Alkol tüketiminin yalnızca karaciğer kanseriyle değil, birçok farklı kanser türüyle ilişkili olduğu ortaya konulurken, yeni bir araştırma alkole bağlı kanser ölümlerindeki artışa ve genç yaş gruplarındaki risklere dikkat çekti.
Prof. Dr. Uğur Coşkun, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından alkolün, tütün dumanı ve asbest ile birlikte “Grup 1 kanserojen” olarak sınıflandırıldığını hatırlattı. Bilimsel kanıtların alkol tüketimini meme, karaciğer, yemek borusu, kolorektal ve çeşitli baş-boyun bölgesi kanserleriyle ilişkilendirdiğini belirtti.
Miami Üniversitesi Sylvester Kapsamlı Kanser Merkezi'nde yürütülen ve The Lancet Regional Health - Americas dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, ABD'de 1990 yılında 11 bin 361 olan yıllık alkole bağlı kanser ölümü sayısı, 2023'te 23 bin 126'ya yükseldi.
Genç erişkinlerde kolorektal kanser öne çıktı
Araştırmanın sorumlu yazarı Dr. Chinmay Jani, çalışmanın en dikkat çekici bulgularından birinin alkolün neden olduğu kanserlerin geniş bir yelpazeye yayılması olduğunu belirtti.
Prof. Dr. Uğur Coşkun da alkolün karaciğer kanseriyle ilişkisinin uzun süredir bilinmesine rağmen kolorektal, yemek borusu, meme ve pankreas kanserlerine katkısının toplum tarafından yeterince bilinmediğini ifade etti.
Araştırmaya göre yaşlı erkeklerde alkole bağlı kanser ölümlerinin başında karaciğer kanseri, kadınlarda ise meme kanseri geliyor.
Çalışmada 20-54 yaş arasındaki genç erişkinlerde ise farklı bir tablo ortaya çıktı. Bu yaş grubundaki erkeklerde alkole bağlı kanser ölümlerinin başında kolorektal kanser yer alırken, kadınlarda meme kanserinin ardından ikinci sırada kolorektal kanser bulunuyor.
Prof. Dr. Uğur Coşkun, genç yaş grubunda kolorektal kanserin her iki cinsiyette de karaciğer kanserini geride bıraktığına dikkat çekti.
“Alkol değiştirilebilir bir risk faktörü”
Çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Gilberto Lopes, bulguların alkole bağlı kanser riskinin tek bir hastalık veya yaş grubuyla sınırlı olmadığını gösterdiğini belirtti.
Prof. Dr. Uğur Coşkun ise alkolün değiştirilebilir bir risk faktörü olduğuna dikkat çekerek, küçük ve bilinçli değişikliklerin dahi kanser riskinin azaltılmasında rol oynayabileceğini ifade etti.
Toplumdaki farkındalığın sigara gibi diğer kanser risk faktörlerine kıyasla düşük kaldığını belirten Coşkun, güvenli bir alt sınır dozun henüz net olarak bilinmediğini, ancak alkol tüketimini mümkün olan en düşük düzeye çekmenin kanser riski ve genel sağlık açısından olumlu etkiler sağlayabileceğini vurguladı.
Prof. Dr. Coşkun, araştırmanın alkol tüketiminin yalnızca karaciğer kanseri açısından değil; kolorektal, meme, yemek borusu ve pankreas kanserleri açısından da önemli ve değiştirilebilir bir risk faktörü olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.





