Çokavgil, beynin olası sosyal tehditlere daha fazla odaklanmasının sinir sistemini sürekli tetikte tutabildiğini belirterek bunun uyku, dikkat ve tahammül sorunlarının yanı sıra zihinsel yorgunluğa neden olabileceğini ifade etti.

Beyin çevreyi daha tehditkâr algılayabiliyor

Uzun süreli yalnızlığın kişinin sosyal çevresini değerlendirme biçimini değiştirebildiğini belirten Çokavgil, bu süreçte insanların söz ve davranışlarının gereğinden fazla analiz edilebildiğini söyledi.

Çokavgil, "Uzun süreli yalnızlık, beynimizin sosyal çevreyi daha tehditkar algılamasına sebep olabiliyor. Bu noktada kişi, diğer insanların sözlerini ya da davranışlarını aşırı analiz etme eğiliminde olabiliyor" dedi.

Belirsizlik dışlanma olarak yorumlanabiliyor

Yalnızlığın sinir sistemi üzerindeki etkisine de dikkat çeken Çokavgil, kişinin belirsiz durumları dışlanma veya reddedilme şeklinde değerlendirebildiğini ifade etti.

Çokavgil, sinir sisteminin sürekli tetikte olmasıyla birlikte uyku problemleri, tahammülsüzlük ve zihinsel yorgunluk görülebileceğini belirterek, "Belirsiz olan bir olayı ya da durumu maalesef dışlanma veya reddedilme olarak yorumlayabiliyoruz. Sürekli tetikte olunduğu için sinir sistemimiz daha aktif çalışıyor; bu da uyku problemleri, tahammülsüzlük ya da zihinsel yorgunluk olarak ortaya çıkabiliyor" ifadelerini kullandı.

Dikkat ve öğrenme süreçleri de etkilenebiliyor

Beynin kaynaklarının önemli bölümünün olası sosyal tehditlere yönelmesinin zihinsel performansı etkileyebileceğini söyleyen Çokavgil, bunun hafıza, öğrenme ve dikkat sorunlarını beraberinde getirebileceğini dile getirdi.

Sonbaharda bu belirtileri hafife almayın
Sonbaharda bu belirtileri hafife almayın
İçeriği Görüntüle

Çokavgil, "Beynimizin önemli bir kısmı muhtemel sosyal tehditlere odaklandığı için hafıza, öğrenme ve dikkat problemleri de yaşanabiliyor" dedi.

Sosyal bağlar yeniden kurulabiliyor

Bu tür sorunların kalıcı olmak zorunda olmadığını vurgulayan Çokavgil, düzenli sosyal ilişkilerin ve gerektiğinde alınan psikolojik desteğin sürece katkı sağlayabileceğini belirtti.

Çokavgil, "Tabii ki bunlar kalıcı durumlar değil. Düzenli bir sosyal çevre, sağlıklı sosyal bağlar ve gerektiğinde psikolojik destek aldığımız zaman beynimiz yeniden bağ kurmayı öğrenebilir. İnsan sosyal bir varlık ve sosyalleşmek bizim için hayati önem taşıyor" ifadelerini kullandı.

Kaynak: İHA