Obezite, tip 2 diyabet ve hareketsiz yaşam tarzıyla birlikte görülme sıklığı artan karaciğer yağlanması; ilerleyen dönemlerde karaciğer iltihabı, fibrozis ve siroza yol açabiliyor. Kalp-damar hastalıkları ve insülin direnciyle de doğrudan ilişkili olan hastalık, erken dönemde çoğunlukla belirti vermiyor.

Sessiz Çalışan Ama Hayati Öneme Sahip Bir Organ

Hastalığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Bülent Yıldırım, "Karaciğer sessiz çalışan ama hayati öneme sahip bir organdır. Belirti vermeye başladığında geç kalınmış olunabilir. Bu nedenle belirtileri beklemeden sağlıklı beslenmek, hareketli bir yaşam benimsemek ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırmak hayati önem taşır" dedi.

Karaciğer Yağlanması Hakkında Bilinen Yanlışlar

Toplumdaki yaygın inanışın aksine karaciğer yağlanmasının en sık nedeni artık alkol değil; fazla kilo, şeker hastalığı ve hareketsiz yaşamdır. Basit gibi görünen bu durum yıllar içinde ağır iltihaba ve siroza dönüşebilir. Hastalık çoğu zaman hiçbir belirti vermediği gibi, kan tahlilleri normal çıksa dahi karaciğerde yağlanma hatta sertleşme başlamış olabilir.

Sıcak havalarda böbrek sağlığına dikkat
Sıcak havalarda böbrek sağlığına dikkat
İçeriği Görüntüle

Hastalık sadece kilolu kişilerde görülmez, özellikle bel çevresi geniş olan ve şeker hastalığı bulunan normal kilodaki bireyler de risk altındadır. En etkili tedavi sanılanın aksine ilaçlar değil; sağlıklı beslenme, egzersiz ve kilo vermedir. Bilimsel olarak kanıtlanmamış bitkisel ürünler karaciğeri temizlemek yerine organa zarar vererek hastaneye yatışlara yol açabilir.

Öte yandan, vücut ağırlığının yüzde 5 ila 10'unun verilmesi bile iltihabı ve yağlanmayı önemli ölçüde azaltır. Karaciğer yağlanması sadece tek bir organı etkilemekle kalmaz; kalp krizi, felç, böbrek hastalığı ve tip 2 diyabet riskini de artırır. Ancak erken dönemde alınan tedbirler ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla karaciğerin kendini toparlaması mümkündür.

Kaynak: İHA