İştah, tokluk hissi, kan şekeri ve metabolizmanın işleyişinde rol oynayan bazı hormonlardaki değişiklikler de kilo verme sürecini zorlaştırabiliyor.

Vücutta görev yapan hormonlar, açlık ve tokluk hissinden enerjinin nasıl kullanıldığına kadar birçok süreci etkiliyor. Özellikle iştahı düzenleyen hormonlardaki değişimler kişinin ne kadar sık acıktığını ve yemek sonrasında ne kadar süre tok kaldığını değiştirebiliyor.

Kan şekeri ve metabolizmayla ilişkili hormonal mekanizmalar da kilo kontrolünde önemli rol oynuyor. Bu nedenle beslenmesine dikkat ettiği ve hareket ettiği halde kilo vermekte zorlanan kişilerde hormonal etkenlerin de değerlendirilmesi gerekebiliyor.

Kilo vermeyi zorlaştırabilen 8 hormon

Kilo kontrolünde öne çıkan hormonların başında insülin geliyor. Kan şekerinin düzenlenmesinde önemli rol oynayan insülin, yemek sonrasında kandaki glikozun hücrelere taşınmasına yardımcı oluyor. İnsülin direnci geliştiğinde ise vücudun hormona verdiği yanıt azalabiliyor ve kan şekeri kontrolü zorlaşabiliyor. Bu durum bazı kişilerde kilo verme sürecini de etkileyebiliyor.

Tokluk hissinin düzenlenmesinde rol oynayan leptin ise yağ dokusu tarafından üretiliyor. Fazla kilo durumunda leptin seviyesi yüksek olmasına rağmen vücudun bu hormona yeterince yanıt vermediği "leptin direnci" ortaya çıkabiliyor. Bu durumda tokluk sinyalleri etkilenebiliyor.

"Açlık hormonu" olarak bilinen ghrelin de iştah üzerinde etkili. Özellikle mide tarafından salgılanan ghrelinin kilo verme sürecinde artması, kişinin daha sık acıkmasına ve yemek yeme isteğinin yükselmesine neden olabiliyor.

Stres hormonu olarak bilinen kortizol de kilo kontrolüyle ilişkilendirilen hormonlar arasında yer alıyor. Uzun süreli stres ve uyku düzensizliği kortizol sistemi üzerinde etkili olurken, stresli dönemlerde bazı kişilerde iştahın ve yüksek kalorili yiyeceklere yönelimin arttığı görülebiliyor.

Tiroid hormonları metabolizmayı etkiliyor

Tiroid hormonları metabolizmanın düzenlenmesinde önemli görev üstleniyor. Tiroid hormonlarının yetersiz olduğu hipotiroidi durumunda metabolik süreçlerde yavaşlama, yorgunluk ve kilo artışı gibi belirtiler görülebiliyor. Açıklanamayan kilo artışına sürekli yorgunluk ve üşüme gibi belirtilerin eşlik etmesi halinde tiroid fonksiyonlarının sağlık uzmanı tarafından değerlendirilmesi gerekebiliyor.

Östrojen de vücut ağırlığı, yağ dağılımı ve metabolik süreçlerle ilişkili hormonlardan biri. Yaşamın farklı dönemlerinde östrojen seviyelerinde meydana gelen değişiklikler vücuttaki yağ dağılımını ve kilo kontrolünü etkileyebiliyor.

Peptid YY ise yemek sonrasında bağırsaklardan salgılanarak tokluk sinyaline katkıda bulunuyor. Bağırsaklar ile beyin arasındaki bu hormonal iletişim, iştahın ve enerji alımının kontrolünde rol oynuyor.

Son yıllarda kilo kontrolüyle birlikte sıkça gündeme gelen GLP-1 de yemek sonrasında bağırsaklardan salgılanıyor. İştah, tokluk ve kan şekeri düzenlenmesinde görev alan GLP-1'in vücutta doğal olarak bulunan hali ile bu sistemi hedefleyen ilaçların aynı olmadığına dikkat çekiliyor.

Kilo vermekte zorlananlar nelere dikkat etmeli?

Çilek Bacak Görünümüne Dikkat: Bilinçsiz Ürünler Zarar Veriyor
Çilek Bacak Görünümüne Dikkat: Bilinçsiz Ürünler Zarar Veriyor
İçeriği Görüntüle

Hormonal sistemi "kontrol etmek" amacıyla bilinçsiz şekilde takviye veya özel diyetlere yönelmek yerine sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesi önem taşıyor.

Protein, lif, sağlıklı yağlar, sebze, meyve ve tam tahılların dengeli şekilde yer aldığı bir beslenme düzeni tokluk ve kan şekeri kontrolüne katkı sağlayabiliyor. Uzun süre aç kalmak ve aşırı kısıtlayıcı diyetler uygulamak ise yoğun açlık hissine neden olabiliyor.

Düzenli fiziksel aktivite, yeterli ve kaliteli uyku ile stresin kontrol altında tutulması da kilo yönetiminde önem taşıyor. Beslenme ve yaşam tarzındaki değişikliklere rağmen kilo vermekte güçlük yaşanması veya açıklanamayan kilo değişikliklerinin ortaya çıkması halinde sağlık profesyoneline başvurulması öneriliyor.

Kaynak: Haber merkezi