Vakti zamanında Eyüpoğlu Mahallesi’nde Hıdır diye biri yaşarmış.
Gösterişi sever, lafı büyük söyler; ama elini işe sürmeye gelince beli on yerinden kırılır, kılını bile kıpırdatmazmış. Kendi kesesi boş, dili doluymuş. Yalan dilinde bini bir paraymış. Nerede beleş bir çay varsa orada içer, nerede bir sofra varsa oraya çöker; hesap gelince ya görmezden gelir ya da başkasının önüne sürermiş.
Üstelik evde çoluk çocuk aç, Hıdır’ın yolunu gözlerken; o Antep kazan, kendisi kepçe dolanır durur, keyif etmekten geri durmazmış.
Bir gün, yaz sıcakları bastırınca mahalleli, Çukur Bostan’da buğday kaynatıp kışa hazırlıklarına başlamışlar. Ahali, gündüz kurulan ocaklar üzerindeki geniş mahzere kazanlarında bulguru kaynatır, sonra Çukur Bostan’ın düzüne serip kurutuyorlarmış. Akşam serinliği bastırınca da gündüze inat hep beraber dinlenir yiyip içip eğlenirlermiş.
Yine böyle bir yaz günü akşam serinliğinde bizim Hıdır ayakta kırmızı yemeni, sırtında alaca zıbın gezemeye çıkmış. Uzaktan Çukur Bostan’da bulgur kaynatanların eğlencesinin sesini duymuş, topluluğun yanına varmış. Selam vermiş; davet bile edilmeden sofraya ilişmiş. Sofrada bol naneli doğrama, bulgur pilavı, taze Antep biberimden yiyip; türkü söyleyenlere katılmış. Atmış elini kulağına, türkü bile çığırmış.
O sırada Hıdır’ı iyi tanıyan Osman Emmi dayanamayıp sormuş:
— Hıdır, sen de mi buğday kaynatıyorsun?
— Yok Osman Emmi, ben geçerken uğradım” demiş Hıdır.
Osman Emmi başını sallamış:
— Oğlum, şimdi boş gezmenin, keyif etmenin zamanı mı? Önümüz kış… Senin horanta kış gelende ne yiyip ne içecek?
Hıdır umursamazca gülmüş:
— Acelesi yok Osman Emmi… Hallederiz inşallah!
Osman Emmi, Hıdır’ı şöyle aşağıdan yukarı süzmüş, içini çekmiş ve demiş ki:
— Haklısın oğlum! … Alaca zıbın, aç karın; salın daşağım, salın…Kışı geçirebilirsen eğer, bahara görüşürüz inşallah!
O günden sonra Gaziantep’te “Alaca zıbın, aç karın; salın daşağım, salın!” dillere pelesenk olmuş, işten kaçan,tembel,sorumsuzlarının idrakinde olmayanları kibarca eleştirmek için kullanılan bir atasözü olarak bugüne ulaşmış.
İbrahim Alisinanoğlu-26.01.2026