CHP Genel Başkanı Özgür Özel, depremin üçüncü yıl dönümünde Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde yaptığı açıklamalarda hem anma hem de denetim ziyaretlerinin sürdüğünü belirtti. Özel, hafta boyunca depremden ağır şekilde etkilenen tüm illeri ziyaret edeceğini söyledi. Açıklamasında deprem vergilerine de dikkat çeken Özel, 21 yıl boyunca milyarlarca, hatta trilyonlarca dolar deprem vergisi toplandığını ancak buna rağmen kentlerin depreme dirençli hale getirilemediğini ifade etti. Depremde ilk 72 saatte yaşanan müdahale eksikliğine dikkat çeken Özel, enkaz başında vatandaşların en çok sorduğu sorunun “Ordu neredeydi?” sorusu olduğunu belirtti. Özel, depremzedelerin karşı karşıya kaldığı kira artışları, krediye erişemeyen Bağ-Kur’lular ve afet desteği alamayan esnafların yaşadığı sıkıntıları da gündeme taşıdı. İktidarın “bir yıl içinde konut” vaadini hatırlatan Özel, Nurdağı’nda hâlâ binlerce vatandaşın konteynerlerde yaşamını sürdürdüğünü söyledi.

Özel, Deprem Şehitlerini Andı

Bölgede esnafla ve konteyner kentte yaşayan depremzedelerle bir araya gelen Özel, Nurdağı İlçe Başkanlığı binası önünde yaptığı açıklamalarda deprem sonrası yaşanan sorunlara dikkat çekti. Ziyaretlerde CHP milletvekilleri Hasan Öztürkmen ve Melih Meriç ile Ali Doğan, il ve ilçe teşkilatları da yer aldı. Özel, depremde hayatını kaybeden vatandaşları anarak, “Öncelikle Nurdağı’nda, İslahiye’de, bütün Gaziantep’te ve on bir ilimizde depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Bir kez daha hepimizin başı sağ olsun” ifadelerini kullandı.

Depremde Hasar Gören Tüm İllerimizi Ziyaret Edeceğim

Sabah Osmaniye’de olduğunu, ardından Nurdağı’na geldiğini belirten Özel, “Sabah Osmaniye’deydim, şimdi Nurdağı’ndayım. Birazdan İslahiye’ye gideceğim. Hafta boyunca depremde hasar gören, ağır kayıplar veren tüm illerimizi ziyaret edeceğim. Bu ziyaretlerin temel amacı elbette yeniden taziye ve geçmiş olsun dileklerimizi iletmek. Ancak bunun yanında, ülkenin ana muhalefet partisi olarak denetim görevimizi yerine getiriyoruz; eksiklikleri dile getiriyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Yol Haritamızı Paylaşıyoruz

CHP’nin sahada geniş bir kadroyla bulunduğunu belirten Özel, “Aynı zamanda iktidara talip, ülkeyi yönetmeye kadrolarıyla ve programıyla hazır bir siyasi parti olarak, bölgede nelerin nasıl yapılması gerektiğini ve biz göreve geldiğimizde neler yapacağımızı paylaşmak üzere buradayız. Yanımda milletvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız, Cumhurbaşkanlığı aday ofisindeki gölge bakanlarımız, politika başkanlarımız, parti meclisi üyelerimiz ve yüksek disiplin kurulu üyelerimiz bulunuyor. Önceden geldiler, çalıştılar, eksiklikleri tespit ettiler ve bize bilgi verdiler. Bugün de sahada gördükleri sorunları hem çözüm önerilerimizle hem de gerekiyorsa Meclis’te ve Bakanlıklar nezdinde dile getireceğiz.” şeklinde konuştu.

Kentler Dirençli Hale Getirilmedi

Deprem sürecinde iktidarın sorumluluğunu eleştiren Özel, toplanan deprem vergilerine rağmen şehirlerin depreme dayanıklı hale getirilmediğini söyledi. “En önemli mesele, dirençli kentlerin nasıl oluşturulacağıdır. Hatırlanacağı üzere, deprem yaşandığında iktidar partisi acemi bir parti değildi. O gün, 21 yıllık bir iktidardı; koalisyon ortağı olmadan, mazeretsiz bir şekilde ülkeyi yöneten bir iktidardı. Bu süreçte milyarlarca, hatta trilyonlarca dolar deprem vergisi toplandı. Dört trilyon dolara yakın vergi toplandı, imar gelirleriyle büyük imkânlar elde edildi. Buna rağmen kentler depreme dirençli hale getirilemedi. Yirmi bir yıl boyunca deprem vergisi toplayan ancak kentleri depreme hazırlayamayan, yıkımdan sorumlu bir iktidarla karşı karşıyayız.” diye konuştu.

Özgür Özel-9

Enkaz Başında Sorulan Soru Şuydu: Ordu Neredeydi?

Nurdağı’nda yaşananlara da değinen Özel, “Nurdağı’nda bunu hep birlikte yaşadık. Enkaz başında gençler “Sesimizi duyan var mı?” diye sesleniyordu. Bu, enkazın altındaki bir sesti. Enkazın üstündekiler ise milletvekillerini görünce kollarımıza yapışıp “Ordu neredeydi?” diye soruyordu.” dedi.

Özel, açıklamasını bu sorunun yalnızca muhalefetin değil, enkaz başında umutla bekleyen vatandaşların sorusu olduğunu ifade ederek, “Depremin ilk gününde yapılması gereken, kuldan beklenen, arama kurtarma çalışmalarını hızla başlatacak olan orduyu derhal harekete geçirmekti. Bu şartlar altında ordunun üç gün boyunca kışlada tutulmasının açıklanabilir hiçbir tarafı yoktur. Bu soruyu ben sormadım, muhalefet liderleri sormadı. Bu soruyu enkaz başında yakınını kaybeden, umudunu yitiren depremzedeler sordu:

Ahmet Kaya’dan Berat Kandili’nde birlik ve kardeşlik mesajı
Ahmet Kaya’dan Berat Kandili’nde birlik ve kardeşlik mesajı
İçeriği Görüntüle

Ordu neredeydi, üç gün boyunca neden yoktu?” şeklinde konuştu.

İlk Üç Gün Hayati Öneme Sahipti

Depremin ilk günlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sahaya geç çıktığını öne süren Özel, “Depremin ilk üç günü boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri, tüm donanımı ve eğitimiyle, gencecik Mehmetçikler talimat beklerken, “Orduyu kışladan çıkarmak kolay, geri sokmak zor” gibi gerekçelerle bekletildi. Üç gün sonra çıkarıldılar. Yine de Mehmetçik inanılmaz işler başardı, birçok can kurtardı. Ancak hepimizin bildiği gibi, depremde kayıplar ilk 24 saatte, en geç 72 saatte yaşanır. Ondan sonrası mucizedir, duadır, Allah’ın takdiridir.” dedi.

Üç Yıl Geçti, Sorunlar Bitmedi

Özel, “Ben neredeyim? Gaziantep’in Nurdağı ilçesindeyim. Tam bir yıl değil, üç yıl sonra. Nereyi ziyarete geldim? Konteyner kenti ziyarete geldim. Konteyner kentte kaç kişi yaşıyor? 4 bin 500 kişi var. Ne olacak şimdi? ‘Oyu bana verin, bir yıl içinde’ diyordu. Ben birinci yıl geldim arkadaşlar. Birinci yılda Türkiye genelinde oran yüzde 2,4’tü. Yani 100 depremzedenin sadece 2,5’i evine girmişti, 98’i hâlâ dışarıdaydı. İkinci yıl geldim, sözünü tuttu mu diye baktım; yüzde 30. Depremzedenin yüzde 70’i yine dışarıdaydı. Üçüncü yıl geldi, şimdi övünüyorlar. İnsan çatlar. Ya bu nasıl bir şey? Bununla övünülür mü? Utanılacak bir durumla övünüyoruz. Bir yıl dediğin işi, üç yılın sonunda bile tam yapmamışsın. Yüzde 70’ine anahtar dağıtmışsın, bununla övünüyorsun. Peki geri kalan yüzde 30 ne olacak?” diye konuştu.

Anahtar Var, Yerleşmek Hala Zor

İş bulamayan, düzen kuramayan insanlar var diyen özel, “Şimdi anahtarı alan vatandaşlardan yerleşebilen var, yerleşemeyen var. Gittiğinizde depremzede anlatıyor: ‘Nasıl yerleşeyim? Bir, kiracıyım, bana ev vermediler. Eskiden işim vardı, şimdi işim yok. Kira için en az 20 bin lira istiyorlar, 15 bin lira istiyorlar, depozito istiyorlar, üç ay peşin istiyorlar.’ Kiracı zaten perişan. İş bulamayan, düzen kuramayan insanlar var. İşini bulan diyor ki: ‘Lastikçiyim, lastikçilik yapıyorum ama nasıl eşya alacağım, nasıl depozito vereceğim, nasıl üç aylık peşin ödeyeceğim?’ Sen bu insanların konteynerinin elektriğini kesiyorsun ve ‘Git kiraya çık’ diyorsun. Bu birincisi. İkincisi ev sahibi. Anahtarı vermişler, ‘gideyim yerleşeyim’ diyor. Nasıl yerleşsin? Şimdi söylediler; TOKİ’nin teslim ettiği evlerde en az 100 bin lira, bazı evlerde 300–400 bin lira masraf var. Çatıdan su sızıyor, parke kabarmış, kapının kolu yok… Bunların hepsi depremzedenin anlattığı şeyler. Diyelim ki geçti; aidat başlıyor, elektrik başlıyor, su başlıyor, doğalgaz başlıyor. Anahtarı aldın ama eve giremedin. Buna rağmen aidat başlıyor. Aramaya başlıyorlar: ‘Aidat borcunu öde’ diye. Bunların hepsi bu kentin gerçekleri.” ifadelerine yer verdi.

Kaynak: Hatice Zengin