Sabahları yataktan kalktıktan sonra belirginleşen topuk ağrısı, plantar fasiitin önemli belirtilerinden biri olabilir. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, topuk ağrısının tek nedeninin plantar fasiit olmadığını belirterek, farklı hastalıkların da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ayak tabanında topuk kemiğinden parmaklara kadar uzanan plantar fasyanın, ayağın yük taşıma ve basma işlevinde önemli rol oynayan güçlü bir bağ dokusu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Koca, tekrarlayan mekanik zorlanmaların bu dokuda mikro düzeyde hasarlanma, yıpranma, inflamatuvar değişiklikler ve ödeme yol açabileceğini belirtti.
Uzun süre devam eden mekanik zorlanma ve plantar fasya üzerindeki çekme kuvvetlerinin, halk arasında "topuk dikeni" olarak bilinen kalkaneal spur oluşumuyla da ilişkili olabileceğini aktaran Koca, her topuk ağrısının plantar fasiit olmadığını vurguladı.
Prof. Dr. Koca, özellikle sabahları belirgin bel tutukluğu, eklem şişlikleri veya artrit yakınmaları bulunması halinde romatolojik hastalıkların araştırılması gerektiğini kaydetti. Yanma ve uyuşma gibi şikâyetlerde sinir sıkışmaları ve bel kaynaklı sorunların; Aşil tendon problemleri, gut ve diğer ayak-topuk hastalıklarının da ayırıcı tanıda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Plantar fasiit tedavisinde yalnızca ağrılı bölgeye odaklanılmaması gerektiğini belirten Koca, ayağın genel yapısı ve yük dağılımının değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Ayak arkının yeterliliği, ayak tabanındaki anormal yüklenmeler, kilo, fasiyal gerginlik ve blokajlar, yürüme-basma özellikleri ile geçirilmiş ameliyatların tedavi planında birlikte ele alınması gerektiğini belirten Koca, tedavinin hastanın özelliklerine göre şekillendirilmesi gerektiğini söyledi.
Koca, tedavide ev egzersizleri, uygun ayakkabı ve tabanlık, manuel terapi ve fasiyal gevşetme uygulamalarının yanı sıra ESWT, lazer ve fasiyal hidrodiseksiyon gibi yöntemlerden yararlanılabileceğini aktardı. Gerekli durumlarda nöral terapi, proloterapi ve PRP uygulamalarının da tedavi planına dahil edilebileceğini belirtti.
Kök hücre ve eksozom uygulamalarının uygun hastalarda tedavi seçenekleri arasında değerlendirilebileceğini ifade eden Koca, tedaviye dirençli seçilmiş vakalarda radyofrekans uygulanabileceğini kaydetti.
Steroid enjeksiyonlarının ise olası yan etkiler ve tedaviye bağlı riskler dikkate alınarak, her hasta için beklenen yarar ile muhtemel zarar arasındaki dengenin değerlendirilmesiyle gündeme alınması gerektiğini belirtti.
Şikâyetlerin uzun sürdüğü, tedaviye yanıt vermediği veya alışılmışın dışında seyrettiği durumlarda bazı hormon ve mineral dengesizliklerinin de araştırılması gerektiğini söyleyen Koca, D vitamini, tiroid ve paratiroid hormonları, kalsiyum ve fosfor düzeyleri başta olmak üzere gerekli kan tetkiklerinin yapılabileceğini ifade etti. Gut hastalığı açısından da ürik asit düzeyinin değerlendirilebileceğini belirtti.
Koca, plantar fasiit tedavisinde amacın yalnızca ağrıyı azaltmak olmadığını, ağrıya neden olan mekanik ve fasiyal faktörlerin yanı sıra gerektiğinde romatolojik, nörolojik ve metabolik nedenlerin birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir tedavi planı oluşturulması olduğunu söyledi.





