Yeni Parti Gaziantep’te il kongresi öncesinde, il başkanlığına aday olacak isim üyelerin oylarıyla belirlendi. 16 binin üzerinde kayıtlı üyesi bulunan partide yaklaşık 10 bin üye sandığa gitti. Kullanılan oylardan 5 bin 59’unu alan mevcut İl Başkanı ve kurucu başkan Erhan Deniz Güngen, seçimin kazananı oldu. Diğer aday Hayri Sucu ise 4 bin 169 oyda kaldı. İki aday arasındaki fark 890 oy olarak kayıtlara geçti.
Kurucu Başkan Erhan Deniz Güngen, genel merkezin desteğini arkasına alarak seçime favori girdi. Ancak Hayri Sucu’nun adaylık kararını açıklamasıyla birlikte yarışın beklenenden daha çekişmeli geçeceği konuşulmaya başlandı. Nitekim sandıktan çıkan sonuçlar da parti içinde ciddi bir rekabet yaşandığını ortaya koydu.
CHP’de üç kez seçimle il başkanlığına gelen ancak her defasında genel merkez tarafından görevden alınan Hayri Sucu’nun Yeni Parti’de aday olması, birçok kesim tarafından şaşırtıcı bulundu. Sucu’nun seçimi kazanması durumunda, kısa vadede olmasa bile orta vadede benzer bir görevden alma süreciyle karşılaşabileceği yönündeki değerlendirmeler de siyasi kulislerde yüksek sesle dile getirildi.
Yeni Parti kulislerinde, Hayri Sucu’nun adaylığını açıklamasının ardından genel merkezin Gaziantep’teki seçime doğrudan müdahil olduğu iddiaları sıkça konuşuldu. Sucu’nun geçmişte bir toplantıda Özgür Özel ve genel merkez yöneticilerini hedef alan sözleri de parti çevrelerinde yeniden gündeme geldi. Genel merkezin bu nedenle Gaziantep kongre sürecine fazlasıyla müdahil olduğu yorumları yapıldı. Hatta ilçe başkanlarına, “Erhan Deniz Güngen’i destekleyeceksiniz” yönünde talimat verildiği iddia edildi. Bu iddiaların doğruluğu tartışılabilir ancak seçim sürecinin parti içindeki güç mücadelesinden bağımsız değerlendirilmesi de mümkün görünmüyor.
Şunu açıkça belirtmek gerekir ki Yeni Parti, Gaziantep’te kurulduğu günden bu yana örgütsel anlamda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Bu tablonun oluşmasında, siyaseti yönetme ve örgütle bütünleşme konusunda önemli eksiklikler sergilediğini düşündüğüm Erhan Deniz Güngen’in de payı olduğunu belirtmeliyim. Bir siyasi partide kurucu başkan olmak, tek başına örgütün desteğini kazanmak için yeterli değildir. Önemli olan, teşkilatın farklı kesimlerini ortak hedef etrafında birleştirebilmek, eleştirilere kulak vermek ve siyasi tecrübeyi doğru yönetebilmektir.
Melih Meriç’in saldırıya uğradığı olayın ardından hastane önünde kükreyen Güngen’in, sonrasında emniyette sözlerini geri alması, siyasi duruşu açısından eleştirilmesine neden oldu. Bu süreç, Güngen’in kamuoyu önündeki söylemiyle kriz anlarındaki tutumu arasındaki tutarlılığın sorgulanmasına yol açtı. Örgütle bütünleşme konusunda yaşadığı sorunlar da bu tartışmaların gölgesinde kaldı.
Güngen’in yönetim tarzı ve siyasi tecrübesine yönelik eleştiriler, il başkanlığı için yılların siyasi aktörlerini harekete geçirdi. Bu isimlerden biri de Hayri Sucu oldu. Ancak burada şu soruyu sormak gerekiyor: Hayri Sucu, Yeni Parti Gaziantep örgütünün değişim beklentisini karşılayabilecek doğru isim miydi?
Bu sorunun yanıtı elbette tartışmaya açık. Gaziantep gibi siyasi tecrübesi ve örgütsel ağırlığı bulunan çok sayıda ismin yer aldığı bir kentte, daha genç, dinamik ve yenilikçi bir adayın öne çıkması beklentisi vardı. Sucu’nun adaylığını açıklamasıyla birlikte bu beklentinin ne ölçüde karşılandığı sorgulanırken, adaylık yarışının aynı zamanda genel merkez ile yerel örgüt arasındaki güç mücadelesine dönüştüğü yorumları da yapıldı.
Bütün bu tartışmaların ardından sandıktan çıkan sonuç, Erhan Deniz Güngen’in kazandığını gösteriyor. Ancak bu sonuç, Güngen’in örgütteki bütün sorunları geride bıraktığı ya da tartışmasız bir siyasi destek kazandığı anlamına gelmiyor. Aksine, genel merkezin desteğine rağmen Hayri Sucu’nun 4 bin 169 oy alması, parti içinde göz ardı edilemeyecek bir muhalif tabanın bulunduğunu ortaya koyuyor.
Asıl dikkat çekici nokta da burada başlıyor.
Genel merkezin desteğini arkasına alan mevcut il başkanı, seçimi kazanmış olsa da üyelerin önemli bir bölümü farklı bir tercihte bulundu. Aradaki 890 oyluk fark, Güngen’in lehine sonuçlanmış olabilir; ancak bu fark, parti içindeki rahatsızlıkların yok sayılmasına gerekçe yapılamaz. Siyasette sandığı kazanmak kadar, sandıktan çıkan mesajı doğru okumak da önemlidir.
Benim kanaatim şu: Erhan Deniz Güngen’in karşısına daha genç, dinamik ve örgütü birleştirebilecek bir isim çıksaydı, genel merkez de tarafsız bir tutum sergileseydi, bugün kurucu başkanın il kongresine aday olamayacağını yazıyor olabilirdik. Elbette bu bir varsayım. Ancak seçim sonuçları, böyle bir ihtimalin siyasi açıdan ciddiye alınması gerektiğini gösteriyor.
Güngen şimdi önündeki asıl sınavla karşı karşıya. Seçimi kazanmak bir sonuçtur; örgütü kazanmak ise ayrı bir başarıdır. Kendisine oy verenlerle yetinmeyip Hayri Sucu’ya destek veren binlerce üyeyi de kucaklayabilecek mi? Eleştirileri bir tehdit olarak görmek yerine, parti içindeki eksiklikleri gidermek için bir fırsata dönüştürebilecek mi?
Genel merkez açısından da benzer bir sınav söz konusu. Yerel teşkilatların iradesine ne ölçüde saygı gösterildiği, adaylar arasında nasıl bir mesafe korunduğu ve seçim sonrasında örgütün bütünlüğünün nasıl sağlanacağı, partinin Gaziantep’teki geleceğini doğrudan etkileyecek.
Çünkü siyasette hiçbir destek sonsuza kadar garanti değildir. Genel merkezin desteğiyle kazanılan bir seçim, sahada ve örgütte karşılık bulmadığı sürece kalıcı bir başarıya dönüşmez. Üyelerin beklentilerini anlamayan, teşkilatın sesini duymayan ve eleştirilerden ders çıkarmayan bir yönetimin önündeki sorunlar da sandık kapandı diye ortadan kalkmaz.
Yeni Parti Gaziantep’te seçim sona erdi. Erhan Deniz Güngen kazandı, Hayri Sucu kaybetti. Fakat asıl mesele, bu yarışın ardından kimin ne kadar oy aldığı değil, partinin bu sonuçlardan ne kadar ders çıkaracağıdır.
Sandık Güngen’i kazanan ilan etti. Şimdi sıra, örgütün güvenini kazanmaya geldi.