Akciğer kanserinde uzun süren öksürüğün sigaraya bağlanarak ihmal edilmesi, erken tanı fırsatının kaçırılmasına neden olabiliyor. Hastalık yalnızca sigara kullananlarda görülmezken pasif sigara dumanı, radon, hava kirliliği ve mesleki maruziyetler de risk faktörleri arasında yer alıyor. Uzmanlar, özellikle uzun süren veya karakteri değişen öksürük başta olmak üzere hastalığın belirtilerinin dikkate alınması gerektiğine işaret ediyor.

Daviva Avcılar Hastanesi Göğüs Cerrahisi Bölümü'nden Doç. Dr. Selçuk Köse, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında hastalığın risk faktörleri, belirtileri ve tedavi yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Öksürüğü sigaraya bağlamak tanıyı geciktiriyor

Tütün ve tütün ürünlerinin akciğer kanserinin en önemli ve önlenebilir risk faktörü olduğunu belirten Köse, sigarayı bırakmanın kullanım süresi ne olursa olsun sağlık açısından önemli faydalar sağladığını ifade etti.

Sonbaharda Bu Tehlikeye Dikkat: Tek Bir Tanesi Bile Öldürebilir
Sonbaharda Bu Tehlikeye Dikkat: Tek Bir Tanesi Bile Öldürebilir
İçeriği Görüntüle

Akciğer kanserinin yalnızca sigara içenlerde görülmediğini vurgulayan Köse, pasif sigara dumanı, radon, hava kirliliği ve bazı mesleki maruziyetlerin de hastalık riskini artırdığını kaydetti.

Uzun süren veya karakter değiştiren öksürük, kanlı balgam, açıklanamayan kilo kaybı, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve tekrarlayan akciğer enfeksiyonlarının dikkate alınması gerektiğini belirten Köse, bu belirtilerin her zaman kanser anlamına gelmediğini ancak mutlaka araştırılması gerektiğini bildirdi.

Erken evrede belirti vermeyebilir

Akciğer kanserinin erken evrelerde herhangi bir belirtiye neden olmayabileceğine dikkati çeken Köse, yüksek risk grubundaki kişilerin şikayetlerin ortaya çıkmasını beklememesi gerektiğini ifade etti.

Yaş ve sigara kullanım öyküsü gibi ölçütlere göre uygun bulunan kişilere düşük doz akciğer tomografisiyle tarama yapılmasının hastalığın erken evrede tespit edilmesine katkı sağlayabileceğini belirten Köse, tarama kararının olası yarar ve riskler değerlendirilerek kişiye özel verilmesi gerektiğini kaydetti.

Kapalı ameliyatlar iyileşmeyi kolaylaştırıyor

Cerrahi tedavinin özellikle erken evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde temel seçeneklerden biri olduğunu aktaran Köse, uygun hastalarda ameliyatların minimal invaziv yöntemlerle gerçekleştirilebildiğini söyledi.

Halk arasında kapalı ameliyat olarak bilinen yöntemde küçük kesilerden kamera ve özel cerrahi aletlerle göğüs boşluğuna ulaşıldığını belirten Köse, kanserli akciğer dokusu ile gerekli lenf bezlerinin çıkarıldığını ifade etti.

Uygun hastalarda kapalı cerrahinin açık ameliyata kıyasla ameliyat sonrası ağrıyı azaltabildiğini, hastanede kalış süresini kısaltabildiğini ve günlük yaşama daha hızlı dönüş sağlayabildiğini bildirdi. Ameliyat yönteminin belirlenmesinde tümörün büyüklüğü, yerleşimi ve evresinin yanı sıra hastanın solunum kapasitesi ve eşlik eden hastalıklarının da dikkate alındığını kaydetti.

Tedavi hastaya göre planlanıyor

Akciğer kanserinde tedavinin hastalığın türüne, evresine ve tümörün moleküler özelliklerine göre belirlendiğini aktaran Köse, cerrahinin yanı sıra kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin de uygulanabildiğini ifade etti.

Bazı hastalarda ameliyat öncesinde veya sonrasında ek tedavilere ihtiyaç duyulabildiğini belirten Köse, tedavi kararlarının farklı uzmanlık alanlarının ortak değerlendirmesiyle alınmasının önemine işaret etti.

Köse, akciğer sağlığının korunması için tütün ürünlerinden uzak durulması, uzun süren şikayetlerin ihmal edilmemesi ve risk grubundaki kişilerin erken tanı imkanları konusunda hekimlerine danışması gerektiğini vurguladı.

Kaynak: İHA