değerlendirdiği konusunda yapılacak yeni araştırmalara da katkı sağlayabilir.

Kaynak: Haber merkezi