Tek bir kişinin 16 ila 18 kişiye virüs bulaştırabildiğine dikkat çeken uzmanlar, kızamığın yalnızca çocukları değil, yetişkinleri de tehdit ettiğini belirtiyor.
Aşıyla önlenebilen bulaşıcı hastalıklar arasında yer alan kızamık, özellikle toplumdaki bağışıklık oranının düşmesiyle yeniden yayılma riski taşıyor. Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul ile Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Songül Özer, vakalardaki artışın nedenlerini, hastalığın seyrini ve ortaya çıkabilecek ciddi sağlık sorunlarını değerlendirdi.
Kızamık vakaları 2026’da yeniden arttı
Türkiye’de kızamıkla mücadelede yıllar içinde önemli ilerleme kaydedildi. 1969 yılında 66 binin üzerinde vakanın ve 532 ölümün kaydedilmesinin ardından 1970’te rutin aşılama uygulamasına geçildi. 1985’te gerçekleştirilen geniş çaplı aşı kampanyasıyla vaka sayıları 2 bin seviyelerine kadar geriledi. Daha sonraki yıllarda yürütülen aşılama çalışmaları ve 2006’da Kızamık-Kızamıkçık-Kabakulak (KKK) karma aşısının uygulanmaya başlanmasıyla hastalık uzun süre kontrol altında tutuldu.
Ancak son yıllara ilişkin veriler, vaka sayılarında yeniden artış yaşandığını ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine dayandırılan bilgilere göre Türkiye’de 2022’de 127 olan vaka sayısı, 2023’te 500’e, 2024’te 1.500’e ve 2025’te yaklaşık 2.000’e yükseldi.
2026 yılının ilk beş ayında 877 vaka kaydedildiği, eylül itibarıyla sayının 1.103’e ulaştığı, ekim ayında ise 3 bin sınırına yaklaştığı belirtiliyor. Uzmanlar, artışın önüne geçilebilmesi için aşı takibinin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Bir kişi 18 kişiye kadar virüs bulaştırabiliyor
Kızamığı tehlikeli hale getiren unsurların başında yüksek bulaşıcılığı geliyor. Uzm. Dr. Songül Özer, virüsün solunum yoluyla yayıldığını ve enfekte kişilerin çevrelerindeki çok sayıda kişiye hastalığı bulaştırabildiğini belirtiyor.
Özer, tek bir hastanın 16 ila 18 kişiyi enfekte edebileceğini, toplum içindeki bulaş oranının ise yüzde 75 ila 90 seviyelerine ulaşabildiğini ifade ediyor.
Bildirilen vakaların yaklaşık yüzde 30’unda bir veya daha fazla komplikasyon gelişebildiğini aktaran Özer, kızamığın yetişkinlerde de görülebildiğini ve bu yaş grubunda ağır seyretme riskinin bulunduğunu vurguluyor.
Toplumsal bağışıklık için yüzde 95 gerekiyor
Kızamık gibi kolay yayılan hastalıkların toplumda kontrol altında tutulabilmesi için aşılama oranının yüzde 95 düzeyinde olması gerektiği belirtiliyor. Haberde aktarılan verilere göre Türkiye’de bu oranın yüzde 92 seviyelerine gerilediği, bazı büyük şehirlerde ise daha düşük oranlarla karşılaşıldığı ifade ediliyor.
Uzm. Dr. Songül Özer, bağışıklık oranındaki düşüşün birden fazla nedeni olduğunu belirtiyor. Covid-19 salgınının ardından sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler, aşıların yan etkilerine ilişkin endişeler ve aşıyla ilgisi olmayan sağlık sorunlarının aşıya bağlanması, aşı kararsızlığını artıran etkenler arasında gösteriliyor.
Düzensiz göç ve kayıtsız nüfus nedeniyle bazı kişilerin aşı geçmişine ulaşılmasında ve aşı takibinde güçlük yaşanabildiğine de dikkat çekiliyor. Bunun yanı sıra aşının yalnızca ilk dozunun yapılması veya iki doz uygulanmasına rağmen yeterli bağışıklık gelişmemesi de vaka artışında rol oynayabiliyor.
Kızamık aşısı hangi yaşlarda yapılıyor?
Ulusal Aşı Takvimi kapsamında KKK aşısının ilk dozu 12. ayda, ikinci dozu ise 4-6 yaş döneminde uygulanıyor. Uzmanların verdiği bilgilere göre tek doz aşı sonrasında koruyuculuk yaklaşık yüzde 95 seviyesinde bulunurken, iki dozun ardından bu oran yüzde 97-99'a yükseliyor.
Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, iki doz aşılanmış çocukların virüsle karşılaşmaları halinde hastalığı hiç geçirmeyebileceğini veya daha hafif belirtilerle atlatabileceğini belirtiyor. Aşı, özellikle ciddi komplikasyonların ve hastalığa bağlı ölümlerin önlenmesinde önemli rol oynuyor.
Aşısız çocuklarda hastalık nasıl ilerliyor?
Kızamıkta belirtiler, virüsle karşılaşılmasının ardından genellikle yaklaşık 10 günlük kuluçka süresini takiben ortaya çıkıyor. Hastalık yüksek ateş, burun akıntısı, gözlerde kızarıklık ve öksürükle başlayabiliyor.
Ağız içinde Koplik lekeleri olarak bilinen beyaz oluşumlar görülebiliyor. Ardından yüzde başlayan kırmızı döküntüler vücuda yayılabiliyor. İştah kaybı ve belirgin halsizlik de hastalığa eşlik edebiliyor.
Enfekte kişiler, hastalığın erken belirtilerinden döküntülerin kaybolduğu döneme kadar çevrelerine virüs bulaştırabiliyor. Bu nedenle hastalığın erken fark edilmesi ve yayılımı önlemeye yönelik tedbirlerin alınması önem taşıyor.
Zatürre ve beyin iltihabı gibi ciddi komplikasyonlar görülebiliyor
Kızamık, bazı hastalarda ciddi komplikasyonlara yol açabiliyor. Prof. Dr. Bülent Ertuğrul'un aktardığı bilgilere göre kızamık geçiren her 1.000 çocuktan yaklaşık 50-60'ında zatürre gelişirken, her 1.000 çocuktan birinde akut ensefalit, yani beyin iltihabı görülebiliyor.
Hastalığın nadir ancak ağır sonuçlarından biri de Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) olarak bilinen nörolojik hastalık. Kızamık enfeksiyonundan aylar veya yıllar sonra ortaya çıkabilen SSPE, ilerleyici beyin hasarına neden olabiliyor ve bilinen kesin bir tedavisi bulunmuyor.
Prof. Dr. Ertuğrul, SSPE'nin erken döneminde davranış değişiklikleri, öğrenme güçlüğü ve okul başarısında düşüş görülebileceğini belirtiyor. İlerleyen dönemlerde istemsiz kas hareketleri, konuşma güçlüğü, nöbetler, yutma sorunları ve hareket kabiliyetinde kayıp ortaya çıkabiliyor. Hastalık ağırlaştığında bilinç kaybına ve ölüme kadar ilerleyebiliyor.
Uzmanlardan aşı çağrısı
Uzmanlar, kızamık vakalarındaki artışın önlenmesi için aşılanma oranlarının yükseltilmesi ve çocukların aşı takvimlerinin düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.
KKK aşısının canlı, zayıflatılmış aşılar arasında yer aldığını hatırlatan uzmanlar, bazı sağlık durumlarında aşının uygulanamayabileceğini belirtiyor. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve gebeler gibi özel gruplarda aşılama kararı sağlık uzmanlarınca değerlendirilmelidir.
Aşılanma oranlarının artırılması, yalnızca çocukları değil, henüz aşılanamayacak yaştaki bebekleri ve bağışıklık sistemi zayıf kişileri de korumak açısından önem taşıyor. Uzmanlara göre kızamıkla mücadelede düzenli aşılama, doğru bilgilendirme ve toplum genelinde bağışıklığın güçlendirilmesi temel önemini koruyor.





